Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8316 E. 2025/5249 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8316
- Karar No
- 2025/5249
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3195 Esas, 2024/1621 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/217 Esas, 2022/375 Karar
Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin asıl dava ile orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin karşı davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın karşı davada davacı ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı karşı davada davacı ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... 307, yeni 135 ada 152 parsel sayılı taşınmazın öteden beri kısmen Devlet Ormanı olup, kısmen kesinleşmiş Orman Kadastro sınırları içerisinde kaldığını, kısmen Devlet Ormanı olduğundan, özel mülkiyete konu olamayacağını, taşınmazın tapusunun iptalini, taşınmazın orman alanı içerisinde kalan kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini, müdahalenin menini sağlamak amacıyla bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu belirterek, müdahelenin menini talep etmiştir.
2. Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı 1988 yılında tapu kaydına güvenerek iyiniyetle satın aldığını, satın aldığı tarihte de dava konusu taşınmazın orman vasıflı olduğuna dair bir bilgiye sahip olmadığı gibi tapu kaydında da buna ilişkin hiçbir şerhin mevcut olmadığını, davacının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile Orman İşletme Müdürlüğünün müdahalesinin men'ine ve tapu üzerindeki şerhlerin kaldırılmasına, bu mümkün olmadığı takdirde terditli olarak taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere şimdilik 50.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılara tahmili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Karşı davada dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, husumetin kendilerine düşmediğini, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunduğunu, tazminat isteminin koşullarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı davada davacı ve dahili davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Karşı dava davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın niteliği arsa olduğu halde tarla olarak değer tespiti yapıldığını ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, dava konusu taşınmaza ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kesinleşmiş olduğunu, dava devam ederken 25.03.2021 tarihinde imar planının onaylandığını ve dava konusu taşınmazın imarlı yer yani arsa haline geldiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 inci maddesinden kaynaklı tazminat davalarında dava konusu taşınmazın değeri hesaplanırken tapu iptal ve tescili davasının kesinleşme tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğini, davanın tazminat davası olduğunu, tapunun iptal davasının karşı davası olarak açılmış olduğunu, tapu işbu davada verilecek nihai karar ile iptal edilmiş olacağını, bu nedenle karara en yakın tarihteki değerin esas alınması gerektiğini, bilirkişilerce dava konusu taşınmazın rapor tarihindeki değeri hesaplanmak yerine dava tarihindeki değerinin hesaplanması ve bu değere göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava tarihi ile rapor tarihi 04.01.2021 arasında yaklaşık 2 buçuk yıl bulunduğunu, Orman İşletmenin açtığı tapu iptal davasına karşı taraflarınca tazminat davası açılmış olduğunu, tapunun bu dava neticesinde iptali söz konusu olacağından, karara en yakın tarihli taşınmaz değerinin esas alınması gerektiğini,taşınmazın niteliği tarla olarak kabul edilse bile, hem Kanal İstanbul Projesi ... Rezerv Yapı Alanında hem de yeni havalimanı yakınında olması nedeniyle objektif değer artışının %260 uygulanmasının çok düşük bir oran olduğunu, hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Karşı davada dahili davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın kesinleşmiş Devlet ormanı olarak sınırlandırıldığını, 1993 yılından bu yana 10 ve 2 yıllık sürenin çoktan dolduğunu, dava konusu edilen olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 inci maddesi gereğince “Devletin kusursuz sorumluluğunu” gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, davacının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında korunması gereken bir hakkı bulunmadığını, tapuya kayıtlı olsun ya da olmasın orman tahdidi içindeki yerin orman olduğunu ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağını, davacının hak talebine dayanak tapular esasen baştan beri geçersiz olan tapulara dayanılarak tazminat ve tescil talebinde bulunulamayacağını, devletin tapu sicil memurları tarafından tapu sicillerinin usulüne uygun olarak tutulmaması sebebiyle meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılmasını talep etmişir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.02.1987 tarihinde kesinleşen 1986/229 Esas, 1986/593 Karar sayılı ilamıyla 8.100 m²lik kısmının orman tahdidi içine alınmasına karar verilmiş olmasına göre, davacı ... idaresinin tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını, terditli tazminat talebine yönelik istinaf itirazlarına gelince, dava konusu taşınmazın davacı tarafından iktisap edildiği 12.10.1988 tarihinde taşınmaz üzerinde kısıtlayıcı herhangi bir orman şerhinin bulunmadığı, her ne kadar dava konusu taşınmaz Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/229 Esas, 1986/593 Karar sayılı ilamı ile kısmen orman tahdidi içine alınmışsa da kararın tapuda infaz edilmediği, dolayısıyla 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince karşı dava tarihi itibari ile arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesinin değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen objektif değer artırıcı unsur ile kapitalizasyon faiz oranlarının yerinde olduğu, tespit edilen 312,48 TL/m² bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, değerlendirme tarihleri itibari tespit edilen bedelin makul olduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından taşınmazın uygulama imar planı içinde bulunduğu ve arsa olarak değerlendirilmesi gerektiği ileri sürmüş ise de taşınmazın dava tarihi itibarıyla uygulama imar planı içinde bulunmadığı, İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 18.02.2021 tarihli yazılarında belirtildiği üzere taşınmazın bulunduğu yöreye ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının 02.07.2020 ve 04.08.2020 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, henüz onaylanan imar uygulamasının bulunmadığı bildirilmiş olup dava tarihi itibarıyla taşınmazın uygulama imar planı dışında bulunduğundan arazi olarak değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı davada davacı ve dahili davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Karşı dava davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Karşı davada dahili davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içindeki bilgi ve belgelere, Belediye Başkanlığı cevabi yazıları hükme esas alınan bilirkişi raporunda yazılı gerekçelere ve dava konusu taşınmazın konumu dikkate alındığında arazi niteliğinde kabul edilmesi doğru olduğu gibi dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Karşı davada davacı ve dahili davalı Hazine vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Karşı davada davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydına, dahili davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.