Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2166 E. 2024/12553 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2166
Karar No
2024/12553
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/123 E., 2023/452 K. Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yeniden yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce mahkeme kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ............ile davalı ... vekili ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, davalılardan... Uluslararası Pazarlama AŞ.’ye Türkiye’de distribütör oldukları ........... Marka süpürgelerin reklamlarının yayınlanması için, reklam mecraa temin ettiklerini ve bu reklamların yayınlandığını, ancak davalı şirketin borçlarına karşılık verdiği çekleri ödemediği gibi, şirketin içini boşaltarak, mallarını muvazaalı olarak üçüncü kişilere devrettiğini, davalı şirket hakkında ödenmemiş çeklere ilişkin İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2012/5612E. sayılı dosyası ile 1.073.413,20 TL takip başlangıcı bedelli, İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün 2012/6398E. sayılı dosyası ile 352.380,56 TL başlangıç bedelli toplam 1,425.793,76TL iki adet icra takibi yapıldığını, icra işlemleri sonucunda davalı şirketin haczi karşılar bir malının olmadığının icra dosyaları ile tespit edildiğini, yapılan araştırmalar neticesinde, davalı şirkete ait, ........ Köyü, 154 ada,l parselde kayıtlı 8.372m2 yüz ölçüme sahip arazinin değerinin yaklaşık 30-40 katı düşük fiyatla diğer davalı ...’ye muvazaalı olarak 31.01.2012 tarihinde devredildiğini 20.09.2012 tarihinde haricen öğrendiklerini, icra takibine konu alacakların doğum tarihinin devrin yapıldığı 2012 ocak ayı öncesine ait olduğunu, takibe konu çeklerin karşılıksız çıkmasından hemen sonra, davalı şirketin, bu muvazaalı devri yaptığını, esasen satış bedeli olan 252.000,00TL'nin, gerçek değerin çok altında kaldığını belirterek dava konusu..............Köyü, 154 ada, 1 parselde kayıtlı 8.372m2 yüzölçüme sahip gayrimenkul üzerindeki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; bu davanın ikamesi için kesin aciz vesikası alınması gerektiğini, bunun dava şartı olduğunu, ancak bu dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin GOP Bölgesinde benzin istasyonu işi ile iştigal ettiğini, ayrıca inşaat müteahhitliği ile uğraşan vergi sıralamasında üst sıralarda olan şirket sahibi olduğunu, dava konusu gayrimenkulü emlak komisyoncusunun tavsiyesi üzerine ofis yapmak maksadıyla tapuda devir suretiyle satın aldığını, ... Ululararası Paz. A.Ş. yetkilisini bu devir sırasında tanıdığını, diğer davalı ile satış öncesi hiçbir yakınlığı arkadaşlığı, ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli alıcı olarak emlak komisyoncusunun ücretini ve satış bedeli olan 125.000,00 TL'yi ödeyerek bu yeri satın aldığını, davacının muvazaalı satış iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın satışının muvazaalı olmadığını, taşınmazın emlakçı vasıtasıyla 3. şahsa satıldığını, bu şahısla şirketlerinin ve şirket ortaklarının hiçbir hukuki, akrabalık ve iş bağlarının bulunmadığını, ne alıcı şahsın ne de kendilerinin kötü niyetli olmadığını, tasarrufun iptali için şartların oluşmadığını, davacının taşınmazı satın alanın kötü niyetini ispatlaması gerektiğini, davalı alıcının iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, satışın ticari işlerini yürütmek için yapıldığını, taşınmazın Esenyurt'ta 100m2 bir daire olup, 125.000,00 TL'ye satıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.07.2016 tarihli ve 2012/391 Esas, 2016/305 Karar sayılı kararı ile; davacı şirketin ekonomik durumunun satışın yapıldığı tarihte davalı 3. şahıs alıcı tarafından bilindiğinin dosya kapsamına göre ispat edilemediği, İİK 278/III-2 maddesinde belirtilen taşınmazın gerçek değerinin Yargıtay uygulamasına göre bir katının altında bir değer ile davalı ...'ye satışının söz konusu olmadığı, satışın rayiç değerlere yakın bir fiyatla 125.000,00.TL ye yapıldığı halde, satıcı şirketin taşınmazı şirkete sermaye olarak koyarken, ekonomik durumunun güçlü olduğunu göstermek için yüksek rayiç bedel ile taşınmazı şirket kayıtlarına alması sebebiyle satış bedelinin yüksek gösterildiği, taşınmazın gerçek bedelinin altında değerle satışının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.11.2020 tarihli ve 2020/1067 Esas, 2020/7277 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, borçlu şirketin yargılama devam ederken İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.04.2015 tarih, 2014/663 Esas 2015/183 tarihli kararla iflasına karar verildiği, kararın kesinleşip keşinleşmediğinin belli olmadığı görülmüştür. Eldeki dava borçlunun iflasından önce 21.09.2012 tarihinde açıldığından, İflasın kesinleşmiş olması halinde, öncelikle davacının eldeki davayı takip edebilmesi için İflas İdaresinden İİK'nun 245 maddesi gereğince yetki alması gerektiği yetki aldığı takdirde eldeki davayı takip edebileceği aksi halde davanın İflas idaresi temsilcisi huzuruyla görülmesi ve verilecek kararın İflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekmektedir. Bu husus, taraf teşkili ile ilgili olup mahkemece her aşamada resen dikkate alınması gerekmektedir. Yapılacak iş, iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmiş olması halinde davacının İİK'nun 245. maddesi gereğince yetki alabilmesi için ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının veya iflas idaresinin bu davayı takip etmek üzere karar vermesi, keşinleşmemiş ise kesinleşmesi hususunun bekletici mesele yapılarak davacı sıfatı tamamlandıktan sonra karar verilmesidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgu dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2.Kabule göre ise, mahkemenin İİK’nın 278/3-2 maddesinin uygulanması için, taşınmazın gerçek değerinin bir katının altında bir değer ile yapılmış olması gerektiği yönündeki gerekçesi yerinde olmayıp, satışın bir mislinin altında veya üstünde bedel ile yapılmış olması yeterlidir. Dava konusu olayda, taşınmazın gerçek değeri bilirkişi aracılığı ile 150.000,00 TL olarak tespit edilmiş, tapuda satış 125.000,00 TL den yapılmış ve üzerine 80.000,00 TL ipotek bedeli ödenmiş olduğundan, toplam 305.000,00 TL ödenen taşınmazın bir misli fazla fiyatla yani dikey fahiş fiyatla alınmış olduğu sabit olduğundan, İİK’nın 278/3-2 maddesine göre iptali gerekirken reddine karar verilmesi de isabetsiz olmuştur. Kaldıki, dava konusu taşınmazın borçlu şirketin malvarlığının önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığı, kısaca yapılan işlemin İİK’nın 280/3.maddesi kapsamında işyeri devri niteliğinde olup olmadığı da araştırılmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 25.11.2021 tarihli ve 2021/196 Esas, 2021/503 Karar sayılı kararı ile; iflas kararının kesinleştiği ve iflas idaresinin talebi üzerine tebligatların iflas idaresine yapıldığı ve davanın iflas idaresine yöneltildiği, öte yandan dava konusu olayda, taşınmazın gerçek değerinin bilirkişi aracılığı ile 150.000,00 TL olarak tespit edildiği, tapuda satış 252.000,00 TL den yapılmış ve üzerine 80.000,00 TL ipotek bedeli ödenmiş olduğundan, taşınmazın bir misli fazla fiyatla yani dikey fahiş fiyatla alınmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, .............Mahallesi, 154 ada, 1 parselde kayıtlı A11 Blok, Zemin Kat, 2 nolu bağımsız bölümün 31/01/2012 tarih ve 3280 yevmiye numaralı satış işlemi ile borçlu davalının diğer davalıya yaptığı tasarruf işleminin iptali ile, davacıya alacağın tahsili için haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir. C.Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.12.2022 tarihli ve 2022/4449 Esas, 2022/16882 Karar sayılı ilamı ile; "...Hükmüne uyulan bozma ilamında; davalı borçlu şirketin İflasının kesinleşmiş olması halinde, öncelikle davacının eldeki davayı takip edebilmesi için İflas İdaresinden İİK'nun 245 maddesi gereğince yetki alması gerektiği, yetki aldığı takdirde eldeki davayı takip edebileceği aksi halde davanın İflas idaresi temsilcisi huzuruyla görülmesi ve verilecek kararın da İflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece, iflas kararının kesinleştiğinin tespitinden sonra, İstanbul 2. İflas Müdürlüğü 2015/6 İflas sayılı dosyasına sorulduğunda, iflas dosyasının tasfiye şeklinin İİK'nun 218. maddesine göre basit usul olarak belirlendiği, bu nedenle alacaklılar toplantısı yapılmayacağı, iflas idare memuru bulunmadığından, tebligatların müdürlüğe yapılabileceğinin belirtildiği görülmüşse de, yargılama devam ederken borçlunun iflas etmesi halinde, İİK’nun 191. maddesine göre masadaki mallar üzerindeki her türlü tasarruf alacaklılara karşı hükümsüz olacağından İİK’nun 245. maddesi gereğince, davacı alacaklıya davanın devamı için yetki verilip verilmediği yoksa masa tarafından mı davaya devam edileceği netleştirildikten ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, İflas İdaresi’ne bozma ilamında da belirtildiği üzere İİK’nun 245. maddesi gereğince, davacı alacaklıya davanın devamı için yetki verilip verilmediği yoksa masa tarafından mı davaya devam edileceği açıkça sorulmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; öncelikle İflas İdaresi’ne İİK’nun 245. maddesi gereğince, davacı alacaklıya davanın devamı için yetki verilip verilmediği, yoksa masa tarafından mı davaya devam edileceğinin sorulması, davacıya yetki verildiğinin anlaşılması halinde şimdiki gibi davacının lehine ya da aleyhine hüküm kurulması, aksi takdirde davayı iflas İdaresi’nin (basit usulde tasfiye yapıldığından İflas Dairesi) takip etmesi durumunda, İflas Dairesi davaya dahil edilerek, davacı ... Tic.Ltd.Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine ve İflas Dairesi davacı tarafa geçirilerek, İflas Dairesi lehine ya da aleyhine olacak şekilde karar vermekten ibarettir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'ne İİK'nın 245. Maddesi gereğince davayı takip, sonuçlandırma ve tahsil için yetki verildiğinden taraf teşkili sağlanmış, yargılamaya devam olunmuş, dava konusu olayda, taşınmazın gerçek değerinin bilirkişi aracılığı ile 150.000,00 TL olarak tespit edildiği, tapuda satış 252.000,00 TL den yapılmış ve üzerine 80.000,00 TL ipotek bedeli ödenmiş olduğundan, taşınmazın bir misli fazla fiyatla yani dikey fahiş fiyatla alınmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile;.......... Mahallesi, 154 ada, 1 parselde kayıtlı A11 Blok, Zemin Kat, 2 nolu bağımsız bölümün 31.01.2012 tarih ve 3280 yevmiye numaralı satış işlemi ile borçlu davalının diğer davalıya yaptığı tasarruf işleminin iptali ile, davacıya alacağın tahsili için haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı her ne kadar müvekkilinin daireyi 30-40 kat düşük değere satın aldığını iddia etse de 31.01.2012 tarihindeki değerinin 150.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı diğer davalı... . Paz. A.Ş. ile resmi satış öncesi aralarında yapılmış olan 30.01.2012 tarihli adi sözleşmede taşınmazın satış bedeli olarak belirlenen 125.000 TL’ye ve değerinde satın aldığını, davacının işbu davayı açarken dava şartı olan kesin aciz vesikasını mahkemenin huzuruna sunmadığını, müvekkilinin taşınmazı dosyada mevcut diğer davalı... Uluslararası Pazarlama A.Ş. şirketinin kendi sermaye durumunu yüksek göstermek adına tapuda satış bedeli olarak 252.000,00 TL olarak gösterildiğini, müvekkili ile... Uluslararası Pazarlama A.Ş.’nin satışın gerçekleştiği gün tanıştıklarını, daha önce bir tanışıklıkları olmadığını, satış bedelini ve ipotek bedelini ayrı ayrı ödemediğini, 80.000,00 TL’lik ipotek bedeli düşüldükten sonra kalan bakiye 45.000,00 TL’yi ödeyerek tapuyu devraldığını, akabinde ipotek bedelini ilgili bankaya yatırarak ertesi gün 31.01.2012 tarihinde satışın yapıldığını, 01.02.2012 tarihinde ise ipoteğin kaldırıldığını, müflis davalıya 45.000,00 TL ödediğini, 80.000,00 TL'lik ipoteği de üstlendiğini ve toplamda dava konusu daireyi 125.000,00 TL'ye satın aldığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İlk Derece Mahkemesince; taşınmazın gerçek değerinin bilirkişi aracılığı ile 150.000,00 TL olarak tespit edildiği, tapuda satış 252.000,00 TL den yapılmış ve üzerine 80.000,00 TL ipotek bedeli ödenmiş olduğundan, taşınmazın bir misli fazla fiyatla yani dikey fahiş fiyatla alınmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmaz 31.01.2012 tarihinde tapuda 252.000,00 TL bedelle borçlu tarafından üçüncü kişiye satılmıştır. Bilirkişi taşınmazın değerini 150.000,00 TL olarak belirlemiştir. Taşınmaz üzerindeki banka ipoteği 80.000,00 TL olarak üçüncü kişi tarafından ödenmiş olup, davalı üçüncü kişi tarafından taşınmazın değerinden fazla bir ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Ancak her ne kadar bozma ilamında; taşınmazın bir misli fazla fiyatla yani dikey fahiş fiyatla alınmış olduğu sabit olduğundan, İİK’nın 278/3-2 maddesine göre iptali gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiş olsa da, İİK'nın 278/3-2.maddesi gereğince iptale karar verilebilmesi için ivaz olarak pek aşağı fiyatla ödeme yapılması öngörüldüğünden bu madde gereğince iptal mümkün olmayıp, bozma ilamında kabule göre belirtilen hususlar usuli müktesep hak oluşturmayacağından bu gerekçeyle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2.İİK'nın 280/son fıkrasında; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu taşınmazın davalı borçlu... Uluslararası Pazarlama A.Ş. tarafından davalı 3.kişi ...'ye devredildiği anlaşıldığından dava konusu bu taşınmazın; İİK’nın 280/son maddesi gereğince, borçlu şirketin malvarlığının önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığı, ticari işletmenin mühim bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı mahkemece araştırılmadan hüküm tesisi de isabetli görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'ye verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'ye iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2166, K. 2024/12553, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2166-e-2024-12553-k-10254f2afe62