Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2596 E. 2024/11151 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2596
Karar No
2024/11151
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/842 E., 2023/3466 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/188 E., 2018/170 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın davalı...... Gıda A.Ş.'nin asıl borçlusu, davalı ... ve dava dışı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak adına kullandırılan 20.12.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin ödenmemesinden dolayı İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2017/4688 esas sayılı dosyası ile borçlular aleyhine icra takibine geçildiğini, alacağı karşılayacak miktarda menkul, gayrimenkul mal ve başkaca alacağın bulunmadığını, davalı borçlunun takipten kısa bir süre önce mal varlığı üzerinde muvazaalı olarak işlemler yaptığını, mallarını elden çıkarttığının tespit edildiğini, davalıların karı koca olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir değerle devredildiğini belirterek davanın kabulü ile; dava konusu taşınmazlara ilişkin devir işlemlerinin İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı ........Uysal Gıda Pazarlama Ticaret Anonim Şirketi arasında imzalanan 08.06.2016 tarihli kredi sözleşmesine davalı ...'ın müşterek borçlu/müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/3007 sayılı dosyası ile yapılan takipte alacağı karşılayacak miktarda, menkul, gayrimenkul mal ile başkaca hak ve alacak bulunamadığını, ancak davalı borçlu ...'ın maliki bulunduğu dava konusu taşınmazını 27.07.2016 tarihinde davalı ...'a devrettiğini, dava konusu tasarrufların İİK.'nun 278/III-1 hükmüne göre bağışlama hükmünde olup iptale tabi olduğunu, ivazsız tasarrufların da aynı şekilde batıl olduğunu belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tasarruf işlemlerinin alacaklıyı zarara uğratma amacı ile yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, kendisinin iyi niyetli 3. kişi olarak taşınmazı satın aldığını, diğer davalılar ile arasında hiç bir organik bağ bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmaz üzerinde 220.000,00 TL dolayında ipotek borcunun mevcut olduğunu, müvekkilinin bu borcu ödemeyi kabul ederek taşınmazı satın aldığını, bahsi geçen taşınmazın emsal bedeli üzerinden satın alındığını, edimler arasında aşırı fark bulunmadığını, müvekkili ile TNM... arasında ticari bir ilişki olduğunun inkar edilemeyeceğini, müvekkilinin .. 'ın çekmiş olduğu kredi ve bu kredinin ödenip ödenmediğini bilmek zorunda olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Uysal vekili cevap dilekçesinde; icra dosyasının dayanağı krediyi çekenin ... Gıda Paz. ve Tic. A.Ş. olduğunu, çekilen kredinin, şirketin ihtiyaçları için şirket tarafından çekildiğini, müvekkilinin, şirkette payı olmadığı gibi hiçbir zaman yönetim kurulunda yer almadığını, diğer yandan açıkça görüleceği üzere kredi sözleşmesinde kefil veya herhangi bir sıfatla ismi de geçmediğini, bu açıdan söz konusu borçtan müvekkilinin haberdar olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2017/188 Esas, 2018/170 Karar sayılı kararıyla; asıl dava yönünden davalı borçlu Hüseyin ile davalı ...'nın karı-koca olmaları nedeni ile dava konusu 11086 ada 8 nolu bağımsız bölüm 1/2 hissenin, dava konusu 282 ada 36 nolu parselin davalı ... tarafından davalı ...'e yapılan satışta taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında önemli oransızlık olması nedeni ile iptaline, diğer davalılar yönünden dava ispatlanamadığından reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı Türk Ekonomi Bankası A.Ş vekili, davalı ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2019/613 Esas, 2019/719 Karar sayılı kararıyla; davalı ...'in gerekli istinaf harcını, çıkartılan ihtara rağmen ödemediğinden ek karar ile istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bu ek karara ilişkin istinaf talebinde bulunulmadığı görüldüğünden,...........'in istinaf talebinin irdelenmediği, 322 ada 8 parselde kain E Blok 64 nolu bağımsız bölüm ile aynı yerde F Blok 64 nolu bağımsız bölümün 13.02.2017 tarihinde ...'a devredildiği, davalı ... vekilince, duruşmada taraflar arasında ticari ilişki olduğunun kabul edildiği, aynı gün aynı kişiye birden fazla satışın yapılması, hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı üçüncü kişi ...'ın borçluların alacaklılarından mal kaçırmak kastını bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü gerektiği, ancak 322 ada 8 parselde kain E Blok 64 nolu bağımsız bölümün ... tarafından dava dışı 4. kişiye 03.05.2017 tarihinde devredilmiş olduğundan, taşınmazın 03.05.2017 tarihindeki değerinin 240.000,00 TL'nin tahsiline, asıl davada davacı Türk Ekonomi Bankası A.Ş. vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/6016 Esas, 2020/8950 Karar sayılı ilamı ile; "... Ancak, İİK’nun 280/1.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, davalı ... borçlu şirkete ait iki adet taşınmaz satın almıştır. Bu nedenle İİK'nın 280/3 üncü maddesi kapsamında davalı üçüncü kişilere yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.Bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile davalı ...'e yapılan taşınmaz satış miktarları dikkate alınarak, borçlu şirketin 2016-2017 yıllarındaki blanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmınn devri niteliğinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/601 Esas, 2021/2172 Karar sayılı kararıyla; kendisine verilen kesin süre içinde davalı borçlu şirket tarafından ticari defterlerin sunulmamış olduğu, dolayısıyla tasarrufların, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını teşkil etmediğinin ispatlanamadığı, mecburi dava arkadaşı olan davalı-3.kişi ... açısından da aynı sonucun doğduğu gerekçesiyle davalı ...’a devredilen taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile tasarrufun iptaline karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemizin 27.09.2022 tarihli ve 2021/26250 Esas, 2022/10902 Karar sayılı ilamı ile; "... İİK’nun 280/son maddesinde ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, davalı borçlunun ticari işletmenin mühim bir kısmını devrettiği, 3.kişinin de ticari işletmenin mühim bir kısmını devraldığını ispat yükü davacı taraftadır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı borçlu şirket tarafından ticari defterlerin sunulmadığı gerekçesiyle tasarrufların, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını teşkil edip etmediği tespitinin yapılamadığı belirtilerek başkaca bir araştırma yapılmamıştır. Davalı ..., davalı borçlu şirkete ait iki adet taşınmaz satın almıştır. Bozmada işaret edilen ticari işletmenin mühim bir kısmını devir koşullarının araştırılması için, tapu sicil müdürlüklerinden davalı borçlu ............Gıda Paz.ve Tic.A.Ş.’nin tasarruf tarihi itibariyle aktif pasif taşınmaz kayıtlarının tespiti, trafik tescil kayıtlarından aktif pasif araç kayıtlarının tespiti, o tarihler itibariyle vergi dairelerinden vergi beyannamelerinin ve bilançolarının istenmesi, ticaret sicilinde kayıtlı evraklarının getirtilerek ödenmiş sermayesinin ne kadar olduğunun araştırılması ve tüm bunlar birarada değerlendirilerek davaya konu edilen davalı 3.kişi ...’a devredilen taşınmazların o dönemde şirketin malvarlığının ne kadarını teşkil ettiği, dolayısıyla bu taşınmazların 280/son anlamında ticari işletmenin mühim bir kısmını teşkil edip etmediği belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamında belirtilen evrakların temini sağlanarak, temyiz talebinde bulunan ...'a borçlu şirket tarafından satılan 2 adet dairenin, İİK'nun 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını teşkil edip etmediği yönünde muhasebeci bilirkişiden rapor alındığı ve bilirkişi raporu ile bu taşınmazların, borçlu şirketin malvarlığının mühim bir kısmını teşkil etmediğinin bildirildiği gerekçesiyle asıl dava açısından; davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine; dava konusu yapılan İstanbul ili, ............ ilçesi, ........... Mah. Kocasinan Mevkii, 11086 parselde kain Zemin Kat 8 Nolu bağımsız bölümde 1/2 hisse sahibi borçlu-davalı ...'ın bu hissesini davalı ... .........'a satışına ilişkin 27.07.2016 tarihli tasarrufun, dava konusu yapılan Manisa ili, ...ilçesi, ........... Mah. 282 ada 36 parselde kayıtlı bahçeli kargir dükkan vasfındaki taşınmazda 1/2+1/2 hisse sahibi borçlu-davalı ...'ın bu hisselerini davalı ...'a a satışına ilişkin 01.03.2017 tarihli tasarrufun iptaline, bu taşınmazların satışa konu hissesi üzerinde İİK.nın 283 maddesi uyarınca davacı tarafa İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2017/4688 Takip sayılı dosyasındaki asıl alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına, dava konusu yapılan İstanbul ili, ..........ilçesi, ......... mah. 322 ada 8 parselde kain F Blok 64 nolu bağımsız bölümün, sahibi olan borçlu-davalı .......... Gıda AŞ tarafından davalı ...'a satışına ilişkin 13/02/2017 tarihli tasarruf açısından, davanın reddine, dava konusu yapılan İstanbul ili, ... ilçesi,....... mah. 322 ada 8 parselde kain E Blok 64 nolu bağımsız bölümün sahibi olan borçlu-davalı ......... Gıda AŞ tarafından davalı ...'a satışına ilişkin 13.02.2017 tarihli tasarruf açısından, davanın reddine, dava konusu edilen İstanbul ili, ... ilçesi, ......... mah. 322 ada 8 parselde kain G Blok 49 nolu bağımsız bölümün, sahibi olan borçlu-davalı şirket tarafından davalı ...'na satışına ilişkin tasarruf açısından davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik bilirkişi raporunun esas alınarak karar verildiğini, itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun esas olarak sadece borçlu şirketin beyanına dayalı olan Kurumlar Vergisi Beyannamesine dayandığını, bu raporun gerçeği yansıtmadığını, şirketin ticaret defter ve kayıtlarının tüm tebligat ve ihtarlara rağmen sunulmadığını, bilirkişi tarafından pasif kaynaklar düşülmeden aktif varlıklar kalemi üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca kötüniyetli olarak defterleri sunmayan davalı şirketin hesaplama yapılmasına engel olmaya çalıştığını, taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri ile devir bedeli arasında fahiş tutarda farkın mevcut olduğunu, davalılar ile komşu olduklarının davalı alıcı ...'ın kabulünde olduğunu, borçlu şirketin ticari faaliyetine ilişkin malvarlığının tamamını elden çıkarmasının ızrar kastını ve bu kastın alıcı tarafından bilindiğinin ispatı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl davada davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2596, K. 2024/11151, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2596-e-2024-11151-k-96137cd8ce14