Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/4548 E. 2023/12178 K. – Müteselsilen
Konu: Müteselsilen İhtilasen Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/4548
- Karar No
- 2023/12178
- Karar Tarihi
- Konu
- Müteselsilen İhtilasen Zimmet
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/354 Esas, 2021/412 Karar SUÇ : Müteselsilen ihtilasen zimmet HÜKÜMLER : Eylemlerin zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarını oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2020/354 Esas, 2021/412 sayılı Kararının sanık müdafii ve katılan kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede: Dosya içerisinde yer alan Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 09.03.2021 tarihli ve 455102 sayılı yazısı ile eklerine göre; katılan S.S. ... Site Konut Yapı Kooperatifinin tasfiye işlemlerinin 12.03.2019 tarihinde tamamlanarak terkin edildiğinin ve bu işlemin de Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının, kooperatif adına temyiz talebinde bulunulan 06.12.2021 tarihi itibarıyla kooperatif tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla kooperatif ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin son bulduğunun anlaşılması karşısında S.S. ... Site Konut Yapı Kooperatifi vekili Av. ...'in temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin tayin olunan cezaların ayrı ayrı miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından süresinden sonra da vaki duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2003 tarihli ve 2002/63270 Hazırlık, 2002/4501 Esas, 2002/295 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında müteselsilen ihtilasen zimmet suçundan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 80 inci maddesi uyarınca cezalandırılması, hakkında aynı Kanun'un 219 uncu maddesinin son fıkrası ve 33 üncü maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2004 tarihli ve 2003/68 Esas, 2004/185 sayılı Kararı ile sanık hakkında müteselsilen ihtilasen zimmet suçundan, 765 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 80 ve 59 uncu maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay ağır hapis ve 183.111.745.707 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 202 nci maddesinin dördüncü fıkrasınca meydana gelen zararın ve nisbi harcın sanıktan tahsiline, 219 uncu maddesinin son fıkrası ve 33 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Kararın sanık müdafii ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi sonrası Dairemizin 17.04.2007 tarihli ve 2006/432 Esas, 2007/2944 sayılı Kararı ile sanık müdafiinin yasal süresinden sonra vaki temyiz isteminin reddine, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin kabulüyle yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak kurulan hükmün bozulmasına hükmedilmiştir. 4. Bozma sonrası Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2009 tarihli ve 2007/189 Esas, 2009/76 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Kararın sanık müdafii ile katılan kooperatif vekili tarafından temyizi sonrası Dairemizin 30.06.2014 tarihli ve 2013/3845 Esas, 2014/7234 sayılı Kararı ile sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; "S.S. ... Site Konut Yapı Kooperatifi başkanı olan sanığın, kooperatife ait A Blok D nolu dairenin satılması nedeniyle alıcı ...'ten tahsil edilen 17.000 TL, A Blok E nolu kot dairenin alıcı ...'e satılmasından tahsil edilen 4.500 TL'nin kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmemesi, 05.07.2002 tarihi itibariyle kasada olması gereken 13.752,30 TL'nin kooperatifin yeni yönetimine teslim edilmemesi, kooperatife ait ... plakalı kamyonetin ...'e satışından elde edilen 1.858,28 TL'nin kayıtlara geçirilmemesi, 1998-1999-2000 yıllarına ilişkin olarak yönetim kurulu üyesi olan ... ile ...'a gerçekte ödeme yapılmadığı halde toplam 5.475 TL'nin huzur hakkı ödenmiş gibi gösterilmesi ve tediye fişiyle ... Karataş'a ödenmiş gibi gösterilen 200 TL'nin mal edinilmesi şeklinde hileli davranışlarla gerçekleştirilen eylemlerin daire dışı araştırmalar ve yukarıda belirtilen kişilerin dinlenmesi sonucu tam olarak ortaya çıkarılabilmesi karşısında 5237 sayılı Kanun'un 212 nci maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme uyarınca hem zimmet hem de resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğu gözetilip zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan da mahkumiyet hükmü kurulmak ve 765 sayılı Kanun'un 202/2, 80, 59, 219/4, 33, 5237 sayılı Kanun'un ise 247/1-2, 43/1, 62, 53/1-5, 204/2, 43/1, 62, 53/1-5. maddelerine göre lehe yasa karşılaştırması yapılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu sadece zincirleme basit zimmet suçundan hüküm kurulması, Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, suç sayısı, suçların ağırlığı ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu göz önüne alınarak temel ceza ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı zimmet suçunu işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, sadece bu bentte gösterilen hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde hak yoksunluğuna hükmedilmesi," gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 6. Bozma sonrası Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2014 tarihli ve 2014/318 Esas, 2014/404 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 7. Bu Kararın sanık müdafii ile katılan kooperatif vekili tarafından temyizi sonrası Dairemizin 09.07.2020 tarihli ve 2016/1377 Esas, 2020/11905 sayılı Kararı ile mahkumiyet hükümlerinin "Aleyhe hüküm içeren bozma ilamına karşı sanığın savunmasının alınması zorunluluğuna uyulmayarak 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması," gerekçesiyle sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına hükmedilmiştir. 8. Bozma sonrası temyize konu Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2020/354 Esas, 2021/412 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan kooperatif vekilinin temyiz isteği; sanığın suçu işleme şekli, görevi, kastı, suçun özelliği ve nitelikli hali dikkate alındığında verilen cezaların alt sınırdan başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 2.Sanık müdafiinin temyiz isteği ise; iddianamede yer almayan sahtecilik suçundan hüküm kurulmasının iddianame ile bağlılık kuralına aykırı olduğuna, sahteliği kabul edilen belgelerde gerekli inceleme yapılmadığından sanığın sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğine, kabul anlamı taşımamakla birlikte sanığın eylemlerinin basit zimmet suçu kapsamında kaldığına, bu doğrultuda suç tarihi ile hüküm tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Suç tarihlerinde katılan kooperatifin yönetim kurulu başkanı olan sanığın, kooperatife ait A Blok D numaralı dairenin satışından alıcı ...'ten tahsil ettiği 17.000 TL ile yine A Blok E numaralı dairenin satışından alıcı ...'den tahsil ettiği 4.500 TL'yi kooperatif kayıtlarına geçirmediği, 05.07.2002 tarihi itibarıyla kasada bulunması gereken 13.752,30 TL'yi kooperatifin yeni yönetimine teslim etmediği, kooperatife ait ... plaka sayılı kamyonetin ...'e satışından elde edilen 1.858,28 TL'yi de kooperatif kayıtlarına intikal ettirmediği, 1998-2000 yıllarında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ... ve ...'a gerçekte herhangi bir ödeme yapılmadığı halde 5.475 TL'nin huzur hakkı olarak ödenmiş gibi tediye fişi düzenlediği ayrıca ... Karataş adlı kişiye ödenmiş gibi gösterilen 200 TL'nin de sanık tarafından mal edinildiği kabul edilerek zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin zimmet suçuna ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 5237 sayılı Kanun'un 212 nci maddesinde yer alan "Sahte resmî veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenlemeyle özel bir içtima kuralı öngörülmüştür. Buna göre nitelikli zimmet suçunun işlenmesi sırasında sahte belge düzenlenmesinin söz konusu olduğu hallerde 5237 sayılı Kanun uyarınca sanık hakkında cezalandırma yoluna gidilirken bu içtima kuralı gereği suçun unsurlarının varlığı halinde hem zimmet hem de sahtecilik suçundan cezaya hükmedilmesi gerekecektir. Diğer taraftan benzer bir hükme 765 sayılı Kanun'da yer verilmediğinden bu Kanun'un uygulanması esnasında zimmet suçunun işlenmesi sırasında gerçekleştirilen sahtecilik fiillerine ilişkin sanığın ayrıca sahtecilik suçundan cezalandırılması imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla 765 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu dönemde sahtecilik fiilleri ile birlikte işlenen nitelikli zimmet suçları yönünden lehe yasa karşılaştırılması yapılırken 765 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un ise 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının yanında sahteciliğe konu belgenin niteliğine göre ilgili maddeler bakımından lehe yasa karşılaştırması yapılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği hususu Dairemizin bir çok içtihadında vurgulanmıştır. Somut olayda sanığın sahtecilik suçu yönünden cezalandırılması ve hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yoluna gidilirken mahkemenin "... ve ...'a gerçekte herhangi bir ödeme yapılmadığı halde 5.475 TL'nin huzur hakkı olarak ödenmiş gibi tediye fişi düzenlediğinin ayrıca ... Karataş adlı kişiye ödenmiş gibi gösterilen 200 TL'nin de sanık tarafından mal edinildiğinin" şeklindeki kabulü dikkate alınarak bu ödemelere ilişkin tediye fişlerinin sahtecilik suçu konusu yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya içerisinde ... Karataş'a ödenmiş gibi gösterilen 200 TL'ye ilişkin 03.05.2001 tarihli para makbuzu aslı ve bu makbuz ile uyumlu dip koçanın yer aldığı görülmüş ancak huzur hakkı ödemelerine dair herhangi bir tediye fişine rastlanılmamıştır. Bunun yanında duruşma tutanaklarında da sahtecilik suçuna konu edilen belge asıllarının celp edilip incelendiğine dair herhangi bir ibareye yer verilmemiştir. Sonuç olarak; sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu da gözetildiğinde, sahteliği kabul edilen belge asılları celp edilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde onaylı suretlerinin dosya içine konulması ve iğfal kabiliyetinin ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan artırım sırasında 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini, Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında, bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi yerine (a) bendinde sayılan hak ve yetkilerden yasaklanmasına karar verilerek hatalı uygulama yapılması ile sahtecilik suçu yönünden 53 üncü maddenin beşinci fıkrasının hiç uygulanmaması, Katılanlıklarına karar verilen ... ile S.S. ... Site Konut Yapı Kooperatifinin vekil ile temsil edildikleri ve katılanlar lehine mahkum olan sanıktan tahsil edilmek üzere karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 02.01.2019 tarihli ve 30643 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası ve ekli tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümü gereğince ayrı ayrı maktu vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği halde hangi katılan lehine verildiği de belirtilmeden infazda tereddüt oluşturacak biçimde tek vekalet ücretine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR 1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan kooperatif vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2020/354 Esas, 2021/412 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.