Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/14254 E. 2026/87 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14254
- Karar No
- 2026/87
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/1-2023/1 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-66584 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/244950
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.03.2020 tarihinde davacı yayaya davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; uzlaşma nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 21.03.2020 tarihli trafik kazası nedeniyle davacının alınan kolluk ifadesinde, davacının, dava dışı sigortalı aracın sürücüsü ...’ten şikayetçi olduğunun anlaşıldığı, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 18.11.2020 tarihli uzlaştırma raporunda davacı müştekinin, davalıya sigortalı aracın sürücüsü şüpheli ... tarafından 31.12.2020 tarihine kadar kendisine 7.000,00 TL ödenmesi halinde şüpheli ile uzlaşacağını belirttiği, şüpheli ...’in 7.000,00 TL maddi edimi kabul ettiği, bu haliyle uzlaşmanın edimli olarak sağlandığı, 24.11.2020 tarihli ödeme dekontu ile ...’in uzlaştırma raporunda bahsi geçen 7.000,00 TL maddi edim yükümlülüğünü yerine getirdiği, 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrasında; “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.” şeklindeki hükümde uzlaşmanın sonucunun belirtildiği, Kanunun açık hükmü gereği işbu başvurudan feragat edilmiş gibi hüküm kurulması gerektiği kanaatine varıldığı, 6100 sayılı HMK’nın 307 nci maddesine göre feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamına geleceği, HMK’nın 309 uncu maddesine göre, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragat ve kabulün hüküm ifade etmesinin, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, feragatin davaya son veren bir taraf işlemi olarak açıklandığı gerekçesiyle başvurunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının henüz zararının niteliğini ve miktarını öğrenmeden araç sürücüsü ile yaptığı uzlaşmanın, diğer müteselsil borçlulardan olan davalı ... şirketinin sorumluluğunu sona erdirmediği, bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyetince ceza soruşturma dosyasındaki uzlaşma nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı, davacı vekilinin itirazının kabulü gerektiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 17.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, %100 kusur oranı, %13 maluliyet oranı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant formülüne göre davacı için 434.972,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplandığı, kaza tarihinde kişi başı sakatlanma teminatının 410.000,00 TL olduğu, raporun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu ve hükme esas alınabileceği, ancak davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmadığı için dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 15.12.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında alınan 17.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edildiğini, hükme esas alınan 17.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %3 oranında olmasına rağmen, anılan aktüer bilirkişi raporunda %13 maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığını, hesaplamanın maluliyet oranı yönünden hatalı olduğunu, bu nedenle dosya kapsamında talep artırımında bulunamadıklarını, usule aykırı olarak hazırlanan 17.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunu hükme esas teşkil edecek şekilde kurulan İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep ettiklerini beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, ceza soruşturma dosyasında 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesi kapsamında davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsü arasında uzlaşmanın sağlandığını, 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesi kapsamında uzlaşmanın sağlanması halinde davacının davalıdan tazminat talep edemeyeceğini, aksi kanaatte olunması halinde ise davalıya sigortalı aracın sürücüsünün davacıya uzlaşma kapsamında ödeme yaptığını, davacıya yapılan ödemenin hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiğini, kusur raporu alınmadan kaza tespit tutanağına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, 18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olmasına, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının isabetli olmasına, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde hata olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabalim Dalı Başkanlığının 18.10.2021 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, raporda davacıda kaza nedeniyle ayak kemiğinde kırık oluştuğunun belirtildiği, bu kırığa bağlı olarak % 3 oranında maluliyet tespiti yapıldığı, ancak raporun hazırlanması sırasında davacının söz konusu kemik kırılmasının güncel durumunun anlaşılması amacıyla herhangi bir tıbbi görüntüleme yönteminin kullanılmadığı, davacının güncel film ve grafilerinin çekilmediği, kazadan hemen sonra çekilen film ve grafilerdeki mevcut duruma göre davacının maluliyet oranının tespit edildiği, raporun bu nedenle hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yaralanmasına ilişkin güncel film ve grafileri de çekilmek suretiyle yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre yukarıda açıklandığı şekilde Adli Tıp Kurumu veya davacının ikametine en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3.Dosyanın incelenmesinde; Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3633 soruşturma sayılı dosyası kapsamında, davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsü şüpheli ... arasında, 26.11.2020 tarihli uzlaştırma raporunun hazırlandığı, rapora göre şüphelinin davacıya 31.12.2020 tarihine kadar 7.000,00 TL ödemesi hususunda uzlaşmaya varıldığı, şüpheli ...'in 24.11.2020 tarihli dekonta göre davacıya 7.000,00 TL ödediği, dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporunda söz konusu ödemenin hesaplamaya esas alınmadığı, ancak bu hesaplama yönteminin doğru olmadığı, davacıya ödenen 7.000,00 TL'nin ödeme tarihine göre güncelleştirilmiş (faiz işletilmiş) halinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi suretiyle bakiye tazminat tutarının hesaplanması gerektiği açıktır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince yukarıda açıklandığı şekilde hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. 4. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı HMK'nın 107 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." şeklinde hüküm bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davanın belirsiz alacak davası olduğu, İtiraz Hakem Heyetince yukarıda açıklanan hüküm uyarınca davacı vekiline talep artırma dilekçesi sunması için süre verilmeksizin, taleple bağlılık ilkesi gerekçe gösterilerek tahkime başvuru dilekçesindeki miktar esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 05.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.