Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11540 E. 2026/6500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11540
Karar No
2026/6500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1046 E., 2023/1264 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/467 E., 2023/206 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.09.2021 tarihinde davalıya sigortalı kamyonun freninin tutmaması nedeniyle karşı şeride geçerek ve kendi şeridinde ilerleyen, müvekkilinin sevk ve idaresindeki otomobile çarptığını, söz konusu kazada yolcu konumunda olan müvekkilinin eşi ...'ın kaza mahallinde vefat ettiğini, müvekkilinin ise ağır yaralandığını, trafik kazası tespit tutanağı ve Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/31 E. sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca, kazanın meydana gelmesinde kamyon sürücüsünün % 100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin murisin mirasçısı olduğunu, müteveffanın öğretmen olduğunu, müvekkilinin 50 yıllık eşinin desteğinden yoksun kaldığını, davalı tarafa 14.01.2022 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi için mail yolu ile başvuruda bulunulduğunu, sigorta firması tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek davanın kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigortaya başvuru tarihi olan 14.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne ve mevzuata uygun başvuru yapılmadığından dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında ise sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin nezdindeki poliçe sebebiyle davacıya karşı sorumluluğunun doğabilmesinin sigortalı aracın kazanın oluşumunda kusurlu olmasına bağlı olduğunu ve sorumlu olacağı miktarın sürücünün kusur oranına göre belirlenmesi gerektiğini belirterek kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olaya ilişkin Söke 1. ACM'nin 2022/31 E, 308 K., sayılı dosyasında sigortalının tam kusurlu olduğu ve davacının kusurunun bulunmadığının belirlendiği, olay yeri tespit tutanağı, Söke 1. Ağır Ceza Mahkeme dosyası kapsamında verilen gerekçeli karar ve olayın oluş şekli dikkate alındığında olayda dava dışı sigortalının tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığından yeniden kusura ilişkin rapor alınmasının gerekmediği, alınan hesap raporunun uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 330.592,29 TL'nin 24.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kamyon sürücüsü ...'ın tam kusurlu şekilde kazaya sebebiyet verdiğinin istinaf ilamı ile 04.05.2023 tarihinde kesinleştiği, yeniden kusur raporu alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, davalının hükme esas alınan hesap raporuna itiraz etmediği, dolayısıyla hesap raporundaki belirlemelerin davacı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğu, somut olayda desteğin ön yolcu koltuğunda oturduğu, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu ve ... Adli Tıp Kurumunun 22.11.2021 tarihli otopsi tutanağında genel beden travması, beyin kanaması, iç kanama, iç organ (akciğer) yaralanması ve vücuttaki seri kemik kırıkları sonucu hayatını kaybettiği gerekçesiyle davalı vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.04.2023 karar tarihli 2022/467 Esas - 2023/206 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece kusur değerlendirmesi yapılmadan ceza mahkemesi değerlendirmesi ile sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece alınan bilirkişi hesap raporunda TRH prograsif rant hesabı yapılarak zarar tutarı tespit edilmesinin hatalı olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları gereği TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 ile hesap yapılması gerektiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlar uyarınca sürekli sakatlık tazminatı hesaplamaları Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değil, genel şart ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, genel şartların EK-2 başlıklı maddelerinde, destekten yoksun kalma tazmınatı hesaplaması sırasında; TRH 2010 Yaşam Tablosunun dikkate alınacağı, hesaplamalarda iskonto oranının (teknik faizin) 1,8 olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, hesaplama yönteminin doğru olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11540, K. 2026/6500, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11540-e-2026-6500-k-91e6a1faf727