Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4853 E. 2024/10239 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4853
- Karar No
- 2024/10239
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/50 E., 2023/248 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında Anamur İcra Müdürlüğü'nün 2010/1140 sayılı dosyasının tahsili için takip yapıldığını, borçlu ...'in 15.06.2011 tarihinde Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/495 Esas 2011/633 Karar sayılı dosyasıyla açtığı mirasın reddi davası sonucunda murisi ...'den kendisine intikal edecek mirasını reddettiğini, oysa miras bırakanın borca batık olmadığını, davalı ...'in alacaklıdan (davacıdan) mal kaçırmak için hiçbir haklı sebep olmadan mirası reddettiğini belirterek davalılar arasında yapılan söz konusu mirasın reddi işleminin cebri icra yoluyla alacağın tahsiline yetki vermek üzere iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; babası ...'in piyasaya borçları olduğunu, babasının ölümünden sonra bir takım sürpriz borçları ortaya çıktığında bundan sorumlu olmamak için ve kardeşleriyle de aralarında bir takım anlaşmazlıklar olduğu için babasından gelecek olan mirası, Medeni Kanun tarafından kendisine verilmiş bir hak olarak reddettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.11.2015 tarihli ve 2014/412 Esas, 2015/523 Karar sayılı kararı ile; İİK 277 nci maddesi gereğince borçlunun aciz halinde bulunduğunu gösterir vesika tasarrufun iptali davalarında dava şartı olarak düzenlendiğinden ve davacı tarafça davalı ...'in aciz halinde bulunduğunu gösterir vesika dosyaya ibraz edilemediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 20.12.2021 tarihli ve 2021/16309 Esas, 2021/10659 Karar sayılı ilamı ile; "...Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 105-143 md) bulunması gerekir. İİK’nun 105 inci maddesine göre haczi kabil malı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı; İİK’nun 143 üncü maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasında; borçlunun da hazır olduğu 10.11.2015 tarihinde yapılan hacizde; yalnızca 400,00 TL değerinde bir koltuk takımının haczedildiği belirtilmiştir. İcra dosyası kapsamında borçlunun alacak veya başka taşınır ya da taşınmaz malı olmadığı, bu hali ile davacının alacağını karşılama imkanı bulunmadığı açıktır. Bu nedenle; 10.11.2015 tarihinde düzenlenen haciz tutanağı İİK'nun 105 inci maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğundan davanın esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin alacaklılarının açtığı mirasın gerçek reddinin iptali davalarında TMK 618 hükümlerinin uygulanması gerektiği, murisin mirasçısının alacaklılarının açmış olduğu mirasın gerçek reddinin iptali davalarında ise; TMK 617 hükümlerinin uygulanması gerektiği, Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi'nin mirasın gerçek reddine ilişkin dosyasında davalı ...'nın mirası 15.06.2011 tarihinde reddettiği, eldeki açılan dava tarihinin 24.07.2014 olması sebebi ile; süresinden sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece açılan davanın vasfının hatalı değerlendirildiğini, davanın tasarrufun iptali davası olup mirasın reddinin iptali istemi olmadığını, TMK'nın ilgili 617 ve 618. maddelerinin dava konusunu ilgilendirmediğini, borçlu ...'in 15.06.2011 tarihinde Anamur Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davada babasından kalan mirası reddettiğini, oysa miras bırakanın borca batık olmadığını, davalı ...'in alacaklıdan (davacıdan) mal kaçırmak için hiçbir haklı sebep olmadan mirası reddettiğini, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince bu tasarrufun iptale tabi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme HMK'nin 33 üncü maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe, yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara ve hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtilmesine göre dava niteliği itibarıyla TMK'nun 617 ve 618.maddelerine göre değil, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı açılmış tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278 inci maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Aynı yasanın 284 üncü maddesinde iptal davasının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılacağı hükme bağlanmıştır. Dosya içerisindeki belgelerden dava konusu mirasın reddi istemine ilişkin tasarrufun 15.06.2011 tarihinde yapıldığı, davanın ise 05.06.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre İİK'nun 284 üncü maddesi kapsamında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği de anlaşılmış olup, mahkemece davanın İİK 277 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilip davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.