Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/43172 E. 2023/7133 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/43172
- Karar No
- 2023/7133
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/246 E., 2015/437 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2014/246 Esas, 2015/437 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 ncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, çekin sahte olduğunu bilmediğini, eksik inceleme ve lehe hükümlerin uygulanmadığını beyan ederek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılan vekilinin 25.12.201 havale tarihli şikayet dilekçesinde; sanık ile müştekinin narenciye alım satımı konusunda anlaştıklarını, 22/12/2013 tarihinde mahsulün toplandığını, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine malın teslim edilmediğini, sanıkların paranın havale yoluyla gönderildiğini, hata nedeniyle paranın hesapta görünmediğini, bu nedenle suça konu çeki verdiği, malı güvene dayalı teslim ettiği, ertesi gün taraflar ile buluşmak için bankaya gittiğinde çekin karşılığını kontrol etmek için ibraz ettiğinde banka personelinin çekin sahte olduğunu belirtmesi üzerine şikayetçi olduğu, alınan kriminal rapor uyarınca sahte olduğu belirlenen çeki vermek suretiyle sanığında resmi belgede sahtecilik suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur. 2. 23.01.2014 tarihli kriminal raporda suça konu çekin tamamen sahte olduğu, banka görevlilerine karşı aldatma kabiliyeti olmadığı, iyiniyetli üçüncü kişiler yönünden aldatma kabiliyeti taşıdığı tespit edilmiştir. 3. Sanık, çeki Mustafa Koşar isimli şahıstan alıp katılana 22.12.2013 tarihinde verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. 4. Sanığın beyanında geçen Mustafa Koşar ile ilgili yapılan araştırma sonucunda 20/02/2015 tarihli tutanakta şahsı tanıyan bilenin olmadığı tespit edilmiştir. 5. 16.11.2015 tarihli celsede, mahkeme tarafından suça konu çek aslı incelenmiş, çekin görünüş itibari ile sahte olduğunun anlaşılamadığı tespit edilmiştir. 6. Mahkemece yapılan yargılama sonunda sanığın suça konu çekin sahteliğini bilerek kullandığı kanaati ile mahkumiyetine ilişkin hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1.Sanığın sahte çeki vererek katılandan narenciye alması karşısında, nitelikli dolandırıcılık suçundan suçun zamanaşımı süresince işlem yapılması mümkün görülmüştür. 2. Her ne kadar iddianeme ve gerekçeli kararda suç tarihi 24.12.2013 olarak belirlenmiş ise de; suç tarihinin 22.12.2013 olduğu tespiti ile mahallinde düzeltilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine iliştin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Ancak; 4. Sanık hakkında kurulan hükümde tekerrüre esas alındığı belirlenen Ortaca Asliye Ceza Mahkemesinin, 2013/298 Esas, 2012/495 Karar sayılı ilamı hakkında yapılan UYAP kontrolünde sanığa ait olmadığının belirlendiği adli sicil kaydında yer alan suç tarihinden önce kesinleşen diğer ilam doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin olduğundan tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı olduğu bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2014/246 Esas, 2015/437 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan tekerrür hükümlerinin uygulandığı (5) numaralı paragrafların hükümden tamamen çıkarılması suretiyle hükmün Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANAMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.