Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12804 E. 2024/1496 K. – Maddi Tazminat
Konu: Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12804
- Karar No
- 2024/1496
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2371 E, 2021/1135 K. DAVA TARİHİ : 20.02.2018 HÜKÜM/KARAR :Red /Davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/230 E., 2018/726 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 24.01.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıya trafik sigortalı araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, alınacak raporla maluliyet oranının belirleneceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça müvekkili şirkete 25.01.2018 tarihinde yapılan başvuruya istinaden hasar dosyası açıldığını, müvekkili şirket tarafından yasal süre içerisinde 06.02.2018 tarihinde verilen cevabi yazıda, başvuru evrakları arasında tasdikli kaza zaptı,avukata ait nüfus cüzdan fotokopisi, vukuatlı nüfus kayıt örneği, gelir durumunu gösteren belge, heyet raporu,sigortalının ehliyet fotokopisi, sigortalının alkol raporunun bulunmadığının belirtildiğini, davacı vekilince eksik belgelerin tamamı tamamlanmadığından ödeme yapılamadığını, müvekkil şirkete yapılan başvurunun KTK madde 97 kapsamında geçerli bir başvuru sayılması mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle davacının talep ettiği geçici iş göremezlik giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluğun SGK'ya ait olduğunu, SGK 'ya yapılan prim aktarımı neticesinde müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderine ilişkin sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Gaziantep C.Başsavcılığının 2017/10634 soruşturma nolu ve 2018/13639 karar nolu evrakların incelenmesinde; uzlaşma nedeniyle şüpheliler ... ve ... hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiğinin görüldüğü, davacı ile davalının sigortalısı ...'ın uzlaştırma raporunu imzaladıkları, arabulucuk tarafından düzenlenen anlaşma tutanağına göre müşteki davacının uzlaşmayı edimsiz bir şekilde kabul ettiği, 19.02.2018 tarihli Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin 6325 sayılı Arabuluculuk Kanununun 18. maddesine uygun olarak düzenlendiği, uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağının CMK.m.253/19. maddesinde düzenlendiği, davacının yeniden dava açmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gibi anılan yasal düzenlemelere de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Uzlaşma tutanağında davacı ile şüphelinin edimsiz bir şekilde uzlaştıkları kayıt altında alınmış ise de uzlaşmanın hukuki sonuçları anlatılmadığı gibi diğer zarar sorumlularından tazminat talep edip etmeyeceği yönünde kayıt altına alınmış bir kabul beyanı da bulunmadığını, CMK'nın uzlaşma başlıklı 253/19. Maddesinde, uzlaşılan taraflar arasında tazminat davası açılamayacağının hükme bağlandığını, diğer zarar sorumlularını açıkça sorumluluktan kurtaran bir hükme yer verilmediğini, davacıya imzalatılan matbu uzlaşma teklif formunda, sadece, genel bir ifade tarzıyla, uzlaşmanın sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağının kayıtlı olduğunu, kusuruyla zarara sebebiyet veren sürücü yanında, kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan hukuki sorumlulukları bulunan işleten ve sigorta şirketine de tazminat davası açılamayacağının açıklanmadığını, böylesi bir uzlaşma teklifiyle, uzlaşmadan sadece sürücünün yararlanacağı, işleten ve sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunun devam edeceği düşüncesine kapılacağını, uzlaşma teklifinin "hukuk devleti" "hukuki güvenlik", hukuk, belirlilik" "hak arama özgürlüğü" ve "adil yargılanma" ilkelerine, keza CMK’nın 253/5. madde ve bendindeki buyurucu düzenlemeye aykırı oduğunu, özel hukukta bazı sözleşmelerin sonuç doğurabilmesinin, en az on iki puntoyla yazılmaları, hükümlerinin müzakere edilmesi, açık ve anlaşılır olması koşullarına tabi tutulmasının da gözden uzak tutulmaması gerektğini, 6502 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin 3 üncü fıkrasıyla, standart önceden hazırlanmış sözleşmelerdeki şartların ilgililerle müzakere edilmediğinin peşinen kabul edildiğini, bazı özel hukuk sözleşmelerinin sonuç doğurabilmesi için kanunla kabul edilen bu ve benzeri kuralların kamu gücü kullanılarak yürütülen uzlaştırma görüşmelerinde de evleviyetle uygulanması gerektiğini, red kararının hukuka uygun olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının asıl fail konumunda bulunan araç sürücüsü ile uzlaşması aynı eylemden sigorta poliçesi sebebiyle hukuki sorumluluğu üzerine alan sigorta şirketini de kapsamakta olup davacının, sigortalı araç sürücüsü ... ve araç maliki sigortalı ... ile uzlaşmış olması nedeniyle kaza sebebiyle tazminat davası açılamayacağını kabul ettiği, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan uzlaşmanın usulüne uygun olması karşısında davalı ... hakkında tazminat davası açamayacağından İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 madesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Şu durumda, Mahkemece, yukarıda açıklanan iptal hükmü uyarınca işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.