Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/11139 E. 2026/6172 K. – İhaleye Fesat

Konu: İhaleye Fesat Karıştırma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2025/11139
Karar No
2026/6172
Karar Tarihi
Konu
İhaleye Fesat Karıştırma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/355 Esas, 2025/132 Karar SUÇ : İhaleye fesat karıştırma HÜKÜM : Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Başvurularının kapsamına göre incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında kurulan hükme, katılanlar vekilllerinin tüm hükümlere yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Dairemizin 06.06.2023 tarihli ve 2021/938 Esas, 2023/7179 Karar sayılı ilamıyla sanık ...'nun 10.06.2016 tarihli ilk hükme yönelik temyiz isteminin süre yönünden reddine, diğer sanıklar hakkındaki hükümlerin ise ''Sanıklar ... ve ...'in hükme dayanak yapılan telefon görüşmelerinin kendilerine ait olmadığını savunmaları karşısında; suç kanıtı olabilecek ses kayıtları sanıklara dinletilerek diyeceklerinin sorulması, görüşmelerin kendilerine ait olmadığını belirtmeleri halinde ses örneklerinin alınması ve bu kayıtların sanıklara ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinde veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, tapelerdeki konuşmalarda geçen konuların sanıklara açıklattırılması ve detaylı savunmalarının tespiti ile tüm ihale evrakının dosya arasına alınmasından sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, kabule göre de; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17 nci maddesinin (a) bendinin yollamasıyla aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında yasaklama kararı verilmemesi'' gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği ve ilamda bozmanın sanık ...'a sirayet ettirileceğinin belirtilmediği, sanık hakkındaki hüküm kesinleştiği ve infaza verildiği halde 14.08.2023 tarihli ek Karar ile diğer sanıklar hakkındaki bozmanın sanığa sirayet edebileceği değerlendirilerek infazın durdurulmasına, temyiz incelemesine konu hüküm ile de hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine kararı verildiği anlaşılmaktadır. Karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) ''Hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti'' başlıklı 325. maddesi ''Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler.'' şeklinde, benzer düzenlemeyi içeren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) ''Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi'' başlıklı 306. maddesi ise ''Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.'' şeklinde düzenlenmiş olup hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz istemi reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacı ile yasaya konmuştur. Bu suretle temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz etmeyenlerin de istifadesi sağlanmış olacaktır. Bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmü, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmamakta, anılan maddeler uyarınca sanık, bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Gerek 1412 sayılı Kanun'un 325. gerekse 5271 sayılı Kanun'un 306. maddelerinde yer alan ve hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayetini düzenleyen hükümlerdeki koşullar gerçekleştiği takdirde temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber talebi kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmaları sağlanacaktır ancak söz konusu olayda sirayetin koşulları gerçekleşmediğinden mahkemece yapılan uygulamanın her ne kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 tarihli ve 2016/13-982 Esas, 2017/29 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere sirayet üzerine verilen kararlar kesin ise de teknik anlamda sirayet olarak kabul edilemeyeceği, diğer sanıklar hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesine dair hükümlerin sanık ... hakkında önceden kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmüne sirayetinin mümkün olmadığı, bu hükme yönelik kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği gözetilerek, bozmanın sanığa sirayetine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/11139, K. 2026/6172, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2025-11139-e-2026-6172-k-203b4a6fe755