Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/346 E. 2026/6211 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/346
Karar No
2026/6211
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27.08.2015 tarihinde davalılardan ... sevk ve idaresindeki araç ile trafik ışıklarını geçtikten hemen sonra yoldan karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...'ye çarparak yaralanmasına sebep olduğunu ve olay akabinde yaralıya yapılan tüm müdahalelere rağmen ...'nin trafik kazasına bağlı olarak vefat ettiğini, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/496 Esas sayılı dosyası ile kamu davası ikame edildiğini, murisin ölümü ile geride eşi ... ve çocukları ... ile ...'un maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek ...'nin eşi için 200.000,00 TL, çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00'er TL, anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL, kardeşler ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 625.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kaynağının İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 2015/496 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davada belirlenecek faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini, esasa ilişkin olarak davada asli kusurun müteveffada olduğunu, davalının talep kadar yüksek tazminat miktarını ödeme kabiliyetinin olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; 34... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müteveffanın kusurlu olduğunu, davacılara miras yolu ile intikal eden menkul ve taşınmazların gerek müteveffanın ve gerekse davacıların tapu, trafik ve vergi dairesinden sorularak araştırılmasını, davacıların bu yolla kazandıkları bedellerin yapılacak tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazada müteveffa yayanın kusurlu olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2019 tarih ve 2015/497 E.- 2019/1269 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 65.583,82 TL, ... yönünden 7.641,49 TL, ... yönünden 15.228,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... Sigorta A.Ş yönünden dava tarihi olan 22.09.2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden 29.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacılara ödenmesine, davacı eş ... yönünden 15.000,00 TL, çocuk ... yönünden 7.000,00 TL, çocuk ... yönünden 7.000,00 TL, baba ... yönünden 6.000,00 TL, anne ... yönünden 6.000,00 TL, kardeş olan davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden 2.000,00'er TL manevi tazminatın 29.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2022 tarih ve 2020/1599 E.-2022/1474 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2022 tarih ve 2020/1599 E.-2022/1474 K. sayılı kararı davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Daire'nin 23.06.2025 tarih ve 2022/12931 E.-2025/9840 K. sayılı bozma ilamında özetle "... Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar yararına takdir olunan manevi tazminatın (..., ... ve ... yönünden) az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden 65.583,82 TL, ... yönünden 7.641,49 TL, ... yönünden 15.228,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... Sigorta A.Ş yönünden dava tarihi olan 22.09.2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden 29.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacılara ödenmesine, davacı eş ... yönünden 100.000,00 TL, çocuk ... yönünden 70.000,00 TL, çocuk ... yönünden 70.000,00 TL, baba ... yönünden 40.000,00 TL, anne ... yönünden 40.000,00 TL, kardeş olan davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden 20.000,00'er TL manevi tazminatın 29.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; somut olayda müteveffanın ağır kusurlu olduğu sabitken, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının kusur oranı, olayın özellikleriyle orantısız olup hakkaniyet sınırlarını aştığını, Yargıtay tarafından kararın yalnızca eş ve çocuklar yönünden manevi tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesi ile bozulduğunu, bozma kapsamı dışında kalan anne, baba ve kardeşler yönünden verilen hükümler bakımından usuli müktesep hak oluştuğunu, buna rağmen mahkemece bozma kapsamı dışında kalan hususlarda da yeniden hüküm kurulduğunu, bu suretle bozmaya bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, mahkemece, hükmedilen manevi tazminatların tamamı yönünden faiz başlangıç tarihinin vefat tarihi (29.08.2015) olarak belirlendiğini, bozma sonrası ilk kez belirlenen veya önemli ölçüde artırılan manevi tazminat bakımından bu kuralın aynen uygulanmasının mümkün olmadığını, davalar ayrılmaksızın davacıların aynı vekil tarafından temsil edildiğini, bu durumda davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ekonomisi ve vekalet ücretinin yargılama gideri niteliği ile bağdaşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1-Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar ..., ... ve ... yönünden davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2-Bozma kararında bozma kapsamı dışında kalan ve bu nedenle kesinleşen kısımlar, usuli kazanılmış hak (usuli müktesep hak) doğurur. Yargıtay'ın bozma kararı sonrasında yerel mahkeme bozulan kısımları yeniden yargılama yapabilirken, kesinleşen kısımlar hakkında yeni bir inceleme yapamaz ve eski kararından dönemez. Bir kararın hangi kısımlarının bozulduğu, hangi kısımlarının kesinleştiği Yargıtay ilamında belirlenir. Bozma ilamının dışında kalan veya açıkça bozma sebebi yapılmayan her talep veya konu taraflar için kesinleşir. Bozma kararına uyan yerel mahkeme, artık bozma kapsamı dışında kalan ve taraflar lehine kesinleşen hususları değiştirecek şekilde karar veremez. Yukarıda açıklanan ilkelere göre Daire'nin 23.06.2025 tarih ve 2022/12931 E.-2025/9840 K. sayılı bozma ilamı ile sadece eş ve çocuklar yönünden hükmedilen manevi tazminatın az olduğu ve hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulduğu halde, davacılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken tüm davacılar yönünden manevi tazminata karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar ..., ... ve ... yönünden davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile adı geçen davacılar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... 'e yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/346, K. 2026/6211, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-346-e-2026-6211-k-8f42bed86b98