Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/6909 E. 2026/3624 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6909
Karar No
2026/3624
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi S.) SAYISI : 2025/8 E., 2025/146 K.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin dava dışı bankadan kredi kullandığını ve muris ile davalı ... arasında hayat sigorta poliçesinin düzenlendiğini, murisin poliçe tanziminden sonra hastalanarak öldüğünü açıklayıp poliçe teminat bedeli ile öncelikle kredi borcunun kapatılmasını, artan kısım olursa muris adına bankaya yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin poliçe tanzimi sırasında var olan hastalığını gizlediği ve bu hastalık nedeniyle öldüğünü, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle talebin poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 04.04.2023 tarih ve 2022/234 Esas, 2023/149 Karar sayılı hükmü ile murisin poliçe tanzimi sırasında var olan ve bildirilmeyen hastalık ile ölümü arasında illiyet bağı olduğu, talebin teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yukarıda belirtilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.07.2024 tarih ve 2023/6423 Esas, 2024/6981 Karar sayılı ilamıyla" Mahkemece bozma ilamından önce alınan raporda murisin ölümüne neden olan hastalığın kesin tanısının 11.01.2013 tarihinde konulduğu, dolayısıyla poliçe tanzim tarihi olan 10.12.2012 tarihinde muris tarafından bilinmediği belirtilmiş, bozma ilamından sonra alınan heyet bilirkişi raporunda ise murise kesin tanının 04.09.2012 tarihinde konulduğu, zira motor nöron hastalığı tedavisinde kullanılan ilacın muris tarafından kullanılmaya başlanılan tarihin poliçe tanzim tarihinden önce olduğu, 14.08.2012 tarihinde hastalığın teşhisi amacıyla EMG çekimi yapıldığı, bu nedenle hastalığın kesin tanısının 11.01.2013 olamayacağı, murisin poliçe tanzimi sırasında ölümü ile illiyet bağı olan hastalığı bildiği kanaatine varıldığı belirtilmiş, mahkemece de anılan rapor hükme esas alınarak muris tarafından poliçe tanzimi sırasında kendisinde var olan hastalığı gizlediği ve ölüm ile hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Murisin hastalığının kesin tanısına ilişkin tarihle ve buna dayalı olarak murisin poliçe tanzimi sırasında ölümüne neden olan hastalığını bildiğine dair her iki heyet bilirkişi raporu arasında açık çelişki bulunmaktadır. Mahkemece her iki rapor arasındaki çelişkilerin giderildiği yeni bir rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek üzere" hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "davacılar murisi sigortalının poliçe tanzim tarihi olan 04.12.2012 tarihinden önce 04.09.2012 tarihinde ALS hastalığının tedavisi için kullanılan ilaçlardan rilutek ilacını kullandığı, poliçe esnasında mevcut hastalığını bildiği, mevcut rahatsızlığını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı hususları dikkate alınmak suretiyle, bu durumun yaptırımını düzenleyen TTK'nin 1439/2. maddesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, hal böyle olunca; kredi borçlusu ve davacıların murisinin TTK'nın 1435 ve Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2-2 maddelerine aykırı olarak sözleşmeden önce var olan ve tedavi gördüğü ALS hastalığını poliçenin tanzimi esnasında sigorta şirketine bildirmeyerek tam ve doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu durumun sigorta poliçesine ve teminatına aykırılık oluşturduğu, muris tarafından beyan edilmeyen rahatsızlığın sigortacının akdi yapmaması veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek hallerden olduğu, sözü edilen hastalık ile ölüm arasında uygun illiyet bağı bulunduğu ve 6502 sayılı TKHK'nın 5. maddesi kapsamında haksız şarttan da söz edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hastane kayıtları ve dosya kapsamı ile sözleşme tarihinden önce murise teşhis konulmadığı ve murisin poliçe yapılmadan önce hastalığından haberi olmadığının sabit olduğunu, murisin bilgisi olmayan bir hastalığı sigorta şirketine bildirmesinin de imkanı bulunmadığını, murise kesin tanının sözleşmenin yapılmasından sonra 11.01.2013 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesi'nde konulduğunu ve murisin de bu tarihte hastalıktan haberdar olduğunu, murise bu tarihten önce teşhis konulmadığı gibi bu hastalık için ilaç da kullanmadığını, murisin poliçe tarihinden önce bel fıtığı nedeni ile tedavi gördüğünü, hatta poliçe tarihinden sonra teşhis konulduğunda teşhisi koyan doktorun daha önceki kullanılan ilaçların bu hastalığa olumsuz etki ettiğini bildirdiğini, murisin hastalığını gizlemediğini, davalının poliçeyi feshetme hakkı bulunmadığını, kaldı ki, sözleşme sırasında mevcut olan, ancak teşhis konulmamış ve sigortalı tarafından bilinmeyen bir hastalık ölüme sebebiyet vermiş olsa bile sigorta ödeme borcundan kurtulamayacağını, ayrıca, poliçede eksik bilgi verilmesi halinde doğacak sonuçların da açıklanmadığını, bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı hareket edildiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı ve yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hayat sigorta sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeple; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/6909, K. 2026/3624, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-6909-e-2026-3624-k-86d060fa4d50