Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2240 E. 2024/4218 K. – Manevi Tazminat

Konu: Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2240
Karar No
2024/4218
Karar Tarihi
Konu
Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1361 E., 2021/345 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/ Davacılar Vekilinin Başvurusunun Esastan Reddi/ Davalı Vekilinin Başvurusunun Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/12 E., 2018/103 K. Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalının 22.11.1996 tarihinde evlendiklerini, ...ile... isimli çocukları olduğunu, 10.09.2015 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, müşterek çocukların velayetlerinin babalarına verildiğini, köyde çıkan dedikodular nedeniyle davacı ...'un DNA incelemesi yaptırdığını, müşterek çocuk ...'nın müvekkili ...'nın çocuğu olma olasılığının % 0 olarak çıktığını, müvekkilinin 17 yıl boyunca aldatıldığını öğrendiğini, velayetini eşine dahi vermediği erkek çocuğunun gerçek babası olmadığını öğrenmenin verdiği acı ve ızdırabı ifade etmenin mümkün olmadığını, davacılardan...'in de yıllarca kendisine bakıp büyüten kişinin biyolojik babası olmadığını öğrenmesi nedeniyle psikolojik travma yaşadığını belirterek müvekkillerinden ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca...'in davacı ...'un çocuğu olmadığının ortaya çıkması halinde müvekkilinin çocuğun velayetini kabul ettiğini, ancak bu durumda davacı ...'e yasal temsilci atanması gerektiğini, davacının onu temsil edemeyeceğini, davacı ... açısından dava şartının noksan olduğunu, müvekkilinin zina yapmadığını, müvekkilinin henüz onbeş yaşında iken davacı tarafından kaçırıldığını, müvekkilinin davacıyı başka kadınlarla yakalaması nedeniyle sık sık kavgalar yaşandığını, davacının eşi ve çocuğu ile ilgilenmediğini, müvekkilinin temizlik işi için gittiği evin inşaatında çalışan bir kişinin tecavüzüne uğradığını, yaşadığı olayı korktuğundan kimseyle paylaşamadığını, müvekkilinin bir süre sonra hamile olduğunu anladığını, ancak o dönemde eşiyle de birçok kez birlikte olduğundan eşinden hamile kaldığını düşündüğünü, tecavüz olayında müvekkiline atfı kabil bir kusur olmadığını, talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "her ne kadar davalı tarafça davacıların isteminin zamanaşımına uğradığını istenemeyeceğini beyan etmiş olsa da zamanaşımı zararı ve zarar vereni öğrenilmesinden itibaren 2 yıldır. Davalı her ne kadar bu zamanaşımının her halükarda 10 yıl olduğunu ileri sürmüşse de davacı ...'nın iddiaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde çocuğu olarak bildiği ve anlaşmalı boşanma davasında velayetini üzerine aldığı ve birlikte yaşadığı Muhammet'in kendi çocuğu olmamasının öğrenilmesi iddiasını da kapsadığından manevi zarar tazminatının bu durumda zamanaşımına uğramayacağı için davalının bu defisi kabul görülmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 15.000,00 TL, Muhammet Kara için 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı çocuk... yönünden davacı ...'un dava açma hakkı bulunmadığını, çocuğun doğum tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre itibariyle zamanaşımının gerçekleştiğini, müvekkilinin davacıyı aldatmadığını, zina yapmadığını, tecavüze uğradığını, tecavüz olayında müvekkiline atfı kabil bir kusur olmadığını, hükmedilen tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacı küçüğün davacı ...'un çocuğu olmadığı ortaya çıktığına göre küçük adına velayeten davacı ... tarafından dava açılması mümkün değildir. Davacı ...'un velayet yetkisi ortadan kalkmıştır. Küçük adına velisi veya vasisi tarafından dava açılması mümkündür. Dolayısıyla davacı küçük... adına açılan davanın usulen reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Davalı eşin tecavüze uğradığı yönündeki savunmasını doğrulayan bir delil bulunmadığı, bu savunmanın ispatlanamadığı, dolayısıyla yerel mahkemece davalının evlilik birliği sırasında sadakat yükümlülüğüne uymadığının kabul edilmesinde yanlışlık olmadığı anlaşılmaktadır. Durumun DNA incelemesi sonucu ortaya çıktığı, dolayısıyla zararın bu tarihte oluştuğu ve bu tarihte öğrenildiği, zamanaşımının öğrenme tarihinden başlayacağı, bu tarih itibariyle zamanaşımının dolmadığı kanaatine varıldığından davalı tarafın bu konudaki itirazı haksız bulunmuştur. Davalı eski eşin sadakat yükümlülüğüne uymaması davacı ...'un kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Tarafların sosyo ekonomik durumu, olay tarihi itibariyle paranın satın alma gücü, manevi tazminatın hukuki niteliği gözetildiğinde davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın makul düzeyde olduğu..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... için açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'nın velayet yetkisinin ortadan kalktığı bu sebeple dava açamayacağı kabul edilerek davacı ... adına açılan davanın usulen reddedilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça soybağının giderilmesi davası ve devamında babalık davası açılması gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, davacı ...'nın babalığını, hukuken ortadan kaldıran bir hal bulunmadığını, bu nedenle davacının babalığına bağlı olan velayet yetkisini de ortadan kaldıran bir halin mevcut olmadığını, bu nedenle, davacılar arasındaki velayet ilişkisinin devam ettiğini, davacı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davacı ...’un davalı ile olan evliliği sırasında aldatıldığını ve...’in biyolojik babası olmadığını öğrenmesi nedeniyle manevi zarara uğradığını, davacı ...’nın yıllarca baba bildiği kişiden ayrılma korkusuyla yüzleştiğini, halihazırda hala babasının kim olduğu hakkında bir rapor bulunmadığını, davacı ...’in davalı annesi tarafından yıllarca belirsizlik içerisinde bırakıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olayın rızai bir eylemden kaynaklanmamakla birlikte onsekiz yıl önce gerçekleşen bir olay olduğunu, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, illiyet bağının bulanabilmesi için müvekkilinin, evli ve eşiyle birlikte yaşadığı dönemde kendi rızası ile başkası ile birlikte olması, hamile kaldığında hamile kaldığı çocuğun babasının birlikte olduğu kişiden olduğunu bilmesi, bu durumu gerek eşi ve gerekse de çocuğundan bilerek saklaması gerektiğini, oysa müvekkilinin, ne kendi rızası ile başkası ile birlikte olduğunu (zira tecavüze uğradığını), ne de hamile kaldığı o dönemde eşi ile de birlikte olduğundan çocuğun tecavüze uğradığı kişiden olduğunu bildiğini, ki bilmesinin de mümkün olmadığını, ne de bunu bilerek eşi ve oğlundan sakladığını, iddia edilen olayla müvekkili arasında illiyet bağı kurmanın mümkün olmadığını, mahkemenin davacı tarafın kurduğu mizanseni aynen doğru olarak kabul ettiğini, oysa ki davanın başından sonuna çelişkilerle dolu olduğunu, diğer taraftan, davacı ...'in babasının Selami isimli kişi olduğunun da ispatlanamadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, aynı Kanunun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Somut olayda, davacı ...'nın doğum tarihinin 16.08.2000 olduğu, eldeki davanın açıldığı 20.01.2017 tarihinde reşit olmaması sebebiyle nüfus kayıtlarına göre babası olan diğer davacı ... tarafından davacı ... adına velayeten eldeki davanın açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 25.02.2021 tarihinde ise davacı ...'in reşit olduğu, davacı ... tarafından davacılar vekili Avukat ...'ye asaleten verilmiş vekaletnamenin de dosyaya sunulmuş olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, davacı ... tarafından davacı ... aleyhine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 286 ncı maddesi kapsamında soybağının reddine ilişkin açılmış bir davanın da bulunmadığı, nüfus kayıtlarına göre halen, davacı ...'un davacı ...'in babası olduğu görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmalarının dava şartlarından olduğu hüküm altına alınmıştır. Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; dava tarihinde reşit olmayan davacı ...'ya velayeten babası davacı ... tarafından eldeki davanın açıldığı, Muhammed'in karar tarihi itibariyle reşit olduğu ve davacılar vekiline asaleten verilmiş vekaletnamesinin dosyaya sunulduğu, bu haliyle davacı ...'in kendi adına velayeten açılmış eldeki davaya muvafakatinin bulunduğu, yukarıdaki anılan Kanun maddesine göre de reşit olmakla birlikte taraf ve dava ehliyetine sahip olduğu gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davacı ... yönünden davanın usulden reddi şeklinde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara ve davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2240, K. 2024/4218, T. 06.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2240-e-2024-4218-k-9b0c0fe14132