Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/8552 E. 2026/4592 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8552
Karar No
2026/4592
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/591 E., 2025/613 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/785 E., 2022/1689 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, birleşen davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri ile istinaf dairesinin birleşen davadaki boşanma hükmünün kesinleştiğine ilişkin tespiti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

6100 sayılı Kanun'un öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesi kararını sınırlı olarak istinafa getiren tarafın açıkça istinaf etmediği konularda da temyiz hakkı bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı-davalı erkek vekili tarafından katılma yoluyla (boşanma kararları hariç) kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen manevî tazminat, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından (boşanma kararları hariç) kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, zina hukuki sebebine dayalı davasının reddi, reddedilen maddî tazminat ve nafaka talepleri, manevî tazminat miktarı, evlilik soyadını kullanma talebinin değerlendirilmemesi yönünden istinaf edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı-davacı kadının kusur belirlemesi, reddedilen maddî tazminat talebi ile manevî tazminat miktarı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, davalı-davacı kadının sair, davacı-davalı erkek vekilinin tüm istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, davacı-davalı erkek vekili tarafından birleşen davanın kabulü istinaf edilmeyerek onun yönünden kesinleşmiştir. Bu nedenle davacı-davalı erkek vekilinin birleşen davanın kabulü yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı-davalı erkek vekilinin sair yönlerden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat fazladır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı-davalı erkek vekilinin, birleşen davanın kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE,

2.Davacı-davalı erkek vekilinin diğer hususlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı erkek yararına maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden BOZULMASINA,

b.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/8552, K. 2026/4592, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-8552-e-2026-4592-k-ce27e925ce9a