Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3754 E. 2024/5168 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3754
- Karar No
- 2024/5168
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/291 D.İş, SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-5112 HÜKÜM/KARAR : Davalı vekilinin itirazının reddi/ Davanın kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/191568 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazın reddine ve davacı vekilinin tavzih talebinin 05.04.2022 tarihli ek karar ile reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetinin asıl kararı davalı vekili ve İtiraz Hakem Heyetinin 05.04.2022 tarihli ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi uyarınca 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında bedel arttırım dilekçesi ile talebini 251.190,82 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru aşamasında sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak davacının tazminat tutarının hesaplanması gerektiğini ve davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'ine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından dosyaya sunulan ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunda davacının maluliyet oranının % 11 olarak belirlendiği, davacının iddia ettiği maluliyet oranının mevcut belgeler üzerinden değerlendirilmesi için dosyanın adli tıp uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan 21.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının maluliyet oranının % 12 olarak belirlendiği, kaza tespit tutanağında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün 15 kişi kapasiteli minübüse 11 kişi fazla yolcu aldığı, sürücünün ''Kapasitenin üzerinde yolcu almak'' ve ''Aracın hızını, yol, hava, trafik ve aracın teknik özelliklerine uydurmamak'' kuralı ihlal ettiği gerekçesiyle kusurlu olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi raporunda davacının % 12 maluliyet oranı, davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusuru, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak davacının sürekli iş göremezlik zararının belirlendiği, alınan maluliyet raporu ve aktüer bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 251.190,82 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; aktüer bilirkişi raporunda tazminat tutarının fahiş hesaplandığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacının müterafik kusuru ve hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini ileri sürerek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay kararları ile TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanması içtihat edildiğinden davalı tarafın hesaplama yöntemine ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davacının müterafik kusuru bulunduğuna ilişkin somut bir iddia ve delil ibraz edilmemiş olup kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olarak işaretlendiği, bu haliyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğine ilişkin itirazın yerinde olmadığı, davacının, davalıya sigortalı araçta yolcu olduğu, fındık toplamaya gittiği, ücret karşılığı taşındığı anlaşılmakla hatır taşımasının koşullarının mevcut olmadığı ve davacı lehine tam ve nisbi vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyetince dava kabul edilmesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarında davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetinden kararın bu yönde düzeltilmesi talep edilmiş olmasına rağmen bu konuda taraflarına dönüş yapılmadığı ve davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince yapılan incelemede de tavzih talebine değinilmediği gerekçesiyle hak kaybının ortadan kaldırılması bakımından gerekçeli, açıklamalı ve yazılı ek karar verilmesi talebini içeren dilekçe sunulması üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 05.04.2022 tarihli ek kararı ile; usul bakımında yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği ve kabul ettiği üzere tavzih talebinin ilk karan veren Uyuşmazlık Hakem Heyetinden talep edilmesi gerektiği, İtiraz Hakem Heyetinin tavzih yolu ile ilk derece hakem kararını düzeltme yetkisinin olmadığı, başvuran tarafın Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmediği ve bu sebeple itiraz incelemesinin davalı tarafın itirazları sınırlı olarak yapıldığı ve itirazın reddedildiği, bu sebeple davacının İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı tavzih talebinin usule aykırı olduğu; esas bakımından yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında unutulduğu iddia edilen vekalet ücreti bakımından itiraz yoluna giderek hükmün İtiraz Hakem Heyetince düzeltilmesini talep hakkı olduğu halde davacı vekili tarafından itiraz yoluna başvurulmadığı, bu nedenle davacı vekilinin talebinin esas bakımından da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından, ek kararına karşı ise davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebi nedeniyle davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu kazanın iş kazası niteliğinde olduğu değerlendirilerek davacıya rücuya tabi ödeme yapıldı ise tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının olması gerekenden yüksek olarak tespit edildiğini, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, davalı tarafından davacıya yapılan ödeme ile zararın karşılandığını, bu nedenle bakiye tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, başvuru eksik evrakla yapıldığından başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hatır taşıması ve davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili İtiraz Hakem Heyetinin 05.04.2022 tarihli ek kararına ilişkin temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında vekalet ücretine hükmedilmediğini, kararın tebliği üzerine hakem heyetinden kararın düzeltilmesinin istendiğini, taraflarına olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapılmadığını, İtiraz Hakem Heyetince tavzih talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ek karar kaldırılarak davacı lehine tam ve nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 97 ve 99 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Davacı vekilinin 05.04.2022 tarihli ek karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı vekilinin tavzih talebinin; bu talebin ilk kararı veren Uyuşmazlık Hakem Heyetine yapılması gerektiği, İtiraz Hakem Heyetinin tavzih yolu ile ilk derece hakem kararını düzeltme yetkisinin olmadığı, başvuran tarafın Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmediği ve davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında unutulduğu iddia edilen vekalet ücreti bakımından itiraz yoluna giderek hükmün İtiraz Hakem Heyetince düzeltilmesini talep hakkı olduğu halde itiraz yoluna başvurmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin 05.04.2022 tarihli ek karara ilişkin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına, hatır taşıması savunması, def'i niteliğinde olup cevap dilekçesinde ileri sürülmemiş olmasına, davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri yönünden talebi bulunmamasına ve hakem heyetince bu yönde hüküm tesis edilmemiş olmasına, davalı ... tarafından davacıya ödeme yapıldığına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede a-) Dosya içeriğinden; davacı vekili tarafından başvuru aşamasında dosyaya sunulan ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 11.09.2020 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının maluliyet oranının % 11 olarak belirlendiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının iddia ettiği maluliyet oranının mevcut belgeler üzerinden değerlendirilmesi için dosyanın adli tıp uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan 21.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının maluliyet oranının % 12 olarak belirlendiği, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının % 12 maluliyet oranı esas alınarak tazminat tutarının belirlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından başvuru aşamasında dosyaya sunulan ve kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlanan maluliyet raporu davacı tarafından itiraza konu edilmediği halde davacının talebini aşacak şekilde Uyuşmazlık Hakem Heyetince adli tıp uzmanından alınan 21.11.2021 tarihli maluliyet raporunda belirlenen % 12 maluliyet oranı esas alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, bilirkişiden ek rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nda alınan maluliyet raporunda davacının belirlenen % 11 maluliyet oranı esas alınarak davacının talep edebileceği tazminat tutarının hesaplanması gerekir. Eksik inceleme sonucu verilen kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. b-)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/Kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Davacının, yolcu taşıma kapasitesi aşılmasına rağmen sigortalı araçta seyahat etmek suretiyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; araç tescil belgesine göre davalıya sigortalı aracın azami yolcu kapasitesi sürücü dâhil 15 kişi olmasına rağmen araçta 26 kişi bulunduğu hususu, trafik kaza tespit tutanağı ile sabittir. Buna göre; davacının yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin 05.04.2022 tarihli ek karara ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Değerlendirme bölümünün 3-(a) ve (b) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur TBK'nın 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Somut olayda davacı, araçta yolcu konumundadır. Kazanın meydana gelmesinde istiap haddinin etkisi araştırılarak sonucuna göre müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki değişik gerekçeyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (3-b) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.