Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12698 E. 2024/146 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12698
Karar No
2024/146
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1717 E.-2021/2150 K. DAVA TARİHİ : 18.05.2016 HÜKÜM/KARAR : Kabul/Davalının İstinaf Talebinin Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2017/267 Esas-2019/277 Karar Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.06.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü olan müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL bakıcı giderinin avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla talebini 290.000,00 TL' ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan aracın davalı ... şirketine ZMM Sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu ve sorumluluklarının da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında 268.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacı tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/760 Esas numaralı dosyasında davalı ... aleyhinde açılan davada, sulh olunarak davacı vekiline 144.087,31 TL ödeme yapıldığını ve sorumluluklarının kalmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; çalışma gücü kaybına ilişkin yönetmelik hükümleri baz alınarak hazırlanan adli rapor ve yine dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın davacının bakıcı gideri tazminatı bakımından hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, kusura ilişkin bilirkişi raporunda, motosiklet sürücüsü davacı ... ile davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsü...ın karışmış oldukları kazanın oluşumunda, kimin kırmızı ışık İhlali ile kazaya neden olduğu mevcut deliller ile anlaşılamadığından, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereğince, tehlike eşit varsayıldığından, kazanın meydana gelmesinde kusurun, davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsü... ve davacı sürücü ... arasında yarı yarıya %50 - %50 oranında paylaştırılabileceğinin belirtildiği, davacı ...’ın; bakıcı giderinden kaynaklanan tazminat tutarının 484.643,08 TL olduğu, ancak kaza tarihinde (2015 yılı) ZMSS poliçesi sağlık (tedavi giderleri) klozu limit tutarının 290.000,00 TL olduğu, davacının bakiye gerçek zararının 484.643,08 TL olduğu bilirkişi raporu ile belirlendiğinden ve bu bedel poliçe limitinin üzerinde kaldığından 290.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olup davalı ... şirketinin 28.02.2017 temerrüt tarihinden itibaren, sigortalı araç hususi olmakla yasal faizle sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 290.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının 28.02.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kaza tespit tutanağı ile kusur raporunun çelişkili olduğunu, %25 ve %75 kusur oranları üzerinden ödeme yaptıklarını, davacının koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kask kullanmadığının açık olduğunu, çünkü yaralanmasının baş bölgesinden olduğunu, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesince belirlenmesi gerektiğini, bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile; kusurun kime ait olduğunun tespit edilememesi durumunda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereğince, tehlike eşit varsayıldığından kusurun sürücüler arasında yarı yarıya paylaştırılabilmesi, mahkemece de tehlikelerin eşit olmadığının kesin olarak ortaya konamayacağının kabulü ile tehlikeler eşit kabul edilerek %50 kusur oranına göre hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, maluliyete ya da bakıcı ihtiyacına dair raporların mutlaka İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesince düzenlenmesi hususunda zorunluluk bulunmadığı ve raporun denetime ve hükme elverişli bulunduğu, davacının maluliyetinin kafa travması nedeniyle oluşması, davacı motosiklet sürücüsü olup, olay anında başına kask takıp takmadığı hususunun tespit edilemediğinin KTT’da işaretlenmiş olduğu gerekçesiyle, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kusur oranlarının belirlenmesinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve hükme esas Hacettepe Üniversitesi'nden alınan raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda %100 oranında sürekli maluliyetin bulunduğuna yönelik belirleme yapıldığı anlaşılmaktadır. 26.06.2015 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. Şu halde; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçim de, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair kararı doğru görülmemiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi Kararının bozulması gerekmiştir. 3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Somut olayda; motosiklet sürücüsü olan davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle kafa travması sonucu oluşan amnezi, epilepsi nedeniyle malul kaldığı sabittir. Buna göre; motosiklet sürücüsü olan davacının meydana gelen trafik kazasında koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI.KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarardan kaynaklanan sürekli bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, hükme esas alınan aktüer raporuna göre davacının bakıcı gideri tazminat alacağı 484.643,08 TL. olmakla birlikte davalı sigortacı tarafından düzenlenen poliçedeki teminat limiti gereği 290.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmiş; davalı yanın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından müterafik kusur indirimi için somut delil bulunmadığı, ayrıca % 20 müterafik kusur indirimi yapılsa dahi davacının tazminat alacağının davalının poliçe teminat limiti üzerinde kalacağı gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; sayın çoğunluk tarafından tazminattan % 20 müterafik kusur indirimi yapılması için de İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesinde yer bulan müterafik kusur, zararın belirlenmesinden sonra tazminatın tayininde dikkate alınması gereken bir husus olup, davalı sigortacının sorumluluğu da hesaplanan tazminat miktarına göre ve poliçe teminat limitiyle sınırlı biçimde tayin edilecektir. Somut olayda; davaya konu edilen tazminatın hesaplanması bakımından alınan ve İlk Derece Mahkemesince de benimsenen aktüer raporunda davacı için 484.643,08 TL sürekli bakıcı gideri hesaplandığı görülmektedir. Davacının zararın artmasına etki eden müterafik kusuru nedeniyle yapılacak indirimin, anılan raporda hesaplanan tazminat miktarı üzerinden yapılması gerektiği ve belirtilen tarzda indirim yapılması halinde de tazminatın poliçe limitinin üzerinde kalacağı gözetildiğinde, davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (3) numaralı bentteki bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12698, K. 2024/146, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-12698-e-2024-146-k-a7aaf5135d30