Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/12413 E. 2024/384 K. – İcrai Davranışla
Konu: İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12413
- Karar No
- 2024/384
- Karar Tarihi
- Konu
- İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/46 Esas, 2021/421 Karar SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : 1)Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/102 Esas, 2019/279 sayılı Kararı ile; icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet, 2)Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2020/46 Esas, 2021/421 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2018 tarihli ve 2018/32 Soruşturma, 2018/61 Esas, 2018/58 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir. 2.Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/34 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir. 3.Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.10.2018 tarihli ve 2018/56 Esas, 2018/496 sayılı görevsizlik Kararı ile dosya görevli ve yetkili Çankırı Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 4.Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2019/102 Esas, 2019/279 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin 1 inci ve 3 üncü fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine hükmedilmiştir. 5.Sanığın ve katılan vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/46 Esas, 2021/421 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin 1 inci ve 3 üncü fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri, ihale aşaması başladığı an kendisinin müvekkili ile olan vekalet ilişkisinin sona ereceğine, ihaleyi devletin yaptığına, ihalenin herkese açık olduğuna, beş defa ihale açılmasına rağmen kimsenin alıcı olmadığına, ihalenin sulh hukuk mahkemesince onaylanmış bir işlem olup, açıkça bunun mevzuata ve hukuka uygun ve aksi yöndeki bir iddianın da ispatlanmaya muhtaç olduğuna, dava konusu 5 ihalenin de herkese açık ve şeffaf yapıldığına, satıcı tarafın devlet yani mahkeme, diğer tüm kişilerin alıcı olduğuna, kendisinin başka bir kişinin vekaletini alıp bu ihaleye girmesinde bir usulsüzlük olmadığına, suç işleme kastının bulunmadığına, şikayet süresinin 6 ay olmasına ve ihalenin 2012 yılında yapılmasına rağmen şikayetin 2016 yılı içerisinde olduğuna, hukuka aykırı işleminin olmadığına en fazla hatasının olabileceğine bu durumda da 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi gereği suçun oluşmayacağına, sulh hukuk mahkemesinin bu ihaleyi onaylaması nedeniyle olayda hukuka uygunluk sebebi bulunduğuna, ihale bedelinin aslında 360.000 TL değil 341.000 TL olduğuna, satışın gerçekleştiği 6. ihalede arsa değeri 341.000 TL olmasına rağmen arsa hissedarlarının eline daha fazla geçmesi ve kendisinin avukatlık ücretinin alıcının ödeyeceği bedel içerisinden ödenmesi için alıcı ile görüşerek arsanın 360.000 TL'ye satılmasını sağladığına, taşınmazın aslında 19.000 TL fazla bedelle satıldığına, burada zararın değil kârın olduğuna, 5. ihaleye girememelerinin sebebinin vekilliğini üstlendiği ...'un para vermemesi ve ihaleye girmek istememesi olduğuna, dava konusu taşınmaz sorunlu bir yer olduğundan satılmasının gerçekten çok zor olduğuna, dava konusu taşınmazın kendi uğraşları sonucunda bu hale gelip satıldığına, bütün masrafları kendisinin karşıladığına ve karşı tarafın kendisine avukatlık ücreti ödememek için iftira attığına, burada bir menfaat çatışması değil menfaat birliği olduğuna, misalen Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/698 Esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında davacı vekili olarak dava açtıktan sonra davalı tarafın da vekaletnamesini alarak davanın sonuçlanmasına sebebiyet verdiğine ve bu kararın da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanıp kesinleştiğine, ortaklığın giderilmesi davalarının çift yönlü dava olarak geçtiğine ve karşı taraftan vekalet almanın yasal mevzuata uygun olduğuna, bu davada ise daha hafif bir vekalet ilişkisi söz konusu olup suç unsuru bulunmadığına, atılı suçun kasten işlenebilir olması karşısında kendisinin bir kastının bulunmadığına, mağdurun bilgisi ve rızasının olduğu durumlarda suçun oluşmayacağına, objektif cezalandırma şartı açısından gerçekten ispatlanmış somut bir zararın olmadığına, 5 kez ihaleye çıkıp satılamayan ve alıcı bulamayan taşınmazın 6. ihalede satılmasının kusurunun kendisine yüklenemeyeceğine, sulh hukuk mahkemesince onaylanmış bir ihale olduğuna ve bunun olaya bir hukuka uygunluk nedeni kattığına, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan hükmün açıklanması yönündeki ihbarın yanlış olduğuna, hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Suç tarihinde Çankırı Barosunda kayıtlı avukat olan sanık hakkında, Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2010/32 sayılı satış dosyasında 2. kez yapılan kıymet takdirinin katılanın aleyhine olduğu ve sanığın bu rapora itiraz etmediği gibi başkaca bir vekil eden adına taşınmazı ihale sonucunda almasının hak kaybına neden olabileceği, bu durumun yargılama sonunda anlaşılabileceği kabul edilerek, sanığın müştekiye yönelik 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen görevi kötüye kullanma eylemini avukatlık mesleğini icra ederken gerçekleştirmesi sebebi ile hakkında son soruşturma açılmasına karar verilmiş, Mahkemece; 02.11.2012 tarihli 5. satıştan önce ... isimli şahıstan vekaletname alması ve 02.11.2012 tarihli satışa katılmayarak alıcı çıkmamasını sağlaması ve bir sonraki satış tarihi olan 12.11.2012 tarihinde taşınmazın değerinin yüzde kırkına yapılacağı belli olan satışa ... adına katılarak taşınmazın 360.000 TL bedelle satılmasına neden olduğu ve bundan ötürü katılan ...'i maddi olarak zarara uğrattığı kabul edilerek icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş, atılı suçu işlediği sabit görülen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu da uygulanmak suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/46 Esas, 2021/421 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.