Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4685 E. 2025/6655 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4685
- Karar No
- 2025/6655
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka tarafından davalılar ... ve ...'in müteselsil kefaletleriyle, ... Ltd.Şti.'ne kullandırılan kredinin ödenmemesi nedeniyle Bursa 8. İcra Müdürlüğünün 2017/9230 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, yapılan araştırmada kefillerin aciz halinde olduğunun anlaşıldığını, ancak dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiklerinin tespit edildiğini, diğer davalıların borçluların hemşehrisi ve akrabası olduklarını, taşınmazların gerçek değerinin çok altında bir bedelle devredildiğini belirterek, tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; icra takibinin kesinleşmediğini, taşınmazların rayiç bedelden devredildiğini ve banka kanalı ile ödeme yapıldığını, emlakçı vasıtası ile ilanen satıldığını, taraflar arasında akrabalık bulunmadığını, ...'in miras yoluyla taşınmazı devraldığını, ... ...'in de mirasçı sıfatı ile taşınmazda oturduğunu, aciz vesikası iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığı, haciz tutanaklarında haczi kabil mal bulunmadığına dair tutanaklar mevcut ise de, kesinleşmemiş icra takibine dayalı olarak tutuldukları, ancak aciz vesikasının tasarrufun iptali davalarında ön şart olmasına rağmen karar kesinleşinceye kadar her zaman sunulabileceği, bunun dışında davalı ...'le borçlular arasında akrabalık bağı bulunuyor ise de, taşınmazın veraseten kendisine intikal ettiği, diğer davalı ... ... ... ile borçlular arasında hukuki ya da organik bağ bulunduğuna dair somut bir delil mevcut olmadığı, bilirkişiler tarafından tasarruf tarihi itibariyle tespit edilen rayiç bedel ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında fahiş fark bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ile borçlular arasında uzak akrabalık bağı bulunduğu, taşınmazda alıcı ...'in eşi ... ... ve diğer hissedarların hisseleri ile birlikte borçluların hisselerinin de aynı gün devredildiği, borçlu ... ile diğer davalı ... ... ve borçlular arasında yakın ilişki ya da organik bağ bulunduğuna, borçluların durumunu bilebilecek durumda olduklarına ilişkin somut delil olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK md. 283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nın 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nın 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince dava konusu edilen Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 2178 Ada, 1 Parselde kayıtlı 23 numaralı bağımsız bölüm yönünden yapılan incelemede; davalı ... ile davalı borçlular arasında akrabalık bağı bulunuyor ise de, taşınmazın veraseten kendisine intikal ettiği, bilirkişiler tarafından taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle tespit edilen rayiç bedeli ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında fahiş fark bulunmadığı, tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, sözü edilen bu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bir bedel farkı bulunmadığı sabit olmuştur. Ancak, her ne kadar bu taşınmazın davalı ...'e veraseten intikal ettiği belirtilmişse de, davalı ...'in eşi ... ...'e veraseten intikal eden 1/8 hissenin olduğu, dava konusu edilen 1/8'er hissenin ise davalı borçlular ... ve ...'den 25.000,00'er TL bedel karşılığında satın alındığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesi'nin bu gerekçesine katılma imkanı yoktur. Bunun dışında; davalı borçlular ... ve ... ile dava konusu taşınmazın (23 numaralı bağımsız bölümün 2/8 hissesi) devredildiği davalı 3. kişi ...'in aynı nüfusa kayıtlı olup aynı köylü oldukları, aralarında akrabalık bağı bulunduğu, aynı taşınmazda eşinin de hissedar olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı borçlular ... ve ... ile dava konusu taşınmazı devralan davalı 3. kişi ...'in nüfus kayıtlarının getirtilmesi ve borçlular ile 3. kişi ... arasındaki akrabalık bağının ne olduğunun tespit edilmesi ve ondan sonra davalı 3. kişi ...'in İİK’nın 280/1.maddesi kapsamında davalı borçluların mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, HMK 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.