Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/3161 E. 2023/10577 K.
Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3161
- Karar No
- 2023/10577
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Ve Manevi Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1006 E. 2022/1523 K. HÜKÜM/KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne/ Davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/669 Esas 2019/1203 Karar Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sürücüsü olduğu araç ile 12.03.2004 tarihinde davacı yolcu durumda iken tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda davacının sürekli iş göremez ... geldiğini, tarafların 11.09.2012 tarihine kadar evli olduklarını, davalının, davacının engelli ... gelmesinden sonra sürekli olarak davacıya ve hatta müşterek çocuklarına şiddet uygulamayı alışkanlık haline getirdiğini, bu olaylar nedeni ile boşandıklarını, ayrıca davalının davacıyı kasten yaralaması nedeniyle yapılan yargılamada mahkumiyetine karar verildiğini iddia edip davalının kişilik haklarına saldırısından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın ve kaza nedeniyle meydana gelen sürekli iş göremezlik nedeni ile 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini ıslah ile 411.869,59 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı müvekkilinin eski karısı olduğunu, 2006 yılında trafikte araç içinde kırmızı ışıkta diğer araçlarla beklerken alkollü olduğu trafik polislerince tespit edilen sürücünün kullandığı araçla kendilerine çarpmasından dolayı davacının psikolojik ve ortopedik sağlık problemlerinin ilerlediğini, araçlarının da ağır hasar gördüğünü, davacının evlendikleri zaman da vücudunda özür durumunun bulunduğunu ve davalının evlilikleri süresince davacıya baktığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni ile maluliyeti oluştuğunun belirlendiği, meydana gelen kazada sürücü durumdaki davalının kusurlu bulunduğu, kazanın etkisi ile davacının durumu değerlendirildiğinde manevi tazminat talebinin de kısmen kabulü gerektiği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 8.000,00 TL'nin olay tarihi 12.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalınan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kabulüne, 411.869,59 TL'nin olay tarihi 12.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; davacı dava dilekçesi ile manevi tazminat istemini davalının davacı eşe karşı haksız ve hukuk dışı süregelen hareketleri ile kişiliğine verdiği zarar iddiasına dayandırdığı halde kaza tarihinden faize hükmedilerek talebin aşıldığını, mahkemece kusurun kesin ve net olarak tespiti cihetine gidilmeksizin şikayet bulunmayan 2005 yılına ait ceza dosyasındaki yetersiz rapora dayanılarak davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek tazminata hükmedildiğini, eksik araştırma ve delil ile verilen kararın hukuki olmadığını, davacı tarafın kazadan sonra boşanma ve velayet aşamasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle kötü niyetli olarak 11 yıl sonra eldeki davayı açmakta kötü niyetli olduğunu ve TMK'nun 2. maddesine aykırılıktan davanın reddi gerektiğini, ıslahın usulüne uygun yapılmadığını ve usulden reddi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve talebi doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda tazminat talebi yaralamalı trafik kazasından kaynaklanmakla suç teşkil eden eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86. maddesinde öngörülen taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu oluşturduğu ve takibe bağlı alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresinin bu maddede öngörülen suç nedeniyle sekiz yıl olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre tazminat alacağının haksız fiil tarihinde muaccel ... geldiği, zamanaşımının da bu tarihten işlemeye başladığı, aynı Kanun'un 153/3. maddesine göre de, evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, başlamışsa da durucağı, somut olayda tarafların 16.04.2001 tarihinde evlendiği, 11.09.2012 tarihinde ise boşanma kararının kesinleştiği, bu davanın da 28.09.2015 tarihinde açıldığı, eşler arasındaki alacaklara karşı evlilik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyeceğinden (durduğundan), taraflar arasındaki boşanma davasının kesinleştiği tarih olan 11.09.2012 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından davalı tarafın kötüniyet iddiası yerinde görülmediği, davalı eski eşin sevk ve idaresindeki araçta davacı yolcu konumunda olup araç sürücüsünün kusuru ile tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, davacı kaza yapan araçta yolcu konumunda olmakla kazanın oluşunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kazaya kusuru ile sebebiyet veren davalının tazminatla yükümlü tutulmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, bu sebeple itirazların reddi gerektiği, faizin başlangıcı yönünden, haksız fiillerde temerrüt haksız fiil tarihinde gerçekleşmiş olacağından bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile manevi tazminatta kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmakla, davalı vekilinin manevi tazminatta faizin başlangıç tarihine yönelen istinaf isteminin kabulü ile diğer itirazlarının esastan reddine, 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzelterek manevi tazminata müessir fiil tarihi olan 13.02.2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi için yeniden esas hakkında hüküm tesisine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile davacının eski eşi olan davalının uyguladığı haksız fiil nedeni ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46, 47 nci, 132 nci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 178 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Zamanaşımı” başlıklı 178. maddesine göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Başka bir anlatımla boşanma kararı kesinleştikten sonra, boşanma sebebiyle açılacak olan maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin davalar, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbidir. Davacı tarafça iş bu davaya konu edilen etkili eylem evvelce taraflar arasındaki boşanma davasına da konu edilmiş olup, buna ilişkin talep 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 178 inci maddesi kapsamındadır. Taraflar arasındaki boşanma davası 11.09.2012 tarihinde kesinleşmiş olup iş bu dava 28.09.2015 tarihinde açılmış, yasada belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Bu nedenle manevi tazminat talebinin zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile reddi gerekmektedir. 3. 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesidir. Bedensel zararın gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; davacı 12.03.2004 günü evli olduğu eşinin sürücüsü olduğu araçla seyir halindeyken meydana gelen tek taraflı kaza nedeni ile yaralanarak malul kaldığını, kaza nedeni ile sürekli iş göremezliği oluştuğunu iddia ederek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur. Davacının eşinden boşandığı, boşanma kararının 11.09.2012 günü kesinleştiği, eldeki davanın ise 28.09.2015 günü açıldığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmanın kesinleşmesinden itibaren iki yıllık süre içerisinde açılmamış olmasına göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin zamanaşımına uğradığı dikkate alınmadan, tazminatın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi