Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/4098 E. 2026/5152 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4098
- Karar No
- 2026/5152
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/57 Değişik İş, 2023/67 Karar
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Sigorta Şirketine kasko poliçesi ile sigortalı müvekkilinin maliki olduğu aracın 06.09.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.001,00 TL pert bedeli ile 440,78 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 8.441,78 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini toplam 252.295,74 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren 45 günlük süre dolmaksızın açılan davanın usulden reddi gerektiğini, başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, kısmi davada hukuki yarar bulunmadığını, başvuranın gerekli evrakları sunmadan müvekkili şirkete başvurduğunu, başvuru şartlarının oluşmadığını bu nedenle huzurdaki başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gerektiğini, başvuranın sunduğu ekspertiz raporunun hatalı olduğunu hesaplamanın fahiş olduğunu, fatura sunulmaksızın KDV hesap edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ekspertiz ücretinin teminat kapsamı dışında olduğunu, temerrüt faizi olarak yasal faiz uygulanması gerektiğini, başvuranın temerrüt tarihine ilişkin talebinin hukuka aykırı olduğunu, başvuran lehine vekalet ücretine hükmedilmesi halinde söz konusu vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarıca belirlenen tutarın 1/5'i olacak şekilde hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kısmen kabulü ile 187.432,33-TL hasar bedelinin 14.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsili ile başvurucuya ödenmesine, fazlaya ilişkin hasar bedeli ve ekspertiz ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuranın poliçeyi satın alırken teminatların seçilip buna göre prim tahakkuku ve ödemesi yapıldıktan sonra hasar gerçekleştiğinde seçtiği teminatlara ve ödediği prime göre değil de tüm teminatların eksiksiz satın alındığı poliçeye göre zarar giderimi talebinin objektif iyiniyet kavramı ile bağdaşmayacağı açık olup, zorunlu poliçeler yönünden uygulamada kabul gören gerçek zarar kavramı üzerinden tazmin görüşünün mal sigortaları yönünden uygulanmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği, başvuranın başvurusunda mevzuatça öngörülen bilgi ve belgeler ile öngörülen sürelere riayet edilmek suretiyle başvuru yaptığı, başvuranın kısmi dava açmasında hukuki menfaatinin bulunduğu, Yargıtay uygulamasında mal ve hizmet alımlarının KDV'ye tabi olması sebebiyle yapılacak hesaplamalarda KDV dahil tutar üzerinden zarar hesabı yapılması gerektiği görüşünün ağırlıklı olduğu, beyana aykırılık ve sürücü değişikliği sebebiyle zararın teminat kapsamında olmadığı yönündeki iddiaların sigorta şirketi tarafından somut veriler ile ortaya konmadığı, ilk hakem kararında tespit olunan vekalet ücretinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuranın müvekkili şirkete 30.03.2022 tarihinde başvurduğunu, kaza anında sürücü değişikliği yapılmış olması nedeniyle talebin poliçe teminatı dışında olduğunu, talebin reddi gerekirken bilirkişinin yaptığı fahiş hesaplama doğrultusunda tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TTK 1427/2. maddesinde belirtilen 45 günlük muacceliyet süresi dolmadan huzurdaki başvuru yapılmış olup dava şartı sağlanmadığından başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Hakem Heyeti tarafından karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, muadil parçalar ile hesaplama yapılması ve parçalara iskonto uygulanması gerektiğini, hesaplamaya KDV dahil edilmesinin hatalı olduğunu, işçilik bedellerinin piyasa rayiçlerinin üzerinde belirlendiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın pert bedeli ile ekspertiz ücretinin tahsili talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6100 sayılı HMK 114/1-h maddeye göre hukuki yarar dava şartlarındandır. Buna göre davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir. Yani davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korumaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu durum, alacağın muaccel hale gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir (HGK 2011/11-186/352). Öte yandan, hukuki yarar yokluğu tamamlanabilir bir dava şartı da değildir. Bu sebeple hukuki yarar eksikliği tamamlanıncaya kadar davanın ertelenmesi veya hukuki yarar eksikliğinin giderilmesinin beklenmesi de söz konusu olamaz(Pekcanıtez Usul, 15. Bası, C. 2, S. 948). Sigorta sözleşmesinden kaynaklı tazminat borcunun düzenlendiği 6102 sayılı TTK’nın 1427. maddesi “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur.” hükmünü amirdir. Buna göre sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak ancak rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olacaktır. Sigortaya ihbarda bulunmadan veya ihbardan sonra 45 günlük süre geçmeden sigorta alacağı muaccel olmayacak dolayısıyla bu süreden önce açılacak dava zamansız bir dava olacaktır. Somut olayda, uyuşmazlık kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanmakta olup riziko 22.08.2021 tarihinde gerçekleşmiştir. Hasar, 23.12.2021 tarihinde davalı ... şirketine ihbar edilmiş, tahkim başvurusu ise ihbardan sonra geçmesi gerekli 45 günlük süreden önce 18.01.2022 tarihinde yapılmıştır. Yani tahkim davası sigorta alacağı muaccel olmadan açılmıştır. Şu halde, alacak muaccel olmadan yapılmış olan tahkim başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasının incelenerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru değildir. Açıklanan sebeple İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönünde tezahür eden görüşlerine iştirak edemiyorum.