Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5919 E. 2023/11637 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5919
Karar No
2023/11637
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1737 E., 2021/2182 K. HÜKÜM/KARAR : Yeniden hüküm kurulması suretiyle / davanın kısmen kabulane Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/323 E., 2020/59 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvuruların esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak sureti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... vekili tarafından adli yardım talepli olarak, davalı ... vekili tarafından gerekli harçlar yatırılmış olarak temyiz edilmiştir. Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan davalı ...'ın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu 796 nolu parseli 23.05.2015 tarihinde mal kaçırma amacı ile akrabası ...'a onun da 03.07.2015 tarihinde davalı ...'ya devrettiğini, 3452 parseldeki 3/8 hissesini 23.06.2015 tarihinde davalı annesi ...'a devrettiğini, onun da davalı ... Bireşoğlu lehine ipotek tesis ettirdiğini, ... (...) plakalı aracın borçlu tarafından mal kaçırma amacı ile satıldığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişiler arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde, davacı ...'nın ...'dan gerçek bir alacağı olmadığını, muvazaalı borçlanma ile takip yapıldığını, takiplere itiraz edilmediğini, takip kesinleşmeden ve aciz belgesi alınmadan davanın açılmış olduğunu, taşınmazı edindiği tarihte borçlunun herhangi bir ödeme güçlüğü içinde olmadığını, kuyumculuk işi yaptığını ve mal varlığı ile ekonomik gücü olduğu bilinen bir kişiden mal alındığını, taşınmazı ortaklaşa aldıklarını, ortaklarca tasarruf işletilmesinde anlaşma sağlanamadığından taşınmazın devredildiğini, tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, oğlu...'ın babası öldüğünde küçük olmasına rağmen işi devam ettirsin diye kendisine ve kardeşine düşen tüm miras haklarını...'a devrettiklerini, uhdesinde sadece eşiyle birlikte ikamet ettikleri evde mevcut hisselerinin kaldığını, evde...'a ait hissenin devrinin kendisine yapılması gerektiğini ancak oğluna güvendiğinden ötürü acele etmediğini, ...'ın hurda alım satım işi yaptığını, ...'ın 2014 yılında işlerini genişletmek amacıyla ortak iş girişiminde bulunduğunu, Bireyşoğlu ailesinden oğlu...'a destek olmaları hususunda yardım istediğini ve nakit temin edildiğini, teminat olarak kendi evini gösterdiğini, kısa süre sonra...'ın iş yaptığı kişilere ve tefecilere borçlanmak suretiyle mal varlığını tükettiğini, evi de teminat olarak göstermiş olmaları sebebiyle olaylardan zarar görmesine sebebiyet verdiğini, kendisinin mağdur olmasına rağmen davacıların kendisine dava yöneltmelerinin haksız olduğunu beyan etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde, davada taraf olmadığını dava açılışında kendisine husumet yöneltilmediğini, davanın devamı sırasında dahil edilmesinin usulsüz olduğunu, ... ile muvazaalı bir ilişkisi olmadığını, ... ile aralarındaki ipotekli borç senedinin gerçek bir alacağa dayandığını, tarafına yöneltilen davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ,müvekkilinin taraflarla ilgisi olmadığını, taşınmazı tapuya güven ilkesi kapsamında edindiğini, alım satım tarihi itibarıyla satıcının herkesçe varlıklı biri olarak bilindiğini ödeme güçlüğü içinde olduğunun bilinemeyeceğini, müvekkilinin taşınmazı kayıt maliki ... ve ortağından satın aldığını, müvekkili ile taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, bu nedenle davanın sonradan müvekkiline yöneltilmesinin usulsüz olduğunu, davanın ön koşulu olan aciz vesikasının olmaması nedeniyle, koşulları oluşmayan davanın reddi gerektiğini, taşınmazın bedeli ödenerek gerçek bir alım satım iradesi ile edinildiğini, davacı yanın tedbir talebinin ve davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın borçlunun annesi olması ve davalı ...'ın akraba ve aynı cemaatten olmaları nedeni ile borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bildikleri, davalı ... lehine tesis edilen ipoteğin gerçek bir alacağa dayanmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile anılan davalılar yönünden davanın kabulüne, davalı ... ile diğer davalılar arasında dava konusu taşınmazın satışı dışında akrabalık, komşuluk ve iş arkadaşlığının bulunmadığı gerekçesi ile hakkındaki davanın reddine dava konusu 796 parselle ilgili olarak 291.750,00 TL tazminatın Samandağ İcra Müdürlüğü'nün 2015/545 esas sayılı icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile ulaştığı miktarla sınırlı olmak üzere davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davalı ... yönünden red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davalı ...'in söz konusu parseli alacak parasının olmadığını, söz konusu parseli halen davalı ...'ın kullandığını, davalı ...'in hiçbir zaman parsele zilyed olmadığını, davalının para alma tarihi, adına kayıtlı taşınmazları satış tarihi, borçlu olduğu senetlerin vade tarihi, taşınmazları kaçırdığı kişilerin anne akraba ve arkadaş olduğu, sattığı malları halen kullanmakta olduğu, satış bedellerinin taşınmazların gerçek değerinden çok daha düşük olduğu dikkate alındığından davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, müvekkiline devri yapılmış olan payın müvekkilinin ölen eşinin müşterek konutuna ait pay olduğunu, dava konusu taşınmazın kendilerine ortak muristen kaldığını, davalı ...'nin eşinden kalan hisselerini oğlu...'a verdiğini, buna karşılık oturduğu evin 3/8 hissesini kendisine verdiğini, söz konusu durumun mahkemece araştırılmadan karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının somut ve hukuki bir temele dayanmadığını, davacının davalı ...'dan gerçek bir alacağının bulunmadığını, alacaklının ev hanımı olduğunu, ev hanımı olan bir kişinin kuyumculuk ile uğraşan borçludan alacaklı olabileceği bir alışverişinin olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haricen satın alınıp, satış bedeli ödenen taşınmazın satış anlaşmasının yapılması ve bedelinin ödenmesinden sonra ortaya çıkan borçlanmalardan dolayı dava açılamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki nüfus kayıtlarından davalı ... ile davalı 3. kişi ...nin anne oğul olması nedeni ile davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu, dava konusu taşınmazın tapudaki devir bedeli ile gerçek değeri arasında mislinden fazla fark bulunduğu, dava konusu Zeytunlu Mah. 796 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından 23.06.2015 tarih 3869 yevmiye numaralı resmi senet ile davalı ...'a 68.100,00 TL bedel karşılığında devredildiği, devir tarihinde taşınmazın gerçek değerinin 291.750,00 TL olduğu, davalı ... ile davalı ...'ın aynı mahalle ve cemaatten olmaları nedeniyle birbirlerini tanıdığı hususları dikkate alındığında söz konusu tasarrufun alacaklıdan mal kaçırma kasıtı ile yapıldığı bu nedene İİK 278/3-2 maddesine ve 280/1 md.sine göre de iptale tabi olduğu anlaşıldığından mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı gerekçesi ile davalı ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, dava konusu 796 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından 23.06.2015 tarih 3869 yevmiye numaralı resmi senet ile davalı ...'a 68.100,00 TL bedel karşılığında devredildiği, akabinde 10 gün sonra davalı ...'ın dava konusu taşınmazı 03.07.2015 tarih 4151 yevmiye numaralı resmi senet ile aynı ilçede esnaflık yapan davalı ...'ya 600.000,00 TL bedel karşılığında devrettiği , hayatın olağan akışı içinde davalı ...'a ait 796 parsel sayılı taşınmazın 10 gün içinde 2 farklı kişiye devredilmiş olması, aynı zaman dilimi içinde yine davalı ...'a ait Zeytunlu Mahallesinde kain 3452 parsel sayılı taşınmazın 3/8 hissesinin de devredilip üstüne ipotek konulması mümkün görülmediği dikkate alındığında, artık davalıların dava konusu taşınmazı devir alırken alacaklıdan mal kaçırma kastı ile hareket etmediklerini ispatlaması gerekirken, tüm dosya kapsamından bu hususun ispatlanamadığı anlaşıldığından, davalı tarafların yapmış oldukları istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.02.2020 tarih, 2018/323 esas ve 2020/59 karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak sureti ile davanın kısmen kabulü ile Hatay İli, Samandağ İlçesi, Zeytunlu Mahallesinde kain 3452 parsel sayılı taşınmazın 3/8 hissesi yönünden; davalı ... ile davalı ... arasında 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen satış ve davalı ... ile davalı ... arasında 24.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen ipotek işlemine ilişkin tasarrufun iptaline, Hatay İli, Samandağ İlçesi, Zeytunlu Mahallesinde kain 786 parsel sayılı taşınmaz yönünden; davalı ... ile davalı ... arasında 23.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen satışın ve davalı ... ile davalı ... arasında 03.07.2017 tarihinde gerçekleştirilen satışa ilişkin tasarrufun iptaline, davalı-borçlu ... tarafından devredilen....(....) plakalı araç yönünden dava açılmışsa da aracı devralan kişi davacı tarafından davaya dahil edilmediğinden ve borçlu ile devralan arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan, belirtilen araç yönünden davalı ...'a açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir. 2.Davalı ... temyiz dilekçesinde, müvekkilinin 2001 yılında yurt dışından gelip, Cumhuriyet caddesinde sıhhi tesisiat ve su tesisatı malzemeleri dükkanı açtığını, burada perakende satış yaptığını , İlçe merkez mahallelerinden ... mahallesinde yaşayan farklı çevreye mensup, ilçe merkezinin bulunduğu Atatürk mahallesinde kuyumculuk yapan borçlu ... ile diğer davalıları tanımayan, iş ilişkisi yada ekonomik ilişki ve güçlerini bilebilecek kişilerden olmadığını, tanıklardan ...’nın önerisi ve diğer tanık ...’in aracılığıyla haberdar olduğu davaya konu 796 parsel sayılı taşınmazı, kayıt maliki diğer davalı ...’dan satın aldığını, müvekkilin taşınmazın satış bedeli olan 600.000 TL miktardaki ödemeyi Samandağ İş Bankası aracılığıyla yaptığını, dinlenen davacı taraf tanıklarınca müvekkili davalı ... yönünden herhangi bir aleyhe bilgi ve beyanda bulunulmadığını, Emniyet birimlerince yapılan tahkikatta müvekkili ile diğer davalılar arasında herhangi bir ilişki ve bağ tespiti yapılmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından dosya kapsamına uygun düşen değerlendirmeyle, 3.kişiden taşınmazı satın alan 4.kişi konumundaki müvekkili ...’nun alacaklıları zarara uğratma kastını bilerek, kötü niyetle taşınmazı aldığı ispat edilememiş olmakla, temlik yönünden davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin müvekkili davalının tasarrufuna ilişkin davanın reddi yönündeki hükmü dosya kapsamı, yasa düzenlemesi ile Yüksek Mahkemenin yerleşik uygulamasına uygun düşen bir hüküm iken, tek başına müvekkilinin kötü niyetli kabul edilmesine dayanak yapılması mümkün olmayan ...’a ilişkin tasarruf özellikleri ile davalı 3.kişi ...’un taşınmazı tapuda devraldıktan 10 gün gibi kısa bir süre sonra satış yapmış olduğu gerekçesiyle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispata ilişkin hükümleri ile İİK. hükümlerine aykırı değerlendirmeyle ispat yükü değiştirilerek ve ayrıca müvekkili yönünden aslında ispat edilmiş bir hususun ispat edilmediği gibi hatalı değerlendirmeyle davanın müvekkili yönünden kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, anne -oğul arasındaki tasarruf da üçüncü kişi anne ...'ın borçlu oğlunun içinde bulunduğu mali durumu bilmemesinin mümkün olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından ileri sürülen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Bu halde dördüncü kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir. Somut olayda, davalı borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu 796 parsel nolu taşınmaz 23.06.2015 tarihinde davalı üçüncü kişi ...'a, onun tarafından 03.07.2015 tarihinde davalı dördüncü kişi ...'ya devredilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı dördüncü kişi ... yönünden; 796 parselin davalı ... tarafından 23.06.2015 tarihinde davalı ...'a 68.100,00 TL bedel karşılığında devredildiği, akabinde 10 gün sonra davalı ...'ın dava konusu taşınmazı 03.07.2015 tarih 4151 yevmiye numaralı resmi senet ile aynı ilçede esnaflık yapan davalı ...'ya 600.000,00 TL bedel karşılığında devrettiği, hayatın olağan akışı içinde davalı ...'a ait 796 parsel sayılı taşınmazın 10 gün içinde 2 farklı kişiye devredilmiş olması, aynı zaman dilimi içinde yine davalı ...'a ait Zeytunlu Mahallesinde kain 3452 parsel sayılı taşınmazın 3/8 hissesinin de devredilip üstüne ipotek konulması mümkün görülmediği dikkate alındığında, artık davalıların dava konusu taşınmazı devir alırken alacaklıdan mal kaçırma kastı ile hareket etmediklerini ispatlaması gerekirken, tüm dosya kapsamından bu hususun ispatlamadığı gerekçesiyle tasarrufun iptaline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davalılardan dördüncü kişi ... yönünden, İİK. 282. Maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi olduğunun davacı alacaklı tarafından ispatlanması gerekmekte olup, İİK. 278/3-2 maddesinin bu kişi için uygulama yeri yoktur. Dördüncü kişi konumundaki kararı temyiz eden davalı ... yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark davanın kabulü için yeterli olmayıp kötü niyetlerinin davacı tarafından ispatlanmış olması gerekir. Bunun dışında taşınmazın birbirine yakın tarihlerde devredilmesi de anılan davalının kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğinden ve bu davalının davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğu davacı tarafından somut delillerle ispatlanmadığından, davalı ... hakkındaki davanın reddi ile İİK'nun 283.maddesi gereğince davalı üçüncü kişi ...'ın taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında tazminatla (davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5919, K. 2023/11637, T. 31.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5919-e-2023-11637-k-143ad8c8ab30