Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11357 E. 2023/13277 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11357
Karar No
2023/13277
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/150 Esas, 2020/273 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ferdi kaza sigortasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; 11.10.2015 tarihinde davacıların murisinin kullandığı araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, kazada karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkillerinin murisinin vefatından önce davalı sigortacı nezdinde Ailem Ziraat Güvencesinde Sigorta Poliçesi ile kendisine ferdi kaza sigortası yaptırdığını, ölümünün de ferdi kaza sigorta poliçesinin karşıladığı bir risk olan trafik kazası neticesinde meydana gelmesi sebebiyle müvekkillerinin sigorta bedelini isteme haklarının doğduğunu, davalı şirketin 120.000,00 TL %20 iskonto=96.000,00 TL olarak taksitli ödemelerin peşin değeri ile 25.000,00 TL defaten ödeme bedelinin toplamı olmak üzere 121.000,00 TL ödeme sorumluluğunun bulunduğunu, davacıların peşinen ve taksitli ödemenin de iskonto yapıldıktan sonra hesaplanan tutarını, peşin olarak ödenmesini talep ettiklerini, ferdi kaza sigortacısı şirketin herhangi bir aktüeryal hesap yapılmaksızın tüm tazminat miktarlarından sorumlu olduğunu, kazanın münhasıran alkol etkisinde meydana gelmediğini ancak; davacı şirketin talep edilmesine rağmen bugüne kadar tazminat taleplerini yerine getirmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik toplam 10.000,00 TL'nin temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili ile davacılar lehine müştereken ve müteselsilen (olmadığı takdirde veraset ilamındaki payları oranında) hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiş, 14.02.2018 tarihinde talebini 121.000,00 TL’ ye ıslah etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; işbu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde beyan edildiği üzere sigorta bedelinin % 20 iskontolu ödemesi gereken tutarın 121.000 TL' si olduğunu, davacı tarafından rizikonun değerlendirilmesine esas olan alkol raporunun müvekkili şirkete ibraz edilmeyerek dosyanın sonuçlanmasının önüne geçildiğini, bu hususa yönelik itirazlarının temerrüt yönünden ayrıca sunulacak olmakla birlikte, dava konusu olayın ferdi kaza sigortası genel şartları kapsamında sebebi, meydana geliş tarzı ve müteveffanın fiilleri dikkate alındığında olayın teminat haricinde olduğunun açık olduğunu, davacılar murisi sigortalının alkollü araç kullanmak sureti ile kendisini bile bile tehlikeye attığının şüphesiz olduğunu, dava konusu hadisenin Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlar ilgili maddesi uyarınca teminat harici olduğundan müvekkili şirket aleyhine açılmış haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddi gerektiğini, davada temerrütleri bulunmadığından ve hadisenin ticari niteliği bulunmadığından faiz talebinin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2018 tarihli ve 2017/71 Esas, 2018/59 Karar sayılı kararıyla; toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kabulü ile 121.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, davacılara miras payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2019 tarihli ve 2019/24 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararıyla; davacıların murisine ait sigorta poliçesinden dolayı Ferdi Kaza Genel Sigorta teminatının geçerli olduğu, aşikar sarhoşluk halinin ve davacıların murisinin hal ve hareketleri sonucunda kazanın meydana geldiğinin davalı ... tarafından ispatlanamadığı, bu nedenle poliçe teminatından davacıların yararlanması gerektiği, kazanın 11.10.2015 tarihinde meydana geldiği, davanın 03.04.2017 tarihinde açıldığı, ıslahın ise 20.02.2018 tarihinde yapıldığı, kazanın ölümlü trafik kazası olması nedeniyle 2918 sayılı yasanın 109 maddesi 109/2 gereğince ceza davasının bulunması nedeniyle zamanaşımının gerçekleşmediği, ayrıca TTK'nun 1420 maddesi gereğince 2-6 yıllık zaman aşımı sürelerinin uygulanması gerektiği, davacıların murisinin aşikar sarhoş olup olmadığının ve sigortadan yararlanıp yararlanmayacağının ancak kusura ilişkin bilirkişi raporunun alınması ile ortaya çıktığı, bu durumda da 6 yıllık üst sınırın dolmadığı anlaşıldığından, davalının zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı, borcun muacceliyet tarihi ve sigorta şirketinin ödeme yapmayarak temerrüde düşmesi sonucu itibariyle dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de yerinde olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli 2019/1616 Esas, 2020/4564 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...6102 Sayılı TTK 1420. maddesi (6762 Sayılı TTK'nın 1268. maddesi), genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir. Bu düzenleme Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın 20. maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır. 6762 Sayılı TTK'nın 1292. ve 1299. maddeleri hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin başlangıcı sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür. Somut olayda davaya konu kaza 11.10.2015 tarihinde meydana gelmiş, olup ihbar süresi 16.10.2015 tarihi itibarıyla dolmuştur. Davacının talebi poliçe teminatının toptan alınmasına yöneliktir. Dosya kapsamında alınan hesap bilirkişi raporu uyarınca dava 20.02.2018 tarihinde ıslah edilmiş olup, temyiz eden davalı vekili tarafından süresi içerisinde, 26.02.2018 tarihinde ıslah zamanaşımı def'i de bulunulmuştur. O halde, mahkemece TTK hükümleri ve genel şartlardaki düzenlemelere göre zamanaşımı süresinin dolduğu gözönüne alınarak, ıslah edilen kısım yönünden temyiz eden davalının ıslah zamanaşımı def'inin kabulüne karar verilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle zamanaşımı definin reddine karar verilmesi doğru değildir" gerekçesi ile karar bozularak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL' nin dava tarihi olan 30.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile veraset ilamındaki miras payları oranında davacılara ödenmesine, ıslahla artırılan 111.000,00 TL'nin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin kazanın ardından sigorta şirketine başvurarak gerekli evrakları verdiklerini, ancak sigorta şirketince bir yıl, beş ay oyalandıklarını, müvekkillerinin talebi reddedilmediği gibi bir ödeme de yapılmadığını, bu şekilde müvekkillerinin oyalanmasının ardından ıslaha karşı zamanaşımı def’i ileri sürülmesinin iyiniyetli olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1420 inci maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının belirtildiğini, 1482 inci maddesinde de sigorta tazminatına ilişkin taleplerin her halükarda rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının belirtildiğini, müvekkilleri tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak sigorta şirketinin araştırmayı tamamlayarak müvekkilerine bir cevap vermediğini, borcu da ödemediğini bu durumda borcun muaccel ... gelmemesi sebebiyle zamanaşımının işlemeye başlamayacağını, zamanaşımının ancak dava tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını, yine müvekkillerinin murisinin alkollü olması sebebiyle kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin araştırıldığını ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile olmadığının ancak yargılama ile ortaya çıktığını, bu durumda bu rapor ile davalı ... şirketinin zarardan sorumlu olduğunun ortaya çıktığını, bu rapor tarihi itibariyle de zamanaşımı süresinin dolmadığını, muacceliyet tarihi ile riziko tarihinin ayrı ayrı tarihler olduğunu, konusu yargılamayı gerektiren bir hususta muacceliyetin dava sırasındaki rapor tarihinde gerçekleşebileceğini, bu durumda zamanaşımının da bu rapor tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını, bozma kararında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu kaza ve poliçe tarihi itibariyle yürürlükte olmamasına rağmen bu kanununa atıf yaparak somut olayda zamanaşımının doğduğunu kabul etmesinin hatalı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1482 nci maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığını, ayrıca olayda ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini ve ceza zamanaşımının da dolmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, oluşan çift taraflı trafik kazasında vefat eden mirasçılarının davalı ... tarafından yapılan ferdi kaza sigortası kapsamında bir alacakları bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1420 inci maddesi, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları hükümleri,

3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11357, K. 2023/13277, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11357-e-2023-13277-k-dc926060f349