Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/528 E. 2025/17412 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/528
Karar No
2025/17412
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/552 E., 2016/306 K.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; Kurumun Emekli Sandığı iştirakçisi olan ... 25.01.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda vefat ettiğini, kaza sebebiyle ölenin hak sahiplerine davacı Kurum tarafından ödeme yapıldığını, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/239 esas sayılı dosyasında davalılar ... ve ...'ın kazaya sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, davalı sürücü ...'ın kullandığı 42... plakalı aracın diğer davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı olduğunu, Kurum tarafından hak sahiplerine ödenen miktardan davalıların sorumluluğu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere Kurum zararı olan 3.284,51 TL'nin 328,45 TL'sinin (davalı ... şirketinden poliçe limiti dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile ölenin eşine 24.01.2007-31.01.2008 tarihleri arasında yapılan ödemenin 275,96 TL'lik kısmının faiz, 3.008,55 TL'lik kısmının alacak olduğu beyan edilerek bilirkişi raporu doğrultusunda dava değeri 3.284,51 TL'ye yükseltilmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.284,51 TL'nin 328,45 TL'sinin gelirin onay masrafların sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi olan 100,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kaza nedeniyle davalının kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun genel ve özel şartlar dahilinde poliçede yazılı limit ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Ankara 1. İş Mahkemesinin 28.12.2012 tarih, 2011/875 esas ve 2012/1490 karar sayılı ilamı ile kurum sigortalısının meydana gelen olay nedeni ile ölümünde üçüncü kişilerin kasıtlı hareketinin bulunması gerektiği, dava konusu olayda emekli sandığı iştirakçisinin taksirle ölümüne neden olunduğu, ayrıca aylık bağlama kararı gerektiği, davacı kurum sigortalısının hak sahiplerine bir defaya mahsus ödeme yapıldığı, gelir bağlanmadığı, bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 39/1. maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Ankara 1. İş Mahkemesinin 28.12.2012 tarih, 2011/875 esas ve 2012/1490 sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.12.2013 tarih, 2013/4445 esas ve 2013/23257 karar sayılı ilamı ile ''...5510 sayılı Yasanın Geçici 4. maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir. Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” hükmüne yer verilmiştir. İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. Davaya konu uyuşmazlık, dayanağı işlem ve olayların meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanmakta olup, görev alanına girmediğinden İş Mahkemelerinde çözümlenmesi mümkün değildir. Ne var ki; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesinde, kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı hususu da gözetildiğinde ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. '' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Emekli Sandığı iştirakçilerinden ... 25.01.2016 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası sebebiyle vefat ettiği, olayda kusurlu olan davalılar aleyhine Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/239 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, meydana gelen kazada davalı ...'ın kusuru bulunmadığı, davalı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, Emekli Sandığı iştirakçisi ... ölümünden dolayı hak sahibine yapılan ödeme nedeniyle davacı kurumun 3.284,51 TL zararının meydana geldiği ve bu miktarı davalılardan talep etmekte haklı olduğu, birleşen davada asıl davada talep edilen bedelin faizinin talep edildiği, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesinde asıl alacağın ıslah edilip birleşen davadaki faiz talebinin ıslah edilmediği, ikinci kez verilen ıslah dilekçesinde, faiz talebinin ıslah edildiği beyan edilmiş ise de aynı davada ancak bir kez ıslah hakkının kullanılabileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 3.284,51 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, alacağa ıslah tarihi olan 21.10.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, birleşen davanın kısmen kabulü ile 100,00 TL’nin davalılar ... ve ... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, diğer davalı (... Sigorta A.Ş. (eski ünvanı Birlik Sigorta A.Ş.) aleyhine açılan davanın ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece alınan ilk bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerinin yükseltilmesine ilişkin dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle ek rapor doğrultusunda verilen ikinci dilekçenin ikinci ıslah dilekçesi olduğu kabul edilerek reddedilmesinin hatalı olduğunu, aksinin kabulü halinde ise asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı ıslah yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini ve kusur raporunda davalı ...'ın kusurunun bulunmadığı yönündeki kabulün doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; asıl ve birleşen davada verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, davaya konu trafik kazasında davalı müvekkili ...'ın tamamen kusursuz olduğu belirtilmiş olmasına rağmen davalının diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Emekli Sandığı iştirakçisinin trafik kazası sonucu vefatı nedeni ile yapılan ödemelerin olay tarihi itibari ile yürürlükte olan 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 129. maddesi gereğince davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

1.Davacı vekili ve davalı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’na 5236 sayılı Yasa ile eklenen ek 4. madde gereğince HUMK’un 427. maddesi uyarınca davanın ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün 2.190,00 TL’yi geçmemesi durumunda karar kesindir. Somut olayda birleşen davada temyize konu edilen miktar (1.425,38 TL) bu düzeye ulaşmadığından davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir. 2. Davalı ... vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içeriğinden; dava konusu çift taraflı meydana gelen trafik kazasında Emekli Sandığı iştirakçisi olan ... vefat ettiği, görevsizlik kararı veren İş Mahkemesince makine mühendisi ve iki trafik kusur uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 25.09.2012 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi (ZMSS) ile sigortalı aracın sürücüsü ...'ın asli ve % 100 oranında kusurlu olduğu (şeride tecavüz etme), davalı diğer araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğu belirlendiği, yine görevli mahkemece trafik kusur uzmanından alınan 30.03.2015 tarihli kusur raporunda;dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi (ZMSS) ile sigortalı aracın sürücüsü ...'ın asli ve % 100 oranında kusurlu davalı diğer araç sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığının belirlendiği, Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/239 esas ve 2006/442 karar sayılı ilamı ile dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sanık ...'ın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, diğer davalı sanık ...'ın damadı ... ölümüne neden olması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeden 22.01.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacı kurum tarafından ödeme yapılan emekli sandığı iştirakçisi ... ölümüne neden olan kazaya ilişkin olarak davalı ...'ın kusuru bulunmadığının belirlendiği gözetilerek anılan davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI.KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'a iadesine, 5502 sayılı Harçlar Kanunu’na göre davacı ...'ndan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/528, K. 2025/17412, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-528-e-2025-17412-k-f2d7f3a44a3e