Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2170 E. 2024/5330 K. – Maddi Ve Manevi

Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2170
Karar No
2024/5330
Karar Tarihi
Konu
Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2025 E., 2023/2338 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi / Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Savaştepe Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/55 E., 2022/154 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.09.2009 tarihinde davacının idaresindeki araç ile davalı ...’ün idaresindeki diğer davalı Temm Gross Market şirketinin araç maliki/işleteni olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, karşı aracın dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesinin bulunduğunu, davacının eldeki davayı açmadan önce dava dışı sigorta şirketine başvuru yaptığını, sigorta şirketinin davacıya 16.02.2011 tarihinde 15.398,00 TL, 26.11.2012 tarihinde 19.719,00 TL ödeme yaptığını, ancak davacının durumunun kötüleştiğini ve maluliyet oranının arttığını, yapılan kısmi ödemenin yeterli olmadığı gerekçesiyle dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine karşı 25.01.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1040 Esas sayılı dosyası ile maluliyetten kaynaklanan zarar kapsamında bakiye tazminat talepli dava açtıklarını, söz konusu dosyada Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 26.08.2020 tarihli raporda davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 47 oranında olduğunun tespit edildiğini, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.04.2021 tarihli 2017/1040 Esas, 2021/453 Karar sayılı ilamında, davanın kabulü ile 114.883,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinden tahsiline karar verildiğini, bu dava ile dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketinin 150.000,00 TL olan teminat limitinin tamamını davacıya ödediğini, ancak dava dışı sigorta şirketinin ödemiş olduğu miktarın davacının mağduriyeti açısından yetersiz olduğunu, davacının yaşam boyu yarı engelli yaşamasına sebebiyet veren davalı sürücü ve araç sahibinin davacının, bakiye sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin zararından müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının kazadan bu yana iyileşemediğini ve maluliyetinin giderek arttığını, davalıların kazada sonra davacıya maddi ve manevi hiçbir desteğinin olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının (dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından ödenen miktar düşülerek) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı Temm Gross Market Gıda Tur. İnş. Akaryakıt Hayvancılık İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davaya konu trafik kazası 05.09.2009 tarihinde gerçekleşmiş, bu kaza sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan 26.08.2020 günlü heyet raporuna göre davacının beden gücü kaybı oranının %47 olduğu tespit edilmiştir. Davacının idaresindeki araç ile davalı ... idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan kusur raporunda davacının %20 ve davalının %80 kusurlu olduğu bildirilen, davacının %47 maluliyeti ile sonuçlanan; trafik kazasının, aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 89/1 maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nın 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi ve manevi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 08.06.2021 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır. Zira haksız fiil nedeniyle geçici veya sürekli iş gücü kaybına uğrayan kişi sonradan gelişen durumlar dışında haksız fiil tarihinden itibaren bedensel zarara uğramıştır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zarar haksız fiil tarihi itibariyle doğmuş olup bu andan itibaren mağdur zarar görmeye başlamıştır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK öngörülen dava zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının maluliyetinin artması nedeniyle dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine karşı açılan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1040 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 26.08.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davacının %47 oranında maluliyetinin olduğunun belirlendiğini, dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketinin davacıya ödediği miktarın yetersiz olduğunu, davalıların davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin zararından müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının maluliyetinin arttığının öğrenildiği tarihin 16.09.2020 olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların kazadan sonra davacıya karşı maddi manevi hiçbir desteklerinin olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 05.09.2009 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 08.06.2021 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, cevap dilekçesinde davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını belirttiğinden mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın 05.09.2009 tarihinde meydana geldiğini, davadışı sigorta şirketine karşı açtıkları dava nedeniyle zamanaşımının kesildiğini, davacının maluliyetinde artış meydana geldiğini, davacının maluliyetinin arttığının öğrenildiği tarihin 16.09.2020 olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların kazadan sonra davacıya maddi manevi hiçbir desteklerinin olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve maliki/işleteni olduğu olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 92 ve 109 uncu maddeleri, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 41, 46, 47, 133, 134, 135 ve 136 ncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacının maluliyetinde gelişen durumun bulunmadığı, dava dışı sigorta şirketinin eldeki dosyanın davalıları ile birlikte manevi tazminat yönünden müteselsil borçlu olmadığından, manevi tazminat yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davaya konu olayda, 05.09.2009 tarihinde davacının idaresindeki araç ile davalı ...’ün idaresindeki diğer davalı Temm Gross Market şirketinin araç maliki/işleteni olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığı, karşı aracın dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi nezdinde ZMSS poliçesinin bulunduğu, davacının eldeki davayı açmadan önce dava dışı sigorta şirketine başvuru yaptığı, sigorta şirketinin davacıya 16.02.2011 tarihinde 15.398,00 TL, 26.11.2012 tarihinde 19.719,00 TL ödeme yaptığı, ancak davacının maluliyet oranının arttığı ve yapılan kısmi ödemenin yeterli olmadığı gerekçesiyle dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine karşı 25.01.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1040 Esas sayılı dosyası ile bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı talepli dava açtığı, söz konusu dosyada alınan kusur raporuna göre sürücü ...’ün kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 26.08.2020 tarihli raporda ise davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 47 oranında olduğunun tespit edildiği, bu oranlara göre alınan aktüer bilirkişi raporu ile davacının poliçe teminat limitine göre talep edebileceği bakiye tazminat miktarının 114.883,00 TL olduğunun belirlendiği, davacı vekilince sunulan 26.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebinin 114.883,00 TL’ye yükseltildiği, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.04.2021 tarihli 2017/1040 Esas, 2021/453 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 114.883,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinden tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 85, 88 ve 91 inci maddeleri uyarınca zarara sebep olan karşı aracın sürücüsü ve maliki (araç işleteni) olan eldeki davanın davalıları ile söz konusu aracın ZMSS poliçesini düzenleyen dava dışı sigorta şirketinin davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan maddi zararından müteselsilen sorumlu oldukları görülmektedir. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 133 üncü maddesinde (6098 sayılı TBK’nın 154 üncü maddesi) “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1-Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde. 2-Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde”, BK’nın 134 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında (6098 sayılı TBK’nın 155 inci maddesinin 1 inci fıkrasında) “Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmıyan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşıda katedilmiş olur.”, BK’nın 135 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında (6098 sayılı TBK’nın 156 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında) “Müruru zaman katedilmiş olunca katıdan itibaren yeni bir müddet cereyan etmeğe başlar.”, BK’nın 136 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında (6098 sayılı TBK’nın 157 nci maddesinin 1 inci fıkrasında) “Bir dava veya defi ile katedilmiş olan müruru zaman, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlar.” hükümleri bulunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinde de “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.” şeklinde düzenlenme mevcuttur. Sonuç itibariyle yukarıdaki hükümlere göre; alacaklı dava yoluyla mahkemeye başvurmuşsa zamanaşımının kesileceği, zamanaşımının müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olacağı, zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımının, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağının hüküm altına alındığı görülmüştür. Somut olayda, trafik kazası 05.09.2009 tarihinde meydana gelmiş, davacı vekili tarafından eldeki dava 08.06.2021 tarihinde açılmış, eldeki dosyanın davalıları ise cevap dilekçeleriyle ayrı ayrı süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmuşlardır. Davacı tarafın müteselsil borçlu olan dava dışı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1040 Esas sayılı dosyası kapsamında 25.01.2016 tarihinde bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminat davası açtığı, söz konusu dava ile yukarıda açıklandığı şekilde zamanaşımının kesildiği, 818 sayılı BK’nın 136 ncı maddesinin 1 inci fıkrası (6098 sayılı TBK’nın 157 nci maddesinin 1 inci fıkrası) gereğince dava yoluyla kesilmiş olan zamanaşımının, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağı, söz konusu davanın geçirdiği safahat dikkate alındığında en son anılan mahkemenin 13.04.2021 tarihli 2017/1040 Esas, 2021/453 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulü şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle, sigorta şirketine karşı ilk davanın açıldığı 25.01.2016 tarihinde zamanaşımının kesildiği, anılan davada mahkemece davanın kabulüne dair hükmün açıklandığı 13.04.2021 tarihi itibariyle 2 yıllık kısa zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı ve eldeki davanın 08.06.2021 tarihinde yani süresinde açıldığı görülmüştür. Şu durumda, eldeki davanın davacının maddi tazminata ilişkin talebi yönünden süresinde açıldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü ile işin esası incelenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken; maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2170, K. 2024/5330, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2170-e-2024-5330-k-a559ef423fc9