Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6134 E. 2024/7511 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6134
- Karar No
- 2024/7511
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3304 E., 2022/247 K. DAVA TARİHİ : 27.10.2017 HÜKÜM/KARAR : Davacılar Vekilinin Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/510 E., 2018/298 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris Saffet Sarıcan'ın Finansbank A.Ş.'den kredi alması hususunda kendisine şart olarak sunulan hayat sigortası talebine istinaden davalı sigorta şirketi ile aynı saat ve tarihte (18.12.2015) iki ayrı sigorta poliçesi ( Katılım Sertifikası Hayat Sigorta Poliçesi ) imzalandığını ve sigortalandığını, her iki sigorta poliçesini düzenleyenin düzenleme tarih ve saatlerinin aynı olduğunu, aynı anda düzenlendiğini, murisin poliçe koruması devam ederken 26.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, vefatın davacılar tarafından hem kredi veren banka hem de davalı sigorta şirketine bildirildiğini, sigorta şirketinin 10.000,00 TL tutarlı poliçeye istinaden bedeli ödeyeceğini, ancak 42.500,00 TL'ye konu bedeli ödemeyeceğini bildirdiğini, ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme taleplerinin tekrar reddedildiğini, davaya konu poliçenin bağlandığı kredinin halen müvekkilleri tarafından aylık taksitler halinde bankaya ödendiğini, hayat sigortası olmasına rağmen müvekkillerinin ödeme yükümlülüğü altında kaldıklarını, davalı sigorta şirketinin riziko gerçekleştiği için iki ayrı poliçeden bedeli düşük olan poliçeyi ödemeyi kabul etmiş iken bedeli yüksek olan poliçeye dayalı teminatı ödememesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, murisin tüketici mevzuatına aykırı şekilde düzenlenen poliçeler hususunda usulüne uygun şekilde alınmış beyanının olmadığını, bilgilendirme yapılmadığını, sağlık beyanının alınmadığının ikrarına ve bedelin ödeneceğinin belirtilmiş olmasına rağmen sigorta poliçesinde sağlık beyanının alındığı ve tüm sorulara "hayır" şeklinde yanıt verildiği iddiası ile ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, ancak beyan formunun incelenmesi durumunda murisin el ürünü ile yapılmış herhangi bir işaretin ya da ibarenin olmadığını, matbu bölümün "x" şeklinde işaretlendiğini, "x" şeklindeki işaretin formun bastırılması anında peşinen konulmuş bir işaret olduğunun açık bulunduğunu, davalı kredi verenin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, müvekkillerinin babası olan murisin kendisine sorulacak herhangi bir konuda ya da herhangi bir yerde hastalığını gizlemesinin mevcut yapısına aykırı olduğunu, zaten kemoterapi alan murisin kemoterapinin yan etkilerini de taşıdığı dikkate alındığında kendisine sorulacak bir soruya gerçeğe aykırı cevap verilse dahi davalı tarafın kendisinden rapor ya da benzeri sağlıklı olduğunu gösterir belge istemesi gerekeceğini, sonuç olarak kredi alırken dayatılan hayat sigortası teminatının riziko gerçekleşmesine rağmen davalının kusuru vs mesnetsiz gerekçelerle ödenmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11174000 Katılım Sertifikasına konu hayat sigortası poliçesi teminat bedelinin rizikonun gerçekleştiği 26.02.2016 tarihi itibariyle ödeme yapılan tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte şimdilik 5.000,00 TL'nin, tazminat ödenmediği için halen müvekkilleri tarafından taksitler halinde bankaya ödeme yapıldığından fazladan yapılan faiz ödemelerinin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren ticari faizi ile hesaplanarak tahsiline ve ödeme yapılmaması nedeniyle gönderilen ihtarname nedeniyle yapılan 243,01 TL bedelin yapıldığı tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müteveffanın sağlık beyan formunu doldurarak hiçbir hastalığı olmadığı yönünde beyanda bulunduğunu, müvekkili şirketin sigorta başvuru ve sağlık beyan formundaki beyanlarının esas alınarak mevcut risk kabul yönetmeliği kapsamında değerlendirme yaptığını, sigorta teminatı verme doğrultusunda karar aldığını ve sonuçta 18.12.2015 başlangıç tarihli uzun süreli kredi grup hayat sigortasının imzalandığını, ayrıca herhangi bir sağlık beyan sorusu alınmadan 18.12.2015 başlangıç tarihli, 18.12.2015 bitiş tarihli finansör işletme uzun süreli kredi grup hayat sigortasını imzaladığını, sigortalının vefat ettiğinin kendilerine bildirilmesi üzerine delillerin toplandığını, sağlık beyanı alınmadan tanzim edilen 11174329 numaralı poliçeden doğan vefat teminatının ödendiğini, ancak doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı olarak tanzim edilen 11174000 numaralı poliçeden doğan vefat teminatının ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin davaya konu Hayat Sigortası beyan formunda kanser ile ilgili bir test yaptırdınız mı sorusuna hayır cevabını işaretlediğini, davacı vekilinin de beyan ettiği ve dosya arasında bulunan evraklardan da anlaşıldığı üzere murisin 2012 yılından ölüm tarihine kadar akciğer kanseri tedavisi gördüğü, murisin ölüm sebebinin de bu hastalığı olduğu, bu haliyle sigortalı muris ...'nın sigorta akdinin kurulması aşamasında bilinen hastalıklarını gizlediği, beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu, bu sebeple Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2.2.2 maddesi düzenlemesi gereğince sigortacı açısından sözleşmenin hükümsüz olduğu, davalı sigorta şirketinin tazminat ödeme mükellefiyeti bulunmadığı gerekçesiyle davacıların davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; murise soru sorularak murisin cevap vermiş olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğunu, ortada usulüne ve tüketici mevzuatına uygun alınmış bir beyan bulunmadığına dikkat edilmediğini, davalı tarafça 12 punto altında usulüne uygun bir sözleşmenin düzenlenmemiş olması ve kusurlu olmasına rağmen bu eksikliğe dayandığını, "x" şeklinde sözleşmede ne zaman konulduğu belli olmayan bir işaretin beyan olarak kabul edildiğini, tüketici mahkemesi sıfatıyla karar verilmiş olmasına rağmen ticaret mahkemesi gibi hüküm kurulduğunu, müvekkiller ve murisin tacir gibi kabul edildiğini, davalı tarafın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunu yerine getirdiğini ispat edemediğini, murisin iradesi ve kişiliğinin nasıl olduğuna dair tanık gösterilmiş olmasına rağmen dikkate alınmamasının ve sonucunda haksız bir kararın ortaya çıkmaya sebebiyet verdiğini, davalı tarafın murisin tecrübesizliğinden faydalanmak istediğini, beyan formunun murise imzalatırken herhangi bir soru yöneltilmeksizin, herhangi bir bilgi almaksızın sürecin oldu bittiye getirerek tamamlandığını, kararın iki eşit tarafı arasındaki ticari bir ilişki gibi sonuçlandırıldığını, murisin karakter itibariyle söz konusu hususta bir soru sorulması halinde gizleyecek bir kişilik olmadığını, mahkeme kararında davalı yan ile ilgili hiçbir husus dikkate alınmaksızın tüm sorumluluğun konuyla ilgili hiçbir fikri olmayan murisin üzerinde bırakıldığını, sigorta şirketine hastalığını kasten sakladığına dair hiçbir delil bulunmadığı gibi bedelin tamamının davalı tarafça tahsil edilmesi nedeniyle geçerli bir sözleşmenin kurulduğunun tartışmasız olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin sağlık beyanı ile kendisine sorulan sorularda kanser rahatsızlığını bildirmediği, kanser nedeni ile vefat ettiği, poliçe düzenlenmesi sırasında kanser rahatsızlığı ile ilgili uzun süredir tedavi olduğu ancak bu hususun bildirilmediği, ölüm ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet bağı bulunduğu, davalının bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiği, bu sebeple 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 439 uncu maddesi gereğince tazminat şartlarının oluşmadığı ve özellikle davacıların zapta geçen beyanı da dikkate alınarak kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2017/510 Esas, 2018/298 Karar ve 17.05.2018 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/1. bendi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan uyuşmazlık istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1487 nci maddesi, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2 nci maddesi gereğince davacılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığınaDosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.