Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10079 E. 2025/6675 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10079
Karar No
2025/6675
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1348 Esas, 2024/1384 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/340 Esas, 2023/313 Karar

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu Düzce ili, ..., ... köyü 124 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava neticesinde tapusunun iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın 08.01.2021 tarihinde kesinleştiğini, bu sebeple davacıya herhangi bir bedel ödenmeden, davacının mülkiyet hakkına son verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı adına olan tapunun iptaline karar verilen taşınmazın tesis kadastrosu çalışmaları sonrası şahıslar adına tespit gördüğünü, taşınmaz evveliyatı itibarıyla orman niteliğinde olduğundan, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını veya zamanaşımı ile mülkiyetin kazanılamayacağını, Anayasa hükmü gereği, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan tesis kadastrosu sonrası şahıslar adına yapılan tespit ve tescilin, yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararlarında ve yerleşik uygulamalarda bu tür yolsuz tescillerin yok hükmünde kabul edildiğini, her ne kadar şeklen bir tapu kaydı oluşmuş ise de bu tapu kaydının mülkiyet kazandıran bir belge niteliğinde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararına dayanak olan raporda düşük objektif değer artışı uygulandığını, taşınmazın konumu, niteliği, büyüklüğü, geometrik şekli, ilçe merkezine ve büyükşehirlere yakın mesafede olması, kapama fındık bahçesi niteliğinde olması ve raporda sayılan diğer nitelikleri itibarıyla taşınmaza en az %150 objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporunda dava tarihi olan 22.12.2021 tarihi itibarıyla çıplak metrekare değeri 66,25 TL olarak hesaplandığını, %100 objektif değer artışı uygulanması ile dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla metrekare birim değeri 132,50 TL/m², buna göre de davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarının da 669.122,74 TL olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda davalarının değerini 669.122,74 TL'ye artırmaları doğru olduğu hâlde davanın kısmen reddedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 669.122,74 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Maliye Hazinesinden tahsiline ve davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlem ile davalı Hazinenin ilgisinin bulunmadığını, işlemin hangi idare ile ilgili ise husumetin o kuruma yöneltilmesini gerektiğini, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, taşınmazın davacıya satıldığı tarihte evveliyatının orman olduğunun bilinmesinin alıcı ve satıcı için kanun hükmü gereği olduğunu, ayrıca davacı tarafından da taşınmazın bulunduğu bölgenin evveliyatının bilinmesi hayatın olağan akışına uygun olacağından davalının kusursuz sorumluluğunda, davacının gerçekleşen müterafik kusurunun, zararın ve dolayısıyla tazminatın miktarını belirlemede dikkate alınması gerektiğini, tazminat hakkının zenginleşmeye aracı olarak kullanılamayacağını, davacının zararının tazmininde hak kaybına uğramaması için kesinleşme tarihinde ki taşınmaz değeri üzerinden yasal faiz uygulanması gerekirken tazminat bedelinin dava tarihindeki taşınmaz değeri üzerinden belirlenmesinin Hazineye hukuki dayanağı olmayan bir külfet oluşturduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması ve taşınmazın tarım arazisi olduğu kabul edilerek net gelir metoduna göre değer belirlenmesinin doğru olduğu, taşınmazın özellikleri ve toprak yapısı itibarıyla uygulanan % 4 kapitalizasyon faiz oranı ile % 20 objektif değer artış oranında da bir isabetsizlik görülmediği, 2021 yılı için belirlenen 79,50 TL/m² birim fiyatının da bölgenin piyasa rayiçlerine uygun bulunduğundan taraf vekillerinin tazminatın miktarına yönelik istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, değerlendirme tarihi dava tarihi olduğundan dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin de doğru olup davalı Hazine vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu Düzce ili, ..., ... köyü 124 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/228 Esas, 2018/292 Karar sayılı kararı ile orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın 08.01.2021 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 22.12.2021 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3. Dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10079, K. 2025/6675, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10079-e-2025-6675-k-2d172f1053bb