Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/10902 E. 2025/10187 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10902
- Karar No
- 2025/10187
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2025 Esas, 2022/647 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/324 Esas, 2021/521 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 151 ada 114, 117, 120, 123, 126, 129, 132, 135 ve 137 parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından el atıldığından taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kök parselin tapulamasının 14.04.1953 tarihinde kesinleştiğini, davacıların murisinin taşınmazı kök malik ...'dan satın aldıklarını, iyi niyetli 3. kişi durumundaki davacıların tapu kaydına ... ilkesinden yararlandıklarını, el atma tarihinin 1956 öncesi olduğuna dair dosyada delil bulunmadığını, Üsküdar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.1970 tarihli ve 1969/665 Esas, 1970/464 Karar sayılı tescil hükmünün yolsuz olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 221 sayılı Kanun’un 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiği, tapu kaydının ise yürürlük tarihinden önce 14.03.1953 tarihinde kadastro tespiti ile oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, bu durumda maliklerin 221 sayılı Kanun’un 4 ncü maddesi uyarınca yasanın yürürlük tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü sürenin bitim tarihi olan 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkullerin bedelini veya uğradıkları zararı dava hakkı bulunmakta olup davacılar tarafından hak düşürücü sürenin bitiminden sonra davanın açıldığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazlara ilişkin kök tapu kaydının 14.03.1953 tarihinde kadastro tespiti ile oluştuğu ve sunulan belgelerden dava konusu taşınmazlara 9.10.1956 yılından önce el atıldığının sabit olduğu anlaşılmıştır. 3. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar Sayılı kararları ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.4.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği de gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.