Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2020/6890 E. 2023/12688 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/6890
- Karar No
- 2023/12688
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/62 Esas, 2016/89 Karar SUÇLAR : Zimmet, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/62 Esas, 2016/89 sayılı Kararının katılanlar Hazine ve ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen ... ve Hazinenin kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır. Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılanlar vekilinin zimmet suçundan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2014 tarihli ve 2014/18105 Soruşturma, 2014/14426 Esas, 2014/678 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üç kez 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, bir kez 204 üncü ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması ayrıca aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/62 Esas, 2016/89 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği ayrı ayrı beraatine hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar Hazine ve ... vekilinin temyiz istemi, tüm dosya kapsamına nazaran sanığın zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması gerektiğine, eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR ... İlçesi ... Köyü muhtarı olan sanığın, köy adına almadığı mal ve hizmetler için sahte olarak sarf senetleri düzenlediği, bir kısım sarf senetlerinde gösterilen miktarların ise muhasebeleştirilirken düşük miktarlarda kayda alındığı, gelir olarak kaydı gereken tahsilatın gider olarak gösterildiği, bu şekilde köy muhtarlığı kasasında olması gereken 20.717 Türk Lirası paranın sanık tarafından zimmetine geçirildiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve zimmet suçlarından açılan kamu davasında, Mahkemece; sarf senetlerinde ödeme yapılan kişilerin teslim ettikleri mal ya da yüklendikleri hizmet gereği, sanık tarafından sarf senetlerinde belirtilen bedelin kendilerine verildiğini bildirdikleri, sarf senetlerinden bahsi geçen taraflardan hiçbirinin mal teslimi ya da hizmet ifası olmaksızın adlarına belge düzenlendiği yönünde beyanlarının bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçlardan sanığın beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Suç tarihinde Yeniköy Köyü muhtarı olan sanığın, aşamalardaki beyanlarında iddiaya konu sarf senetlerinin gerçeği yansıttığı, muhasebeleştirme aşamasında hatalar olabileceği, sarf senetlerinde ilgililerin imzasının olmamasının unutkanlıktan kaynaklanabileceği, uhdesine köy parası almadığı yönündeki savunması, sarf senetlerine konu kişilerin tanık olarak beyanlarında ödemeleri doğrulaması, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mal edinmeye ilişkin savunmanın aksine delil bulunmaması karşısında sanığa isnat edilen ve sübutu kabul edilecek eylemlerin köye ait defter ve kayıtları düzgün ve titizlikle tutmamaktan ibaret olacağı, buna göre eylemleri için 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.Dosya kapsamına göre suç tarihinin 02.02.2009 olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir. V. KARAR 1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/62 Esas, 2016/89 sayılı Kararına yönelik Hazine ve ... vekilinin sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme ilişkin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2014/62 Esas, 2016/89 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden zimmet suçundan kurulan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde karar verildi.