Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4284 E. 2025/5662 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4284
Karar No
2025/5662
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/535 E., 2025/798 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 65. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/387 E., 2024/537 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... Caddesi adresinde bulunan ... isimli işyerinde 20.08.2011- 02.03.2020 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştığını, davalı işveren tarafından, 26.02.2020 tarihinde davacının ileride hak kazanacağı tazminat ve alacakların önüne geçmek amacıyla 2020/37211 sayılı dosya ile ihtiyari arabuluculuk sürecinin yürütüldüğünü, davalı işverenin, usule aykırı arabuluculuk süreci ve geçersiz bir anlaşma belgesi ile delil ve dava açma yasağı oluşturmak ve işçilik alacaklarını engellemek niyetiyle hareket ettiğini, ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri sonucunda bir son tutanak ve anlaşma belgesi düzenlendiğini, ancak bu tutanak ve belgenin, usul ve hukuka tamamen aykırı bir arabuluculuk süreci sonucunda düzenlendiği için geçersiz olduğunu ve iptalinin gerektiğini, davacının hak etmiş olduğu işçilik alacaklarının tahsili için Ankara 51. İş Mahkemesinin 2021/759 Esas sayılı dosyası ile işçi alacakları davası açıldığını, işbu davanın 28.09.2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı ile anlaşma belgesinin iptali için dava açmak üzere taraflarına süre verildiğini, yürütülen ihtiyari arabuluculuk faaliyetinin usul ve kanunlara aykırı ve geçersiz olması sebebi ile işbu davanın açıldığını ileri sürerek, 2020/37211 sayılı ve 02.03.2020 tarihli ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili davalı işyerinden kendi rızası ile ayrıldığını, istifa ettiğini, yine davalı işyerinde çalışan Ç.B isimli işçi ile birlikte beraber işten çıktıklarını ve ortak işyeri açtıklarını, ... İş Hanında montaj, yedek malzeme ve gözlükçü açtıklarını, işyerinin Ç.B üzerine kayıtlı olduğunu, işçilerin asıl işten ayrılma nedenlerinin bu olduğunu, söz konusu işyerine M.E isminde müvekkili Şirkette çalışan başka bir işçinin de ortak olacakken vazgeçip hâlen davalının işyerlerinden birinde sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğini, 02.03.2020 tarihinde davalı ile davacı işçinin arabulucuya başvurduğunu; arabuluculuk ile taraflar arasındaki iş ilişkisini sonlandırdığını, işçinin alacakları hususlarında anlaşıldığını ve ibralaşıldığını, davalı tarafından anlaşma tutanağında belirtilen bedellerin süresi içerisinde yatırıldığını, davacının işbu arabuluculuk işlemine ve arabuluculuk anlaşma belgesine rağmen Ankara 51. İş Mahkemesinin 2021/759 Esas sayılı dosyası ile işçilik alacağı talebinde bulunduğunu savunarak haksız ve yersiz açılan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarınca davalı işveren tarafından anlaşma belgesinin prosedür gereği olduğu, tazminatların verileceğinin söylendiği ancak herhangi bir ödeme yapılmadığının beyan edildiği, düzenlenen tutanakta da anlaşma belgesi doğrultusunda davacıya tüm işçilik alacakları için 500,00 TL ücret verileceğinin kararlaştırıldığı ancak dosya kapsamında belirlenen ücretin ödendiğine ilişkin herhangi bir belge/dekont ibraz edilmediği, öte yandan Mahkemece yapılan incelemede iptali istenen ihtiyari arabulucuk tutanağında görüşmenin başladığı tarihin 02.03.2020, bittiği tarihin de 02.03.2020 olduğu, bu kapsamda arabuluculuk görüşmelerine başlanıldığı ve görüşmenin bittiği saatin yazılı olmadığı, görüşmenin ne kadar sürdüğünün anlaşılamadığı bu şekilde yapılan arabuluculuk tutanağının usulüne uygun geçerli bir tutanak vasfını haiz olmadığı, yine tutanakta tüm alacak kalemleri karşılığında bir ücret tespiti yapıldığı, hangi alacak kaleminin hangi ücrete ilişkin olarak değerlendirildiğinin belirli olmadığı, bu şekilde yapılan arabuluculuk tutanağının usulüne uygun geçerli bir tutanak vasfını taşımadığı, usule uygun ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile tutanağın iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş sözleşmesinin 02.03.2020 tarihinde sona erdiği, taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin de aynı tarihte düzenlendiği, arabulucu belirleme tutanağında davacı işçinin arabulucuya başvurduğu belirtilmesine rağmen, arabulucu tarafından Ankara 51. İş Mahkemesinin 2021/759 Esas sayılı dosyasında 02.05.2023 tarihli oturumda tanık olarak beyanında, davalı işyerinde alışveriş sırasında tarafların kendisi ile görüştüklerini, işyerinin pazartesi günü sakin olması nedeniyle işyerine giderek arabuluculuk dosyasını açtığını belirtilmesi göz önüne alındığında, arabulucu belirleme tutanağının geçerliliğinin şüpheli hâle geldiği, ayrıca işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna sunulan işten ayrılış bildirgesinde iş sözleşmesinin 02.03.2020 tarihinde (kod 03) istifa nedeniyle sona erdiğinin belirtildiği, aynı tarihte gerçekleşen fesih ve arabuluculuk süreçlerinden hangisinin daha önce gerçekleştiğinin tespit edilemediği, evrak içeriklerinden fesih ve arabuluculuk süreçlerinin birlikte yürütüldüğü, arabuluculuk sürecine başvuru öncesinde iş sözleşmesinin sona erdiği mevcut belgelere göre kesin olarak tespit edilemediğinden taraflar arasında arabuluculuk faaliyeti başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, böyle bir durumda 02.03.2020 tarihli anlaşma belgesinde yer alan, sözleşmenin sona ermesine bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığından söz edilemeyeceği bu durumda gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olmasının ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği hâlde yıllık ücretli izin hakkının arabuluculuk anlaşma belgesi ile paraya tahvil edilmesinin de kabul edilemeyeceği keza, iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiği kanıtlanamadığından feshe bağlı alacakların hukuki sonuçları bakımından bir anlaşmadan da söz edilemeyeceğinden bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunduğuna dair herhangi bir emare bulunmamasına rağmen arabuluculuk son tutanağında ve anlaşma belgesinde bu hususta da anlaşıldığının belirtilmesinin arabuluculuk belgesinin geçersizliğine yol açacak ağırlıkta olduğu, işveren ve işçi arasında, işçilik alacakları konusundaki uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarih dikkate alındığında, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir zamanda uyuşmazlık konusu olmadan ve işçinin başvurusu bulunmadan arabuluculuk tutanağı düzenlendiği, tanıklarca anlaşma belgesinin imzalanması sırasında arabulucunun olmadığı, işten ayrılırken formalite gereği imza atmalarının istenildiği, 500,00 TL tutarın ise o aya ilişkin prim alacağı olduğunun beyan edildiği, arabuluculuk görüşmelerinin davalı işyerinin adresinde gerçekleştirilmesi, arabulucu belirleme tutanağında arabulucuya başvurduğu belirtilen davacının, arabulucunun adresi yerine belirtilen işyeri adresinde başvuru yapılması göz önüne alındığında, 02.03.2020 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı, davacının arabulucuya usulüne uygun bir şekilde başvurusu bulunmadığı, usulüne uygun bir şekilde arabuluculuk sürecinin yürütülmediği değerlendirilerek tutanağın geçerli olmadığı kanaati ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2024/10147 Esas, 2024/13332 Karar; 31.10.2022 tarihli ve 2022/11077 Esas, 2022/13780 Karar; 08.05.2023 tarihli ve 2023/7438 Esas, 2023/6717 Karar; 07.02.2022 tarihli ve 2021/12911 Esas, 2022/1387 Karar sayılı ilâmlarında ortaya koyulan ilke ve esasların da bu yönde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının davalı işyerinden kendi rızası ile istifa etmek suretiyle ayrıldığını, 2. Davacının arabulucuya başvurarak taraflar arasındaki iş ilişkisinin sonlandırıldığı ve işçilik alacakları hususunda anlaşarak ibralaştıklarını, 3. Anlaşma tutanağında belirtilen bedellerin süresi içerisinde yatırıldığını, bu kapsamda davacının herhangi dava ve alacak iddiasında bulunamayacağını, 4. Arabuluculuk tutanaklarının usulüne uygun olduğunu, taraflarca imzalandığını, irade fesadı hâline dayanılamayacağını, 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2020/37211 sayılı ve 02.03.2020 tarihli ihtiyari arabuluculuk son tutanağının geçersizliğinin tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4284, K. 2025/5662, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4284-e-2025-5662-k-28316621ee3a