Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/4963 E. 2024/148 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4963
Karar No
2024/148
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1832 Esas, 2023/276 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/67 Esas, 2021/34 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.01.2024 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacı vekili Avukat ... ve aleyhine temyiz olunan davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Yolu Mahallesi 108 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 6096 m² olarak davacıların miras bırakanı ... adına kayıtlı iken Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.06.1989 tarihli ve 1979/437 Esas, 1989/803 Karar sayılı ile 1940 yılında tahdit içine alınmayan 4780 m²lik kısmının tapusu iptal edildiğini, taşınmazın önce kısmen daha sonra da tamamen davalı ... idaresine orman olarak tahdit ve tespit edildiğini bu taşınmazda kamulaştırma yapılmadığı gibi herhangi bir şekilde davacılara ve miras bırakanlarına herhangi bir bedel, karşılık takas ve trampa ile bir bedel ödenmediğini daha önceden Beykoz l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/296 Esas sayılı yargılamasında kamulaştırmasız el atma için dava açıldığını ve eski yasal düzenleme çerçevesinde bu davanın ret olduğunu ve kesinleştiğini, orman dışı alanın 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince zamanında usule uygun başvurusunun yapıldığını ve reddedildiğini belirterek mahkeme tarafından tamamen veya orman dışı alanın ifrazen davacılar adına payları oranında tesciline, mümkün olmaması halinde ise orman içi alanın veya dışında olup belediyece mezarlık olarak el atılan alanın mahkemece belirlenecek tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, Beykoz l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/437 Esas, 1989/803 Karar sayılı kararıyla taşınmazın bir kısmının orman olduğu tespit edilerek 520 ada 6 parsele ilave edildiğini, ayrıca davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın esastan, husumetten ve hak düşürücü süre nedeniyle reddini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı iddiası ile açılan davayı kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine göre davacılar tarafından iade başvurusunda bulunulduğunu ve bu talebin reddedildiğini, buna dayalı olarak ulusal üstü yargı kararları, Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler yasal yapılanma çerçevesinde değişen duruma ve kazanılan haklara göre taşınmazların davacı tarafa iadesi aksi halde tazminat talebinde bulunduklarını, İlk Derece Mahkemesince tapu iptal tescil davasının esastan reddedildiğini, tazmin isteminin de zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini, davalılara da oransal vekâlet ücretlerinin hüküm altına alındığını ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu, hiçbir hukuk devletinde meşru edinilmiş bir taşınmaz malın kamulaştırma hakkı ortadan kaldırılarak nedensiz elinden alınmasına ve o miktarda fakirleşmesine müsaade edilemeyeceğini, yeni dava açılmış bir olguda genel hukuk hak düşüm, zaman aşımı kurallarının uygulanmasının yapılan çalışmanın mantığı ile bağdaşmayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması için istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekili tarafından 6292 sayılı Kanun'un 7 nci Maddesi kapsamında bedelsiz iade suretiyle tapu iptal ve tescil talebinde bulunulmuş ise de belirtilen hukuki düzenlemede belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın bedelsiz olarak iade edilmesi veya bedelinin tazmini için taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ile Hazineye ait tarım arazilerinden olması gerekmekte olup bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre dava konusu yerin Mihrabat Devlet Ormanı içerisinde yer alıp 2/B vasfında olmadığından iadeye tabi olmadığı gibi hükmen orman olması nedeniyle 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bedelinin tazmininin mümkün olmadığı; davacı vekilinin terditli 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat talebine yönünden davacılar tarafından aynı istemle açılan Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/396 Esas, 2009/155 Karar sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin ilamının taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğu, tapu iptal hükmünün kesinleştiği 19.09.1991 tarihinden itibaren eldeki davanın açıldığı 29.02.2016 tarihine kadar 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı gereği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından yaklaşık 7 yıl sonra dava açıldığından davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, mahkemece terditli tazminat talebinin de bu sebeplerle reddine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların murisine ait taşınmazın kamulaştırma yapılmaksızın orman sınırı içinde kaldığı iddiası ile tapusunun iptal edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine bağlanarak zamanaşımı yolu açılan davaların hukki dayanaklarının kamulaştırmasız el atma olduğunu, bir yıllık makul sürenin inadırıcı olmadığını, Devletin el attığı taşınmaza bedel ödememek için bu yollara tevessül edemeyeceğini, 2011 yılında Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin seri kararlarında orman dışına çıkarılan tapulu taşınmazların maliklerine iadesinin, el atılanların bedelinin ödenmesinin hükme bağlandığını, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereği davacıların idareye başvurularının reddedildiğini, bu Kanun ile yargı yolunun 2012 yılında açıldığını, zamanaşımının söz konusu olmadığını, davalılar lehine vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yaşar Çoban kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davaya konu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi 108 ada 14 parsel sayılı taşınmazı davacıların murisi ...'ın 10.04.1978 tarihinde satın aldığı, taşınmazın orman sınırları içinde kalması sebebiyle Orman İdaresi tarafından açılan tapu iptal davası sonucu Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/437 Esas 1989/803 Karar sayılı ilamı ile tapusunun iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay aşamasından geçerek 19.09.1991 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın orman parseli olan 520 ada 6 parsele dahil edildiği, davacılar tarafından tazminat talebi ile açmış oldukları ilk davanın Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/396 Esas 2009/155 Karar sayılı ilamı ile zaman aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay aşamasından geçerek 12.04.2010 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından bu kez dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereği tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat talebiyle eldeki davayı 29.02.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3. Dava konusu taşınmaz 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında iade edilebilecek taşınmazlardan olmadığından tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesi doğrudur. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli ve 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiştir. 5. Buna göre, yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu, 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki dava 29.02.2016 tarihinde açılmış olup makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğundan tazminat istemli davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır. 6. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası gözetilmeden davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacılar vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan ''AAÜT gereğince hesaplanan 150.496,36 TL'' ibaresi çıkartılarak yerine '' Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 9200,00 TL'' ibaresi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıya ödenmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/4963, K. 2024/148, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-4963-e-2024-148-k-4738f8b72ba5