Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2294 E. 2024/6803 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2294
- Karar No
- 2024/6803
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının taşınmazını 08.06.2011 tarihli sözleşme ile davalı şirkete sattığını, davalı şirket tarafından bakiye borcun ödenmediğini ve hakkında icra takibi başlatıldığını, şirketin dava konusu taşınmazı 24.06.2011 tarihinde davalı ...’e, bu davalı tarafından da 22.07.2011 tarihinde yanında çalışan davalı ...’ya satıldığını, davalı şirketin gayrı resmi sahibi ...’in bu şekilde bir çok kişiyi mağdur ettiğini, davalı ... ve ...’in gayrı resmi ortak ve arkadaş olduklarını belirterek, davalı şirket tarafından mal kaçırma kastı ile yapılan muvazaalı işlemin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunmadığını, davacının taşınmazı sattıktan sonra tahliye edeceğine dair tahliye taahhütnamesi imzaladığını, tasarrufu bilen davacının daha sonra tasarrufun iptalini talep edemeyeceğini, takibe dayanak icra dosyasında davalı şirketin aciz halinde olduğunu gösteren bir belgenin bulunmadığını, taşınmaz bedelinin davalı tarafından şirketin gayrı resmi ortağı ...’e ödendiğini ve davaya konu taşınmazın alım satımına ilişkin olarak ...Otomotiv Tur.Nak.İnş.Gıda Sosyal Hiz. Eğitim Güv. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... adına fatura düzenlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2013/49 Esas 2017/46 Karar sayılı kararıyla, "... dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalı şirkete satışını müteakip davalı şirket tarafından 24.06.2011 tarihinde ...'a satışını nedeni ile satış bedelinin ... tarafından ödendiği, 09.06.2011 tarihinde davacı tarafından davalı şirkete satılan taşınmazın 235.000,00 TL olan tapu kaydında belirlenen satış bedelinin alınmadığından bahisle tapudaki işlem tarihinden 1,5 yıl sonra 28.11.2012 tarihinde davacı tarafça davalı şirket aleyhine yapılan icra takibinin tamamen muvazaalı olup davaya dayanak olmasını teminen yapıldığı, takibin elden tebligat yapılmak sureti ile yasal süreler beklenmeksizin kesinleştirildiği, bilahare icra dosyasında borçlu aleyhine yapılan herhangi bir icra işlemi bulunmadığı, taşınmazın diğer davalılar arasındaki devrini müteakip davacının eşi ... tarafından 30.01.2013 tarihinde tahliye edileceğine dair tahliye taahhütnamesinin taşınmazın satış bedelinin ödenmediği iddiasına göre ihtirazi kayıtsız imzalanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, resmi şekilde yapılan tapu işleminden 1,5 yıl sonra satış bedeline yönelik icra takibinin de muvazaaya dayalı olması nedeni ile de tasarrufun iptalinin talep koşullarının oluşmadığı, davalılardan ... ile davalı ...Otomotiv Turizm Nakliye İnşaat Gıda Sosyal Hizmetler Eğitim Güvenlik Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin gayriresmi ortağı ... arasında yakınlık bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, davalılar arasındaki devirlerin birbirine yakın tarihte olmasının tek başına davalılar arasındaki muvazaayı ispatlamaya yeterli bulunmadığı gerekçesiyle.." davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2018 tarihli ve 2018/194 Esas 2018/762 Karar sayılı kararıyla , İlk Derece Mahkemesinin esasına yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2018/4667 Esas, 2019/10740 Karar sayılı ilâmı ile; "..Dava, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre TBK 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; “İlk derece mahkemesince, dava ile ilgili tüm delillerin toplandığı, deliller değerlendirilmek suretiyle davacı tarafından ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu" belirtilerek, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, ancak tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durulmamış, herhangi bir açıklama yapılmamış, deliller tartışılmamış, davacının ileri sürdüğü istinaf sebepleri karşılanmamıştır. Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince, hakimin, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılarak değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut olayda, davalıya ait taşınmazın 09.06.2011 tarihinde davalı Çağ-Er Otomotiv Tur. Nak. İnş. Gıda Sosyal Hiz. Eğitim Güv. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 235.000,00 TL bedelle satıldığı, davacı ile taşınmazı satın alan şirket arasında 08.06.2011 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmenin şirket müdürü ... ile davacı tarafından imzalandığı, sözleşmede taşınmaz değerinin 359.000,00 TL olarak belirlendiği, davacının bu taşınmazda 15.06.2011 tarihinden itibaren 18 ay kiracı olarak oturacağının, kalan 350.000,00 TL satış bedelinin taksitler halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı şirketin sözleşme gereğince taksitler halinde ödeyeceği satış bedelinden kalan 278.000,00 TL'yi (davacı tanığı eş Mürsel Mehmet Güven’in; davacı eşim 359.000,00 TL bedelle satmıştı, 9.000,00 TL'si satış tarihinden itibaren 18 aylık bu evde oturma kira bedeli olarak düşüldü, geri kalan 350.000,00 TL satış bedelinden 50.000,00 TL bankaya ipoteğin kaldırılması için ödenip ayrıca eşime 22.000,00 TL elden para ödendi, 278.000,00 TL alacağımız kaldı şeklindeki beyanından) ödemediği gerekçesiyle Çanakkale 1. İcra Dairesi'nin 2012/8715 nolu dosyası üzerinden icra takibi yapıldığı, davalı şirket yetkilisi ...'ün ödeme emrini icra kaleminde tebliğ alıp takibin kesinleşmesine muvafakat ettiği, bu beyandan sonra icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı, yargılama aşamasında davacı ve davalı tanıklarının dinlenildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince, delil olarak, davalı şirket hesapları ve banka kayıtlarına dayanılmış olmasına karşın, davalı şirketin defter ve kayıtları ile banka hesapları üzerinde inceleme (davacı tanığının satış bedelinden 50.000,00 TL'nin ipoteğin kaldırılması için bankaya ödendiği belirtilmekle) ve araştırma da yapılmadığı, yine delil olarak davalılar ve dava dışı ... aleyhine açılan benzer dava dosyalarına dayanıldığı, bu davalardan birine ilişkin Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Başkanlığına ait onama ilamının dosyaya sunulduğu, davalı şirketin gayrı resmi ortağı ...’in ceza mahkemesinde zimmet suçundan yargılandığının da belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalı ..., talimat mahkemesi aracılığıyla alınan beyanında, yerel mahkemenin de kabulünde olan Çağ-Er Otomotiv Tur.Nak.İnş.Gıda Sosyal Hiz. Eğitim Güv. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin gayrı resmi ortağı ...’den alacağı olduğunu, buna karşılık kendisine dava konusu taşınmaz ile bu taşınmaz dışında ...’in eşi Makbule Sezer adına kayıtlı 2 adet dükkanın devredildiğini belirtmiştir. Bu halde, davalı ... tarafından dava konusu taşınmazın satış bedelinin ödendiğinin kabulü dosya kapsamı ile çelişmektedir. Mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, muvazaa iddiasının her türlü delille ispatının mümkün bulunmasına göre, tanık beyanları da değerlendirilmek, yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre gerekli inceleme ve araştırmalar da yapılmak suretiyle, muvazaaya dayalı iptal davasının koşullarının oluşup oluşmadığının ayrı ayrı irdelenerek, ortaya çıkacak duruma göre gerekçeli olarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi gerekçesiz olarak hüküm tesisi doğru değildir..." gerekçesi ile kararın bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muvazaa iddiasının ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in borçlu şirketin asıl sahibi Hüseyin Sezir'in iş ortağı olduğunu, diğer davalı ...'ın onun çalışanı olduğu, bozma gereği yeterli araştırmanın yapılmadığını belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, TBK'nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun'un 19.maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan onama harcının temyiz eden davacıya geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.