Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10283 E. 2025/5433 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10283
Karar No
2025/5433
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/44 Esas, 2024/339 Karar KARAR : Husumetten ret/kabul

Taraflar arasındaki taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan şerhin silinmesi olmadığı takdirde uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl dava ile kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın davalı ... yönünden husumet nedeniyle reddine ve Hazine yönünden taleple bağlı kalınarak kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 854 parsel sayılı taşınmazı şerhsiz olarak satın alarak malik olduğunu, tapu kaydına orman şerhi işlendiğini, taşınmazın tapuda hâlen davacı adına kayıtlı olduğunu, öncelikle orman şerhinin kaldırılmasını, olmadığı takdirde taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... İdaresi tarafından açılan birleştirilen davada davacı idare vekili dava dilekçesinde; Sakarya ili, Sapanca ilçesi, ... Mahallesi 854 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosuna göre Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığını beyan ederek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Devlet Ormanı vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve husumetten reddi gerektiğini, aksi halde taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin de gözetilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.02.2016 tarihli ve 2015/12 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararı ile asıl davanın davalı ... idaresi yönünden husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden kabulü ile 74.267,25 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine'den alınarak davacılara verilmesine, birleştirilen davanın kabulü ile ... köyünde kain 854 parsel sayılı 12.528,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 990,23 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye 11.537,77 m²lik kısımdaki orman (satılamaz) şerhinin terkinine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda getirtilen emsallerin satışlarının vergi ve harçtan kaçınmak için düşük gösterildiği açıklandıktan sonra sonuçta piyasa rayicinden söz edilerek soyut ifadelerle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı belirtilerek yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, asıl davanın davalı ... yönünden husumet nedeniyle reddine ve Hazine yönünden taleple bağlı kalınarak kabulü ile 74.267,25 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine'den alınarak davacılara verilmesine, birleştirilen davanın kabulü ile dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 820 ada 4 parsel (eski 854 parsel) sayılı taşınmazın 21.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporundaki krokide (B) harfi ile gösterilen 990,23 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma öncesi orman sınırları içinde kaldığı tespit edilen 990,23 m² yönünden yapılan hesaplamanın soyut değerlendirmeler ile çok düşük olacak şekilde yapıldığını, orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilen 990,23 m²lik kısım dışındaki orman şerhinin terkinine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, asıl davada ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Birleştirilen dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma sonrası dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışması ile 820 ada 4 parsel numarasını aldığı ve orman sınırları içerisinde kalan alanın 2098,53 m² olduğu belirlendiği hâlde, hatalı olarak eski alan üzerinden hüküm kurulduğunu, kesinleşen yenileme çalışmaları ile dava konusu taşınmazın tüm alanı ve koordinatları değiştiğinden ve ilk kararın infazı mümkün olmadığından değişen alanlara göre yeniden tapu iptal ve tescil hükmü kurulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, asıl davanın husumetten reddi gerektiğini, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu uyarınca belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmaz arazi niteliğinde olduğu hâlde, arsa olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili Hazine harçtan muaf olduğu halde keşif harcının yargılama giderlerine dahil edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Bozma sonrası dava konusu taşınmaz için belirlenen m² birim bedeli 95,33 TL’nin, ilk karar ile hükmedilen m² birim bedeli 75,00 TL’den daha yüksek olduğu ve ilk karara karşı asıl dosya davacıları tarafından temyiz başvurusunda bulunulmadığından 75,00 TL/m² bedelin davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, taleple sınırlı olarak taşınmazın bozma öncesi bedeline hükmedilmesi sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; asıl dosya davacıları vekili ile davalı Hazine ve birleştirilen dosya davacısı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... köyü 854 parsel sayılı, 12.528,00 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın 03.08.1957 tarihinde dava dışı ... adına tapulama nedeni ile tescil edildiği, davacı ...’in 12.05.1969 tarihinde satın almak suretiyle malik olduğu, taşınmazın beyanlar hanesine 09.04.1993 tarihli ve 332 yevmiye numaralı işlem ile satılamaz şerhi konulduğu, asıl davanın 12.01.2015 tarihinde, birleştirilen davanın 27.05.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

5. Dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 854 parsel sayılı 12.528,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonucu ... Mahallesi 820 ada 4 parsel numarası ile 12.150,88 m² olarak tescil edildiği, bozma öncesi hükme esas alınan 21.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 990,23 m²lik kısmının Devlet Ormanı içerisinde kaldığı, bozma sonrası alınan 08.10.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda ise (4/B) harfi ile gösterilen 2098,53 m² yüzölçümlü kısmının orman kadastro haritalarında Sarıgöl-III Devlet Ormanı parseli içerisinde kaldığı, 820 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide sarı renkle boyalı ve (4/A) harfi ile gösterilen 10.052,35 m² yüzölçümlü kısmının orman kadastro haritalarında sarı renkle boyalı kültür arazileri içerisinde kaldığı tespit edilerek son celsedeki davacı beyanı uyarınca 990,23 m²lik kısmın bedeline hükmedildiği anlaşıldığından Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 820 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 08.10.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (4/B) harfi ile gösterilen 2098,53 m² yüzölçümlü kısmın davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve asıl dosya davacılarının bakiye 1.108,30 m2 orman alanı yönünden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davası açmakta muhtariyetine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt uyandıracak şekilde eski ada parsel numarası ve alan üzerinden hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

6. Dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kalan 10.052,35 m² yüzölçümlü kısmındaki orman şerhinin terkinine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır.

VII. KARAR Asıl dosya davacıları vekili ile davalı Hazine ve birleştirilen dosya davacısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Asıl dosya davacılarından peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,17.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Asıl dava, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine, birleştirilen dava ise kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir.

Bozmadan önce mahkemece davanın Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden kabulü ile, 74.267,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davanın kabulü ile dava konusu Sakarya ili, Sapanca ilçesi, ... köyü 854 parsel sayılı taşınmazın Fen bilirkişi raporundaki krokide B harfi ile gösterilen 990,23 m²lik kısmının orman vasfı ile davalı Hazine adına tesciline, taşınmazın A harfi ile gösterilen 11.537,77 m²lik kısmı üzerindeki orman (satılamaz) şerhinin terkinine karar verilmiş, kararın davalı Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince: ‘Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, getirtilen emsallerin satışlarının vergi ve harçtan kaçınmak için düşük gösterildiği açıklandıktan sonra, sonuçta piyasa rayicinden söz edilerek soyut ifadelerle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı’ gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; “Asıl davanın kabulü ile 74.267,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak tapu kaydındaki payları oranında davacılara verilmesine, birleşen davanın kabulü ile Fen bilirkişi raporundaki krokide B harfi ile gösterilen 990,23 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş” kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizce ‘...Dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 854 parsel sayılı 12.528,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonucu ... Mahallesi 820 ada 4 parsel numarası ile 12.150,88 m² olarak tescil edildiği, bozma öncesi hükme esas alınan 21.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 990,23 m²lik kısmının Devlet Ormanı içerisinde kaldığı, bozma sonrası alınan 08.10.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda ise (4/B) harfi ile gösterilen 2098,53 m² yüzölçümlü kısmının orman kadastro haritalarında Sarıgöl-III Devlet Ormanı parseli içerisinde kaldığı, 820 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide sarı renkle boyalı ve (4/A) harfi ile gösterilen 10.052,35 m² yüzölçümlü kısmının orman kadastro haritalarında sarı renkle boyalı kültür arazileri içerisinde kaldığı tespit edilerek son celsedeki davacı beyanı uyarınca 990,23 m²lik kısmın bedeline hükmedildiği anlaşıldığından 08.10.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (4/B) harfi ile gösterilen 2098,53 m² yüzölçümlü kısmın davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve asıl dosya davacılarının bakiye 1.108,30 m² orman alanı yönünden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davası açmakta muhtariyetine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt uyandıracak şekilde eski ada parsel numarası ve alan üzerinden hüküm kurulmasının ve dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kalan 10.052,35 m² yüzölçümlü kısmındaki orman şerhinin terkinine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin” isabetli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Bozma gerekçelerine katılmıyorum. Şöyle ki; davanın açıldığı 2015 tarihinde dava konusu taşınmaz olan eski 854 parselin yüzölçümü 12.528 m² ve kesinleşen tahdit içinde kalan bölümü ise 990,23 m² iken 2022 tarihinde bölgede 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme kadastrosu sonucunda yeni 820 ada 4 parsel numarası verilmek suretiyle 12.150,88 m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiş, orman tahdidi içinde kalan bölümünün ise 8.10.2023 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre 4/B=2098,53 m² olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf vekilince dava dilekçesinde orman şerhinin kaldırılması olmadığı takdirde rayiç bedel üzerinden tazminata hükmedilmesi talep edilmiş, davacı taraf vekilinin 25.06.2024 tarihli celsede alınan beyanında “3402 Sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışma sonucunda dava konusu taşınmazın 1.108,12 metrekarelik bölümünün de kesinleşen orman tahdidi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır, bu nedenle ormana dahil edilen kısım için dava açmak üzere tarafımıza süre verilsin ya da aksi düşünce halinde davamızın 990,23 m²lik kısmına ilişkin talebimizin kabulüne karar verilsin.” şeklindeki beyanı nazara alınarak mahkemece 990,23 m²lik bölümün iptali ile bu kısmın davalı adına tesciline ve bu bölüm dikkate alınarak dava tarihi itibarıyla belirlenen tazminatın davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Asıl ve birleştirilen davada HMK ya göre taraflarca tasarruf ilkesi geçerli olduğundan asıl davada davacı iradesi nazara alınarak 990,23 metrekare yönünden rayiç bedel üzerinden tazminata hükmedilmesi yerindedir.

Asıl ve birleştirilen davanın konusu kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bölüme ilişkin olduğundan orman tahdidi dışında kalan bölüm olan “..10.052,35 m² yüzölçümlü kısımdaki orman şerhinin terkinine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı” olduğuna ilişkin 6 no lu gerekçenin bozma ilamında olmaması gerektiği düşüncesinde olduğumdan 6 nolu gerekçeye katılamıyorum

Bunun yanı sıra birleştirilen dava dosyasında davacı ... idaresinin tapu iptali ile tescile ilişkin talebinin kabulü ile kesinleşen tahdit içinde kalan 2098.53 m²lik bölümün davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile davalı Hazine adına orman niteliği ile tesciline, kesinleşen Orman tahdidi içinde kalan 2098,53 m²lik bölümün bir kısmını oluşturan ancak davacı tarafın talebi (990,23 m²) ile sınırlı olarak karar verilmesi nedeniyle tazminat takdir edilmeyen 1.108,30 m²lik kısım ile 22/2-a çalışmaları nedeniyle dava konusu parselin 12.528 m²den 12.150,88 metrekareye düşmesi ve davacı tarafın taşınmazında meydana gelen 377,12 m²lik azalma yönünden davacının dava açmakta muhtariyetine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan infazda tereddüt yaratacak tarzdaki bozma görüşüne katılamıyorum.

Bu sebeple yeniden yargılama gerektirmediğinden ve davanın 2015 tarihinden bu yana süren safahatı dikkate alındığında; temyiz incelemesine konu mahkeme kararının asıl davaya ilişkin bölümünün 2 nolu paragrafının sonuna “...Dava konusu taşınmazın tahdit içinde kalan ancak taleple bağlı kalınarak tazminata hükmedilmeyen 1.108,30 m² lik kısmı ile 22/2-a çalışmaları nedeniyle dava konusu parselin 12.528 m²den 12.150,88 metrekareye düşmesi nedeniyle meydana gelen 377,12 m²lik azalma yönünden davacı tarafın dava açmakta muhtariyetine” ibarelerinin eklenmesine, Birleştirilen 2015/241 Esas Sayılı davaya ilişkin bölümünün 1 numaralı paragrafındaki “Davanın Kabulü ile..” kelimelerinden sonra gelen kısmın 1 nolu paragraftan çıkartılarak yerine “..., davalılar adına kayıtlı dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mah. 820 ada 4 parsel (eski 854 parsel) sayılı taşınmazın 08.10.2023 tarihli Fen bilirkişi raporunun eki krokide 4/B harfi ile gösterilen 2098,53 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” ibarelerinin eklenmesi suretiyle HMK 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASI gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum. 17.04.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10283, K. 2025/5433, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10283-e-2025-5433-k-02c74f0592fc