Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1980 E. 2024/11628 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1980
- Karar No
- 2024/11628
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2476 E., 2023/1166 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili ile davalılar ... vekili ve Tasfiye Memuru tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... ve arkadaşları hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun dava konusu taşınmazlarını davalılar ... ve ...’e devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, müvekkilinin borçluyu tanımadığını, taşınmazı emlakçı vasıtası ile rayiç bedelden aldığını, açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... vekili, davacının alacaklarının ipotek ile teminat altına alındığını, borçlunun başka taşınmazları bulunduğunu, aciz halinin söz konusu olmadığın, dava konusu taşınmazların rayiç değerden satıldığını belirtmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin taşınmazı rayiç değerden aldığını ve borçluyu tanımadığını belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2014/335 Esas 2018/8 Karar sayılı kararıyla, davalı ...’ya satılan taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında önemli oransızlık olmadığı, davalı ...’e satılan taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında önemli oransızlık olmakla birlikte, taşınmazların satıldığı 31.07.2013 tasarruf tarihi ile 20.04.2016 haciz tarihi arasında iki yıllık süre geçmiş olduğundan iptalinin mümkün olmadığı, davalı üçüncü kişilerin İİK’nın 280/1 maddesi anlamında borçlunun mali durumunu bilebilecek kişilerden olduklarının ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2019/2191 Esas 2021/116 Karar sayılı kararıyla , "... İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1405 ada 184 parselde bulunan 8 nolu bağımsız bölüm 01/08/2013 tarih ve 22561 yevmiye nolu satış işlemiyle 365.000,00 TL bedel mukabili devredilmiş olmasına karşın devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin 790.000,00TL olduğu, ... Mahallesinde kain 3091 ada 48 parselde bulunan 5 nolu bağımsız bölümün ise yine aynı satış işlemiyle 285.000,00 TL bedel karşılığı devredilmiş olmasına karşın devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin 580.000,00 TL olduğu, davalının banka yoluyla ödediği toplam 650.000,00 TL satış bedeli ile taşınmazların rayiç piyasa değeri arasında İİK'nın 278/III-2. maddesinde aranan anlamda misli fark bulunduğu, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu, mahkemece bu tasarruf bakımından -davalı borçlunun yerleşim adresinde yapılmak istenen ancak adres terki nedeniyle mal bulunamadığından bahisle yapılamayan- haciz tarihi esas alınmak suretiyle geriye doğru 2 yıllık süreden daha önce devir işlemi yapıldığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin, davalı borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak bu karar süresi içerisinde takibe konulmuş, yasada düzenlenen sürenin başlangıç tarihine esas alınacak tarihin, ihtiyati hacze ilişkin karar tarihi olan 05/09/2013 tarihi olduğu, zira davalı borçlu hakkında alınan ihtiyati haciz kararının infazı amacıyla 3. kişilerdeki hak ve alacakları ile gayrimenkul malvarlığına haciz konulmasına karar verilmiş ise de, haczi kabil mal bulunamadığından bahisle aciz halinde olduğu anlaşıldığı, icra müdürlüğünce düzenlenen geçici aciz vesikası içeriğinden, davalı borçlunun devrettiği malvarlığı haricinde hiçbir malvarlığı bulunmadığı, giderek, gerek ihtiyati haciz karar tarihi ve gerekse icra takip tarihi itibarıyla haczedilecek malı bulunamaması nedeniyle aciz halinde olduğu anlaşıldığı, buna göre ister ihtiyati haciz karar tarihi ister icra takip tarihi sürenin başlangıcına esas olan tarih olarak kabul edildiğinde; her iki tarih yönünden de davaya konu tasarruf işlemi 2 yıllık süre içerisinde yapılmış olduğundan, bu tasarruf işlemi sözü geçen madde hükmü yönünden iptale tabi olduğu halde süre nedeniyle ret kararı verilmiş olması doğru olmadığı, diğer yandan, davalı borçlunun, borcun ödenmesine ilişkin ihtarnamenin keşidesinden 1 ay önce (tebliğ mazbatasına göre tebliğ tarihi 02/09/2013) adına kayıtlı bulunan tüm malvarlığını birer gün arayla devretmiş olması ve satış bedellerinin malvarlığında çıkmaması, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini gösterdiği, farklı semtlerde bulunan 2 adet taşınmazı birden rayiç piyasa değerinin yarısından daha düşük bir bedelle (720.000,00 TL aşağısına) satın alan 3. kişi konumundaki davalının da mal kaçırma kastıyla hareket edildiğini bilebilecek durumda olduğu, bir başka ifadeyle özel bir nedeni ortaya konulup ispatlanmadıkça farklı semtlerde bulunan 2 adet taşınmazın birden satın alınması ve bu taşınmazların rayiç piyasa değerinin yarısından daha düşük bir bedelle edinilmiş olmasına ilişkin olgular, davalının ızrar kastıyla hareket edildiğini bilebilecek durumda olduğuna dair fiili karine teşkil ettiği, takipten 1 ay kadar kısa bir süre önce yapılmış olması da işbu fiili karineyi destekler nitelikte olduğu, davalı tarafından ne işbu fiili karinenin aksine ne de özel bir nedenin varlığına ilişkin ispat ortaya konulmadığından İİK’nın 280/1 maddesi hükmü yönünden dahi tasarruf iptale tabi iken yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması doğru olmadığı, davacı vekilinin işbu tasarrufa ilişkin açılan dava bakımından verilen karara yönelik istinaf başvurusu yerinde olduğu, Davalı ...'ya devredilen taşınmazlar yönünden ise bedeller arasında yasanın aradığı anlamda misli fark bulunmamakta ise de, İİK 280. madde yönünden yapılan değerlendirmede; davalı borçlunun, borcun ödenmesine ilişkin ihtarnamenin keşidesinden 1 ay önce (tebliğ mazbatasına göre tebliğ tarihi 02/09/2013) adına kayıtlı bulunan tüm malvarlığını (TAKBİS'deki pasif kayıtlara göre davaya konu taşınmazlar haricinde kalan taşınmazlar daha öncesinde 2011 yılında devredilmiştir) birer gün arayla devretmiş olması ve satış bedellerinin malvarlığında çıkmamasının, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini gösterdiği, Samsun İlinin farklı ilçelerinde bulunan 2 adet taşınmazın aynı gün birden satın alınmış olması ve ayrıca yaklaşık 470.000,00 TL değerindeki bu taşınmazların, 160.000,00 TL daha düşük bir bedel üzerinden, değerinin oldukça altında bir bedelle edinilmiş olmasına ilişkin hususlar, 3. kişi konumundaki davalının, devir işleminde ızrar kastıyla hareket edildiğini bilebilecek durumda olduğunu gösterdiği, davalı tarafça, farklı ilçelerde bulunan taşınmazların aynı gün birden satın alınmış olmasına ilişkin özel bir neden ortaya konulup, alıcı ve satıcının ne şekilde tesadüf ettikleri açıklanmak suretiyle, ızrar kastının bilindiğine ilişkin işbu karinenin aksine bir ispatta ortaya konulamadığından, bu davalıya yönelik açılan davanın da anılan yasa hükmü yönünden kabulüne karar verilecek yerde yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması doğru olmadığı gerekçeleri ile .." davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılmasına, HMK 353/1-b/2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında kararla her iki tasarrufa ilişkin açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 25.05.2022 tarihli ve 2021/24552 Esas, 2022/7849 karar sayılı ilâmı ile;"..Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı ... mirasçıları yukarıda belirtilen kanun hükmünün öngördüğü şartları taşıdığı anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi. Tasarrufun iptali davalarında, İİK’nun 282. maddesi hükmü gereğince davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunulan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gereği açıktır. Somut olayda, davalı ...'in yargılama devam ederken 28/09/2020 yılında vefat ettiği, mirasçılarının ise İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/765 Esas 2021/127 Karar sayılı ilamı ile mirası red ettikleri ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. T.M.K.'nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı ...’in en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi gereklidir. Bu durumda, mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27/1/1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29/1/1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) Öte yandan mirası red eden mirasçıların taraf ehliyetleri kalmadığı halde aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmesi de isabetsizdir. Mahkemece bu usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. 2. Davalı ..., borçlunun Samsun, ... İlçesi, ... Mahallesi, 7028 ada, 2 parsel sayılı A blok, 11 nolu bağımsız bölümünü 31/07/2013 tarihinde 150.000,00 TL bedel ile satın almış, bilirkişi devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin 279.771,00 TL olarak tesbit etmiştir, Samsun İli, ... İlçesi, ... Mah.,7887 ada, l parsel sayılı 24 nolu bağımsız bölümü ise yine aynı satış işlemiyle 160.000,00 TL bedel karşılığı devir almış, taşınmazın devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin 189.835,00 TL olduğu tesbit edilmiştir. Bedeller arasında yasanın aradığı anlamda misli fark bulunmamaktadır. Davalı ... ile borçlu ... arasında bir akrabalık ve yakınlık olduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. İİK’nın 280/1.maddesi gereğince tasarrufun iptal edilmesi için, borçlunun mal kaçırma iradesi ile hareket etmesi yeterli olmayıp, üçüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarından mal kaçırma amacı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olması gerekir. Bu durum ise davacı alacaklı tarafından ispat edilmelidir. Davalı ...'in, aynı gün borçlunun aynı ilin farklı yerlerinde bulunan iki taşınmazı satın almasının kötü niyetli olarak değerlendirilmesi Anayasa ile güvence altına alınmış mülkiyet hakkına müdahale niteliğinde olduğu gibi, bu durum için özel bir nedeni ortaya koyması, alıcı ve satıcı ile ne şekilde tesadüf ettiklerini açıklamasının beklenmesi, borçlunun mali durumu ve ızrar kastığını bildiğinin ispatı davacı alacaklıya ait iken, ispat külfetinin ters çevrilerek üçüncü kişiye yüklenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davalı ... yönünden, ivazlar arasında önemli oransızlık olmaması (İİK 278/III-2) ve İİK’nın 280/1.maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun ispatlanamaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır... " gerekçesi ile kararın bozularak Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne ,davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... vekili ve Tasfiye Memuru tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; davanın ... yönünden reddinin hatalı olduğunu, borçlu ile aynı sektörde çalıştıklarından borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bildiğinin kabulü gerektiğini belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece yapılan değer tespitinin hatalı olduğunu ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... tereke tasfiye memuru temyiz dilekçesinde, ... ile borçlunun tanışıklık veya akrabalığı olmadığını davanın reddine karara verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesince , İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1405 ada, 184 parselde bulunan 8 numaralı bağımsız bölümün 01/08/2013 tarih ve 22561 yevmiye numaralı satış işlemiyle 365.000 TL bedelle devredilmiş olmasına karşın devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin 790.000 TL olduğu, yine aynı ilçede bulunan ancak Göztepe Mahallesinde kain 3091 ada, 48 parselde bulunan 5 numaralı bağımsız bölümün ise yine aynı satış işlemiyle 285.000 TL bedel karşılığı devredilmiş olmasına karşın devir tarihindeki rayiç piyasa değerinin 580.000,00 TL olduğu, bu durumda davalının banka yoluyla ödediği toplam 650.000 TL satış bedeli ile taşınmazların rayiç piyasa değeri arasında İİK'nin 278/III-2. maddesinde aranan anlamda misli fark bulunduğu, İhtiyati haciz kararının 05.09.2013 tarihinde alındığı satışın ise 01.08.2013 tarihinde yapıldığından İİK'nın 278.maddesinde belirtilen geriye doğru iki yıllık sürenin geçmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmamıştır. İİK'nun 278'inci maddesinde "mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan tüm bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez" hükmü öngörülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesinin tesbit ettiği ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu hususu yerindedir. Davalı üçüncü kişi ...'e dava konusu iki adet taşınmaz 01.08.2013 tarihinde satılmıştır. İİK'nın 105.maddesi anlamında aciz niteliğini taşıyan haciz ise 20.04.2016 tarihinde gerçekleştiğinden ,anılan maddede geçen 2 yıllık süre dolmuştur. Mahkemenin aciz halini belgelemeyen 05.09.2013 tarihli ihtiyati haciz kararının sürenin başlangıcı olarak esas alınması hatalıdır. İİK'nın 278.maddesinde belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan satışın bu madde gereğince iptali mümkün değildir. Davacı alacaklı borçlu ile ... arasında satışların iptalini gerektirecek bir yakınlık veya akrabalık bağı olduğunu da ispatlayamadığından davanın bu davalı yönünden de reddi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. VII. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile ... tereke tasfiye memurunun temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ... ... ile davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.