Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12509 E. 2024/1553 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12509
- Karar No
- 2024/1553
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/478 E., 2021/479 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK - 16514 DAVA TARİHİ : 16.11.2020 HÜKÜM/KARAR : Davalı itirazının reddine SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/41183
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.09.2019 tarihinde davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu araç ile davacı idaresindeki motosikletin karıştığı kazada davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ve rapor ücreti olmak üzere toplam 16.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, 17.02.2021 tarihli dilekçe ile talebini toplam 163.029,00 TL olarak yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun başvuru yapılmadığını, kusuru ve maluliyeti kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kısmen kabulüne, 154.817,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 06.11.2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvuran tarafından yapılmış geçerli bir başvuru bulunmadığını, başvurunun usulden reddi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, kusur raporunun hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, aktüer raporunda hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının poliçe kapsamında bulunmadığını, sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, soruşturma dosyasının celbedilerek uzlaşma bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, davacı vekili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin asliye hukuk mahkemeleri için hesaplanacak vekâlet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya usulüne uygun şekilde başvurduğu böylelikle dava şartının sağlandığı, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlendiği ve karara esas alınmasında usulsüzlük görülmediği; hesap raporunun usule uygun olduğu, davalı tarafın hesap tarzına yönelik itirazının haklı görülmediği, geçici dönem bakıcı giderinin teminat dahilinde olduğu, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun uzman bilirkişi tarafından hazırlanmış, bilimsel, detaylı, gerekçeli , kazanın oluşu bakımından dosyadaki tutanak ve beyanlarla uyumlu, varılan sonuç açısından ise kusurlu eylemin yasal dayanakları belirtilmiş olduğundan yeterli görüldüğü, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bilgi ve belge bulunmadığı, uzlaşma hususunda dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17. maddesi mucibince başvuran lehine tam ve nispi vekalet ücreti takdirinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepleri ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı sorumluluğundaki aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak resmi görevliler tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında; davalı şirkete sigortalı araç sürücüsüne sola dönüş kurallarına riayet etmemek (KTK 53/1b) kuralını ihalden kusur verilmiş, davacı sürücüye ise hız kurallarını ihlal etmek (KTK 52/1b) kuralını ihlal ettiğinden bahisle kusur verilmiştir. Hakem heyeti tarafından benimsenen kusur raporunda ise davalı şirkete sigortalı araç sürücüsüne tam kusur verilmiş, davacı sürücüye ise kusur verilmemekle kaza tespit tutanağı ile çelişki oluşmuştur. Davalının sorumluluğu ile derecesinin belirlenmesi bakımından, kusur tespitinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde yapılması gerektiği dikkate alındığında, eksik incelemeyle karar verildiği izahtan uzaktır.
Açıklanan nedenler karşısında İtiraz Hakem Heyeti'nce; konusunda uzman bilirkişi heyetinden, tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle, (ceza dosyası var ise dosya arasına alınarak) kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan kusur raporu arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
3. Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif döneme bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşik içtihatlarındandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda yeni genel şartlardan bahsederek davacının 65 yaşına kadar aktif, 65 yaş sonrası pasif dönem ayrımı yapılarak muhtemel bakiye ömür süresine göre tazminatın belirlendiği görülmektedir. Oysaki kaza tarihi gözetildiğinde , Dairenin yerleşik uygulaması gereği, davacının 60 yaşına kadar olan muhtemel yaşam süresinin aktif devre ve 60 yaşından sonraki muhtemel ömür süresinin pasif devre olarak belirlenmesinden sonra, pasif devre için AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle rapor hatalı olup, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Somut olayda her ne kadar İtiraz Hakem Heyeti tarafından kask ve koruyucu ekipman takıp takmadığı belirsiz olduğundan müterafik kusur indirimi yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, hükme esas alınan 06.10.2020 tarihli maluliyet raporuna göre maluliyetinin bir kısmı yüz bölgesinde kalıcı iz olarak belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının koruyucu ekipman olan kask kullanmaksızın motosiklete bindiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Müterafik kusur indiriminde, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekmektedir. Buna göre hesaplanan tazminattan Daire uygulamalarına göre 6098 sayılı TBK'nın 52 nci maddesi gereğince %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
5.5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.