Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7944 E. 2023/12657 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7944
Karar No
2023/12657
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2866 Esas,2023/664 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne/Davacı ve Davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine

MAHKEMESİ : Hatay 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.10.2018 tarihinde davacının yolcu olduğu aracın, davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, uzun süre yatalak şekilde tedavi gördüğünü ve işini yapamamak nedeniyle nedeniyle ek ders ücretlerinden mahrum kaldığını, başkasının bakımına muhtaç olduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında bedensel zararlarının tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 16.08.2021 tarihinde sürekli maluliyet tazminatı talebini 275.000,00 TL' ye, bakıcı gideri talebini 1.000,00 TL' ye, kazanç kaybı talebini 4.734,00 TL' ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı eksik evrak ile başvuru yaptığını, sağlık kurulu raporunun başvuruya eklenmediğini, dava şartı yokluğundan talebin usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporu alınması için davacının Adli Tıp Kurumu (ATK)' na sevki gerektiğini, kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalı ... şirketince ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan aracın, davacının yolcu bulunduğu araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada karşı araçta bulunan davacının yaralandığı, adli tıp raporuna göre davacının dava konusu kazadan dolayı %9 oranında kalıcı maluliyeti, 4 ay geçici iş göremezlik ve 15 gün bakıcı ihtiyacı oluştuğu, davacının kusursuz olduğu, aktüer bilirkişi raporuna göre sürekli iş göremezlik zararının 274.206,07 TL olduğu, çalışamamaktan ötürü ek ders ücreti zararının 4.734,66 TL olduğu, 2018 yılı asgari ücret aylık brüt 2.029,50 TL olup davacının 2018 yılı için 15 günlük bakım ücretinin 1.014,75 TL olduğu, toplam zararının 279.955,48 TL olduğu, bu zarardan davalı ... şirketinin ZMMS poliçesinden dolayı sorumlu olduğu anlaşıldığından bu meblağın davalı şirketlerin temerrüte düştüğü 08.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olarak tahsiline karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ile 274.206,07 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 1.014,75 TL bakım gideri ve 4.734,66 TL ek ders ücreti zararı olmak üzere toplam 279.955,48 TL’nin temerrüt tarihi olan 08.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, müvekkilinin maluliyetinin % 17,2 oranında olduğu kabul edilerek buna göre hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin yaralanma şekli nedeniyle aylarca bir başkasının bakımına muhtaç kalmış olmasına rağmen bakım süresinin 15 gün olarak belirlenmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, bu nedenle adli tıp uzmanından denetime elverişli rapor aldırılması gerektiğini, müvekkilinin gerçek gelirinin tazminata esas gelirinden daha yüksek olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava dilekçesi ile bedensel zararı için 500,00 TL maddi tazminat talep ettiğini, 16.08.2021 tarihli talebinin açıklanması, dava değerinin yükseltilmesi ve harcın tamamlanmasına dair dilekçesinde ise 500,00 TL tazminat talebini 400,00 TL sürekli iş göremezlik 50,00 TL kazanç kaybı ve 50,00 TL bakıcı gideri olarak açıkladığını, dava dilekçesinde talep edilmeyen tazminatların sonradan istenilemeyeceğini, mahkemece usulsüz yargılama yapıldığını, dosya içerisinde herhangi bir kusur raporu alınmadığını, mahkemece belirlenen kusur oranına kabul etmediklerini, davacının yolcu dahi olsa sigortalı sürücünün kusurunun belirlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, işbu taleplerin teminat dışı olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete dava açmadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, mahkemece faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, müvekkili şirketin temerrüdünün gerçekleşmediğini, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, ek ders ödemelerinin hesapta dikkate alınmaması gerektiğini, aktif dönem pasif dönem toplam yıl hesabı hatalı olduğu gibi hesaplamaya esas alınan kazançların da hatalı belirlendiğini, davacının hatır için taşındığını, ayrıca davacının emniyet kemeri takmadığından zararının arttığını, bu nedenle hükmolunan tazminattan hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mahkemece, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinin hatalı belirlendiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının talebini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi gereğince açıklamasının istenmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı davacının araçta yolcu konumunda olduğu, kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, buna göre uğramış olduğu maddi zararının tazminini zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan müteselsil borçluların tümünden isteyebileceği gibi müteselsil sorumlulardan sadece birinden de isteyebileceği davalı sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda sola dönüş kuralına ve geçiş önceliği kurallarına uymaması nedeni ile kusurlu olduğunun anlaşılmış olmasına göre, kazaya sebebiyet veren aracın sigortacısı konumunda bulunan ve müteselsil sorumlu olan davalı ... şirketinin davacının uğramış olduğu zararın tümünden sorumlu tutulmuş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olduğu, davacı vekili tarafından davanın açılmasından önce davalı ... şirektine gerekli tüm belgelerle, kaza tutanakları, hastane epikrizleri, hesap bilgileri ile usulüne uygun olarak başvuru yapıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir hata bulunmadığı, sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren geçecek 8 iş günü sonrasından faize hükmedilmesinde hata bulunmadığı, kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin bilgi bulunmaması ve davacının araçtan fırlamaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olduğu, cevap dilekçesinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürülmediğine göre istinaf aşamasında bu savunmanın dinlenemeyeceği, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükteki yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına göre bu yöndeki istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı hesap raporunun da usul ve yasaya uygun olduğu maaş ve ek ders ücreti bordrolarına göre belirlenen gelirin esas alınarak hesap yapılmasında hata bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; maluliyet oranı olarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenen oranın esas alınması gerektiğini, tazminatın en son bilinen gelire göre hesaplanması gerektiğini, kararın bozulması halinde işlemiş dönem için bilinen gelirler dikkate alınarak, işleyecek dönem içinde bilinen son gelir dikkate alınarak hesap yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tahkikat aşamasına dava dilekçesindeki talepler açıklatılmadan geçildiğini, taleplerin ön inceleme duruşmasında belirli olmadığını, ön incelemede belirlenmeyen ve tahkikat konusu yapılmayan kalemlerin reddi gerektiğini, sigorta şirketinin az da olsa kusuru bulunması gerektiğini, davacının yolcu olduğu belirtilerek hiç kusur raporu alınmadan kaza tespit tutanağı ile yetinilmesinin hatalı olduğunu, davalı ... şirketine eksik evrak ile başvuru yapıldığını, bu nedenle talebin usulden reddi gerektiğini, Üniversite Hastanesi Adli Tıp Anabilim dalından alınan raporun, yetkili sağlık kuruluşundan alınmış rapor olarak kabulünün mümkün olmadığını, 6100 sayılı Kanuna göre Üniversite Hastanelerinin resmi bilirkişi sıfatı bulunmadığını, raporda kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmadığını, davacının bizzat muayene edilmediğini, raporun dayandığı yönetmelik hükümlerine de uygun olmadığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı süresinin uzun belirlendiğini, sürelere ilişkin bir delil sunulmadığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, geçici bakıcı giderinin brüt ücretten hesabının doğru olmadığını, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığından sigorta şirketinin temerrüdünün oluşmadığını, aktüer raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 60 yaşına kadar aktif dönem hesabı yapılması gerekirken davacının devlet memuru olduğundan bahisle 65 yaşına kadar çalışacağının kabulü ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ek ders ücretlerinin tazminat hesabına katılmasının doğru olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ödemesinin düşülmesi gerektiğini, davacı emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, harç ve yargılama giderleri yönünden de kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 26.10.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve mahrum kalınan ek ders ücreti ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararı tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve maluliyet oranının kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun belirlenmiş olmasına, davacının araçta yolcu olduğu, kazanın gelişiminde kusuru bulunmadığı dikkate alınarak kusur incelemesinin yeterli olmasına, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmış olmasına, hesap raporunda hata bulunmamasına, hata davacının hesaba esas ücretinin doğru belirlenmiş olmasına, müterafik kusur indirimi yapılmamasında hata bulunmamasına, faiz başlangıcının doğru belirlenmiş olmasına, davalının cevap dilekçesinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğine ilişkin bir savunması olmamasına, karşı aracın hatır taşıması indiriminden yararlanamamasına yargılama giderleri ve harçların doğru belirlenmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7944, K. 2023/12657, T. 27.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7944-e-2023-12657-k-3cf24ba31770