Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2695 E. 2025/2210 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2695
- Karar No
- 2025/2210
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/130 E., 2021/726 K. Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozma kararına İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.05.2023 tarih 2023/174-237 E., 2023/477 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, ardından 31.01.2024 tarih 2023/174-1052 E., 2024/34 K. sayılı ilamı ile davalılar vekillerinin direnme konusu dışında kalan diğer temyiz itirazları ile ilgili inceleme yapılması için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. ... geldi. Davalı ... vekili Av. ... geldi. Davalı ... tarafından gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 11.02.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeleri incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile borçlunun dava dışı ... A.Ş. aleyhine açtığı alacak davasında lehine karar verilen 3.100.000,00 TL'sını 12.11.2013 tarihinde babası olan diğer davalı ...'e temlik ettiğini belirterek bu temlikin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, davacı banka alacağının muaccel olmadığını yeniden yapılandırıldığını, aciz belgesinin sunulmadığını, davalı borçlunun davalı ...'in ortak hesabından alınan paralar ile davacı banka dahil birçok borcun ödendiğini bu kapsamda davalı ...'in ...'dan 127.273.878,79 TL alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.06.2016 tarihli ve 2015/22 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararı ile; davalıların cevap dilekçelerinde ve tüm savunmalarında, baba-oğul arasındaki borcun gerçek bir borç olduğunu, mal kaçırma niyet ve amacı olmadığını, temlik sözleşmesinin taraflarının baba- oğul olmasının tasarrufun iptali için yeterli olmadığını savundukları, ancak; İcra iflas kanununun 280/3 maddesine göre baba-oğul arasındaki borç gerçek borç olsa dahi tasarrufun iptali için yeterli olduğu, ayrıca, alınan tüm bilirkişi raporlarına göre davalı borçlu ...'ın malvarlığının kefaret borcunu karşılamaya yetmediği ve bu durumda ...'ın aciz durumunun ispatlandığı, bu şekilde aciz durumu ispatlandığı için davacı tarafın icra müdürlüğünden alacağı için aciz vesikasına ihtiyaç kalmadığı, tasarrufun iptali şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalılar ... ile ... arasında ... 19. Noterliğinde yapılan 12 Kasım 2013 tarihli ve 25638 yevmiye sayılı temliknamenin iptaline, verilmiş olan ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarının kararın kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarihli ve 2017/851 Esas, 2019/8709 Karar sayılı ilamı ile; "...Gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesi ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracıdır. Burada önemli olan temlik alanın, bu temliki gerektirir nitelikte ve boyutta borçludan alacağının olduğunun sabit olmasıdır. Davalı ... vekili, müvekkillinin borçlunun ortağı olduğu ... grubuna ait şirketlere verdiği borçların karşılığı olarak bu temlikin yapıldığını iddia ettiğinden, yapılacak iş, borcun hangi şirkete ne zaman verildiği hususlarının somutlaştırılması sağlandıktan sonra, bu şirketlerin ticari defterleri üzerinde, inceleme yapılarak temlik işleminden öncesinde ve sonrasında aralarında devam eden bir ilişki olup olmadığı, temlik konusu miktar kadar borcun davalı üçüncü kişi tarafından verilip verilmediği ve verilmiş ise buna ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kanun hükmüne göre usul ve füru arasında yapılan kazandırmaların karşılıklı dahi olsa alacaklıya karşı bağışlama gibi olduğu, Kanun bu türden kazandırmaların bağışlama gibi olacağını belirttiğinden aksinin mümkün olduğu hususunda bir düzenlemeye yer vermediği, aynı kanunun 280/3.maddesinde ise hısımlar arasında yapılan ve alacaklıya zarar verme kastı sebebine dayalı iptal davaları için aksinin ispat edileceğinin açıkça belirtildiği, kanun koyucunun İİK 278.maddesindeki düzenlemeyle, hısımlar arasında belli koşullarda yapılan işlemlerin bağışlama gibi olduğunu kabul ettikten sonra aksinin ispatına yönelik hüküm dercetmeyerek, iradesinin aksinin ispatının mümkün olmadığı yönünde olduğunu ortaya koyduğu, davalılar arasında yapılan temlik işleminin İİK 278.maddesine göre iptale tabi olduğu, davalılar arasındaki alacak ilişkisinin ve alacağın gerçek olup olmadığının tespitinin kanun maddesinin uygulanmasına bir etkisinin olmadığı, temlik bir ivaz karşılığında yapılmış olsa dahi kazandırmanın alacaklıya karşı bağışlama olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine, davacının davasının kabulü ile, davalılar ... ile ... arasında ... 19. Noterliğinde yapılan 12 Kasım 2013 tarihli ve 25638 yevmiye sayılı temliknamenin iptaline, verilmiş olan ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarının kararın kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin ilk kararında İİK 280 maddesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmişken, direnme kararında İİK 277 maddesi uyarınca direnme kararı verildiğini, hükmün gerekçesinin değiştirildiğini, gerçekleştirilen tasarrufun taraflar arasındaki bir borç ilişkisine dayandığının açıkça belgelerle ortaya konulduğunu, müvekkili ile ... arasında hissedarı oldukları, ticari işler yaptıkları şirket ve şirketler ile alakalı bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ancak davacı yanın bu hususlarda yalnızca soyut ve mesnetsiz iddialarda bulunmuş olduğu halde, Mahkemenin tüm bu hususları objektif olarak gözetmeden, bu hususta hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan davanın kabulüne karar verdiğini, aciz vesikası olmaksızın hüküm tesis edildiğini, bozma ilamında da belirtildiği gibi davalılar arasındaki kan bağından bağımsız olarak süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunun inkâr edilemeyeceğini, müvekkilinin ...’a İstanbul 35. İcra Müdürlüğü’nün 2013/28401 Esas sayılı dosyadaki alacağının yarısı tutarındaki miktarı ortak hesaplarından çekmiş olduğu paralardan mahsup edilmek üzere temlik ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 2011 yılında ...'ın sahibi bulunduğu şirketlerin bankalardan kullandığı kredilerin ödenmesinde sıkıntı yaşanması üzerine davalı ...'in de yarısına sahip olduğu ... Bankasındaki müşterek hesaplarında bulunan 254.547.756,00 TL paranın, davalı ...'in vermiş olduğu muvafakatname ile 28.11.2011 tarihinde ...'ın ... Bankasına olan borçları için ödendiğini, ... Bankasına müşterek hesaptan ödenen bu tutarın yarısı 127.273.847,79 TL olarak davalı ...'e ait olduğundan, bu miktarda ...'dan alacaklı duruma geçtiğini, ...'ın, ... Bankasına müşterek hesapta yapılan bu ödemeler nedeniyle oluşan alacağının kısmen ödenmesi amacıyla İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/147 Esas sayılı dosyası ile ... A.Ş aleyhine açılıp karara bağlanan toplam 3.100,000 TL asıl alacağını tüm ferileri ile birlikte ... 19. Noterliğinin 12.11.2013 tarih ve 25638 yevmiye nolu temliknamesi ile davalı ...'e temlik ettiğini, temlik edilen bu alacağın işlemiş faizleri ile birlikte yaklaşık 18.000,000 TL tuttuğunu, her ne kadar ... ile ...'ın baba-oğul olduğu ve bu sebeple de alacaklılardan mal kaçırma kastıyla bu tasarrufun yapıldığı iddia edilse de bu temlik sözleşmesinin davalının, müşterek hesabından kullandığı bedele karşılık yapılmış olup; ödeme yerine geçen geçerli bir sözleşme olduğunu, bu sebeple davalıların ... Bankasında müşterek hesaplarında bulunan ve yarısı davalı ...'e ait olan mevduatın, davalı ...'ın borcu için ... Bankasına ödenmiş olup olmadığı araştırılmadan ve davalı ...'dan olan alacağına mahsuben temlike konu alacağı bu sebeple temlik almış olup olmadığının araştırılması yapılmadan davanın kabulü yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Onama Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.05.2023 tarih 2023/174-237 E., 2023/477 K. sayılı ilamı ile "....32. Somut olayda davalı borçlu ...'ın ... A.Ş'den mahkeme hükmüne dayalı olan alacağının yarısını diğer davalı babası ...'a temlik ettiği belirtilerek yapılan tasarrufun 278/III-1 inci maddesi gereği iptale tabî olduğu ileri sürülmüş ise de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunlu olduğundan, iptal kararı gereğince tasarrufun bağışlama hükmünde kabul edilemeyeceği açıktır. Bu durumda Kanun'da düzenlenen diğer iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. 33. İcra ve İflas Kanunu'nun 280/1 inci maddesinde; malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebileceği, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmasını, üçüncü kişinin borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar kan veya sıhri hısımı, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun durumunu bildiğinin kabul olunacağı, bunun hilafını üçüncü kişinin ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre ("Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez." hükmüne göre) ispat edebileceği düzenlenmiştir. 34. Davalıların baba-oğul olduklarının çekişmesiz olduğu, davalı borçlu hakkındaki icra takibinin ve davalı borçlunun aciz hâlinin kesinleştiği, 12.11.2013 tarihli temliknameyle davalı ...'ın ... A.Ş'den mahkeme hükmüne dayalı olan alacağının yarısını diğer davalı babası ...'a temlik ettiği, üçüncü kişi davalı babanın temlik borçlusu oğlunun alacaklılara zarar verme kastıyla hareket ettiğini bilen ve bilebilecek kişilerden olduğu ve davalı üçüncü kişinin 279/son maddesi uyarınca borçlunun vaziyetini bilmediğini ispat edemediğinden mahkemece verilen karar sonuç itibariyle doğrudur. Davalılardan ...'ın müşterek hesaptan Banka'ya yapılan ödeme nedeniyle babası davalı ...'a borçlandığını ve dava konusu temliki bu sebeple yaptığına dair yapılan savunma karşısında Özel Dairece, temlik edilen alacağın gerçek alacak olup olmadığı yönünde araştırma yapılması gerektiği belirtilmiş ise de; alacaklı bankanın alacağına kavuşamadığı ve zarara uğradığı, temlik işleminin dava dışı şirketler ile yapılmadığı, ticari örfe dayalı ödeme olgusunun somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde, dava dışı şirketlerin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak temlik işleminden öncesinde ve sonrasında aralarında devam eden bir ilişki olup olmadığının incelenmesine de gerek bulunmamaktadır. Zira temlik işleminin tarafı dava dışı şirket ile davalı üçüncü kişi ... değildir. Dolayısıyla, bu yönde bir araştırma yapılmasına yer olmadığına ve temlik işleminin 280/1 ve 3 üncü maddeleri gereği de iptale tabî olduğuna ilişkin mahkeme kararının isabetli olduğu anlaşılmaktadır. 35. Hâl böyle olunca, direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir." gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. D.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Karar Düzeltme Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 31.01.2024 tarih 2023/174-1052 E., 2024/34 K. sayılı ilamı ile; "...Hukuk Genel Kurulu kararında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan sair karar düzeltme isteminin REDDİNE, ancak kararda direnme uygun bulunduğundan direnme kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekirken onama kararı verildiği anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının KABULÜNE, düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2023 tarihli ve 2023/(17)4-237 Esas, 2023/477 Karar sayılı kararında yer alan "... 35. Hâl böyle olunca, direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir..." ibaresi ile " ...Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı (1.266.903,99 TL) harcın temyiz edenlerden alınmasına..." ibaresinin KALDIRILMASINA ve yerine (IV. KARAR bölümüne) "...Direnme yukarıdaki değişik gerekçe ile uygun olduğundan, davalılar vekillerinin direnme konusu dışında kalan diğer temyiz itirazları ile ilgili inceleme yapılması için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE..." ibarelerinin EKLENMESİNE, açıklanan bu nedenlerden dolayı direnme uygun bulunduğundan diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE," karar verilmiştir. E. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ... ...' e yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.