Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/7986 E. 2026/5745 K. – İhmali Davranışla
Konu: İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/7986
- Karar No
- 2026/5745
- Karar Tarihi
- Konu
- İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3628 Esas, 2024/3983 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2024 tarihli ve 2024/229 Esas, 2024/301 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1, 2, 3, 5. maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Sanığın istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 24.12.2024 tarihli ve 2024/3628 Esas, 2024/3983 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Mağdurlar tarafından sağlık raporlarının verilmemesi nedeniyle hukuk davasının açılamadığına, eksik inceleme sonucu verilen mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 289/1-e maddesine aykırı biçimde katılanlar haberdar edilmeden ve hazır bulunmadan kurulan hükmün Bölge Adliye Mahkemesince bozulmasında isabetsizlik bulunmamakla tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Sanığın sübutu kabul edilen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden aynı Kanun'un 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Görevi kötüye kullanma suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı gözetilerek, sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler sonucu suçtan zarar görenlerin mağdur olarak kabulüyle uygulanma koşulları bulunmayan aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca artırım yapılması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hâk ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında, bu hâk ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak biçimde hangi hâk ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmemesi ve temel ceza alt sınırdan tayin edildiği halde herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin yasaklılık süresinin en üst hadden belirlenmesi hukuka aykırı görülmüş ancak tespit edilen aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün bulunmuştur. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesine ait hüküm fıkrasının (3.) paragrafının "Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hâk ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesinde belirtilen hâk ve yetkileri kullanmaktan 1 ay 17 gün süreyle yasaklanmasına," şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE sair yönleri usul ve kanuna uygun olan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,06.04.2026 tarihinde karar verildi.