Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/6945 E. 2025/6235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6945
Karar No
2025/6235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/25 E., 2023/114 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA;

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar adına kayıtlı İstanbul İli, .... İlçesi, ... Mahallesi 11 pafta, 2155 parsel sayılı 1 15... sahalı arsanın Bakırköy 4. İş mahkemesi'nin 2009/445 K. sayılı ve 26.05.2009 karar tarihli dosyasına binaen yine Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünde başlatılan 2009/12648 sayılı dosya üzerinden başlatılan icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla 24.06.2009 tarihinde diğer davalı ...'e satıldığını, bu satışın muvazaalı olduğunu belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; Bakırköy 4. İş mahkemesinin 2005/5 09... /445 karar sayılı kararının Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2009/12648 sayılı dosyası ile icraya konu edildiğini, ancak dava konusu taşınmazın icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla 23.06.2008 tarihinde diğer davalı ...'e satıldığını öğrendiklerini belirterek muvazaalı tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; ortada gerçek bir satış olduğunu, mal kaçırılmasının söz konusu olmadığını, taşınmazın banka kredisiyle satın alındığını, bankadan alınan satış bedelinin rayiç ve gerçek bedel olduğunu, müvekkili ... vefat ettiği için geride kalan mirasçılarının kredi borcunu ödemeye devam ettiklerini, yeni malikin iyi niyetli ve hak sahibi olduğunu, taşınmazın banka kredisiyle satın alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1968 yılından 1998 yılına kadar İstanbul'da ikamet ettiğini, bu tarihten sonra memleketi Urfa'ya taşınarak orada ikamet etmeye başladığını, daha evvel uzun yıllar ikamet ettiği İstanbul'a sık sık gidip geldiğini ve burada ...'da bulunan daireyi satınca İstanbul'da kalacak yer ihtiyacını gidermek amacı ile yer araştırırken 2008 yılı nisan ayının başlarında havaalanı ve avmlere yakın olan Şirinevler'de dava konusu edilen giriş kat dairenin camındaki satılık ilanı üzerine satıcı ... ile temasa geçip pazarlık sonucu 55.000,00 TL karşılığı daireyi satın aldığını, evin bedelini taksitler halinde ödeyip, yarısı ödendiğinde tapuda devir işlemi yapılması hususunda anlaşmış olduklarını, müvekkilinin evin bedelinin tamamını banka yoluyla satıcıya ödediğini, müvekkilinin satıcıyı bu alışveriş nedeniyle tanıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.12.2012 tarihli ve 2010/93 Esas, 2012/657 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafça aciz vesikası yerine delil olarak ibraz edilen icra takip dosyası içerisindeki haciz tutanağının aciz vesikası yerine geçemeyeceği ve davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça kesin aciz vesikasının da ibraz edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.09.2014 tarihli ve 2013/4049 Esas, 2014/11950 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda borçlu davalı ...'un adresinde 06.11.2009 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında tutulan haciz tutanağından borçlunun borcuna yetecek haczi kabil malının olmadığı belirtilmiş ise de icra takip dosyasında borçlunun bir adet taşınmazına ve şirket paylarına haciz konulduğu, ancak haciz konulan malların borcu karşılayıp karşılmadığının belirlenmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalı ...'a ait olan ve icra takip dosyasında haciz konulan ... ilçesi ... köyünde kain 2994 sayılı parsel üzerindeki 12 nolu bağımsız bölüm ile şirket hisselerinin değerlerinin davacı alacaklının borcunu karşılayıp karşılamadığının saptanması, belirlenen değerlerin borcu karşılaması halinde borçlu davalının aciz hali bulunmadığından davanın ön koşul yönünden reddine, borcu karşılamaması halinde ise menkul haczi sırasında tutulan tutanağın geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların toplanan ve toplanacak tüm delillerinin birlikte değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 06.11.2009 tarihli haciz tutanağı ile haczi kabil mal bulunmadığının tespit edildiği, sözü edilen haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu, ayrıca Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2014 tarih ve 2013/40 49... /11950 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca borçlu davalı ...'a ait olan ve icra takip dosyasında haciz konulan ... ilçesi ... köyünde kain 2994 sayılı parsel üzerindeki 12 nolu bağımsız bölüm ile şirket hisseleri değerlerinin davacı alacaklının borcunu karşılayıp karşılamadığı araştırılmış olup, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporları ile borcu karşılamaya yeter olmadığı, bu itibarla borçlunun aciz halinde olduğu, iptali istenen tasarrufa konu taşınmaz için davalı ... tarafından ... Bankası ... Bulvar Şubesinden konut kredisi kullanıldığı ve taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, ardından borcun ödenmesi ile ipoteğin kaldırıldığı, devrin bedel karşılığı olduğu gerekçesiyle asıl dosyada açılan davanın reddine, birleşen dava dosyasında ise; İİK'nın 278. maddesine göre akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde olup iptale tabi olacağının düzenlendiği, alınan bilirkişi raporunda belirtilen şekilde birleşen dava dosyasında davalıların tasarruf tarihleri itibariyle akit bedelinin gerçek bedelin epey altında kaldığı, fahiş fark bulunduğu, tasarrufun tarafları ... ve ...'ın tanıdık olup, ortak arkadaşları bulunduğu, alıcı 3. kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek kişilerden olduğu, taşınmaz karşılığı ödeme olduğunun usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain, 2155 parsel sayılı, Zemin Kat, 1 nolu bağımsız bölüme kayıtlı dava konusu taşınmaza ilişkin olmak üzere, davalı ...'dan davalı ...'e yapılan tasarruf işleminin iptali ile; Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2009/16248 sayılı icra takip dosyalarındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak ve de tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacı alacaklıya bu taşınmazda haciz ve satış isteme yetkisinin (cebri icra yetkisinin) tanınmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı/borçlu ... tarafından mal kaçırmak ve alacaklı/davacıyı zarara uğratmak amacıyla dava konusu taşınmazın davalı ...'e devredildiğini, tasarruf işleminin tarafları olan davalı ... ile ...'ın tanıdık olduklarını, dolayısıyla davalı ...'in, davalı ...'ın dava konusu borç-alacak ilişkisinden haberdar olduğunu, dava konusu borcun dayanağı olan Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2005/509 Esas sayılı dosyası ile borçlu olduğuna karar verilen davalı ...'ın derhal harekete geçerek adına kayıtlı taşınmazları mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak devretmeye kalkıştığını, taşınmazları adına kaydettiren her iki davalının da ...'ı uzun senelerdir tanıyan, aralarında güven ilişkisi ve dostluk olan, ...'a yardım etmekten çekinmeyecek kişiler olduğunu, ceza dosyasında; tasarrufa konu taşınmazın 20 senedir davalı ...'ın huzurdaki dava dosyasında ve iş mahkemesi dosyasında avukatı bulunan ...'a ait olduğunu, davalı müteveffa ...'in ise Avukat ...' ın öz dayısı ve aynı zamanda ...' ın 40 senedir Şanlıurfa' da köy ortağı ve arkadaşı olduğunun ortaya çıktığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Birleşen davada davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davası kabul edilen dairenin 55.000,00 TL'ye, diğerinin ise 80.000,00 TL'ye satıldığını, davası kabul edilen 12 nolu dairenin diğer dairenin yarısı kadar olduğunu, tasarrufun iptalini gerektiren bir durum olmadığını, ...'ın davacı AVM sahibine tek kuruş borcu olmadığını, borçlu görünen ...'ın Lüleburgazda müstakil 3 katlı bir binası olduğunu, huzurdaki bu davada mahkemenin kabul ettiği zemin kattaki 55.000,00 TL'lik 1 nolu küçük dairenin en az 10 katı olduğunu, mahkemenin bunun değerini belirlemediğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 2 79... .maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İlk Derece Mahkemesince; birleşen dava dosyasında; alınan bilirkişi raporunda belirtilen şekilde davalıların tasarruf tarihleri itibariyle akit bedelinin gerçek bedelin epey altında kaldığı, fahiş fark bulunduğu, tasarrufun tarafları ... ve ...'ın tanıdık olup, ortak arkadaşları bulunduğu, alıcı 3. kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek kişilerden olduğu, taşınmaz karşılığı ödeme olduğunun usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3. kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup, bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek mislini aşan bedel farkının varlığı değerlendirilmelidir. Somut olayda; birleşen davada dava konusu 1 nolu taşınmaz 12.000,00 TL bedelle; davalı borçlu tarafından 23.06.2008 tarihinde tapuda devredilmiş; bilirkişi tarafından bu taşınmaz için 70.000,00 TL rayiç değer belirlenmiştir. Davalı 3.kişi ...; bu taşınmaz için gerçekte 55.000,00 TL'ye anlaştıklarını, ödemenin 5 taksitte yapılacağı konusunda anlaşıldığını, 20.05.2008 tarihinde kendisine ait şirket olan ... İnş. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. Hesabından 10.000,00 TL, 24.06.2008 tarihinde 8.000,00 TL, 09.07.2008 tarihinde kendi hesabından 8.000,00 TL, 09.09.2008 tarihinde 7.000,00 TL, 11.08.2008 tarihinde 10.000,00 TL diğer davalı hesabına ödeme yaptığını belirtmiş olup, bu dekont örneklerinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Dairemiz uygulamasına göre bankadan ödenen bu paraların borçluya taşınmaz alımı için ödenen para olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda, bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değer arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Öte yandan; İİK'nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince tasarrufun tarafları ... ve ...'ın tanıdık olup, ortak arkadaşları bulunduğu, alıcı 3. kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek kişilerden olduğu belirtilmişse de, davalı 3. kişi ...'ü tanıyan kişinin davalı borçlu ...'ın avukatı olduğu, dosya kapsamından davalı 3. kişi ...'un davalı borçlu ...'ı doğrudan tanımadığı anlaşılmış olup, ortak tanıdıkları olması tek başına davalı 3. kişinin kötüniyetini göstermeyeceğinden ve bundan başka davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da kanıtlanamadığından birleşen davanın da reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ... ile asıl davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6945, K. 2025/6235, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-6945-e-2025-6235-k-a63ff0f26d67