Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5885 E. 2025/13740 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5885
- Karar No
- 2025/13740
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/133 Esas - 2022/66 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2004/25 Esas - 2019/340 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalılar vekili Avukat ... geldi, davacılar adına gelen olmadı. Davalılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.10.2025 Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın sürücüsü, diğer davalı şirketin işleteni olduğu aracın yaya konumunda olan ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek 20.000,00 TL maddi tazminatın işlemiş 2.000,00 TL tutarındaki faizi ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; dava konusu trafik kazası sonucu davacı ...’ın yaralandığını, diğer davacılar anne ve babanın da çocuklarının yaralanması nedeniyle madden ve manen zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik asıl davada talep edilen maddi tazminata ek olarak 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden birleşen dava tarihine kadar 162.950,00 TL tutarında işlemiş ve tahsile kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden birleşen dava tarihine kadar 6.750,00 TL tutarında işlemiş ve tahsile kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden birleşen dava tarihine kadar 6.750,00 TL tutarında işlemiş ve tahsile kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkili ...'ın diğer davalı şirket adına kayıtlı araç ile ... güzergahında seyir halindeyken ışık ve yaya geçidinin bulunmadığı bir yerde bir yayanın yola fırlaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin kazaya sebep olmamak adına elinden geleni yaptığını, kazanın meydana geldiği olay yerinin trafiğe kapalı olduğunu, yaklaşık 15 metre geride yaya yolunun mevcut olduğunu, buna rağmen davacı küçüğün trafiğe kapalı alana aniden fırladığını ve davacının tedavi masraflarının fazlasıyla karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını ve davaya konu kazanın davacı ...'ın kusuru ile meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın 23.09.2003 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 2.000,00 TL ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, dava konusu kazanın 23.09.2003 tarihinde meydana geldiği, kaza tarihi itibariyle 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca uzamış dava zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak uygulanması gerektiği, 01.10.2012 birleşen dava tarihi ve 02.02.2017 ıslah tarihi itibariyle davanın ve ıslah edilen talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu trafik kazasının 23.09.2003 tarihinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde meydana geldiği, dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelerden kazanın yaralamalı trafik kazası olduğu, olayda 765 sayılı TCK'nın 459/2. ve 102/4. maddeleri uyarınca öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davacı ... 'ın zararının kapsamını 12.10.2015 tarihli maluliyet raporu ile 17.03.2016 tarihinde öğrendiği, birleşen dava tarihi olan 10.10.2012 tarihi itibariyle henüz maluliyet raporu alınmadığı ve maluliyet oranı belirlenemediği için birleşen davanın zamanaşımı süresinde açıldığının kabulü gerektiği, bu nedenle birleşen davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, ancak birleşen davada ıslah tarihi olan 02.02.2017 tarihi itibariyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1. maddesi uyarınca kaza gününden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davacının ıslah edilen maddi tazminat istemi yönünden verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek açılan asıl davanın kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın 23.09.2003 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 2.000,00 TL ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 23.09.2003 kaza tarihinden 10.10.2012 dava tarihine kadar 126.693,15 TL işlemiş faizi ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminat ve 23.09.2003 kaza tarihinden 10.10.2012 dava tarihine kadar 25.338,63 TL işlemiş faizi ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminat ve 23.09.2003 kaza tarihinden 10.10.2012 dava tarihine kadar 6.334,66 TL işlemiş faizi ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminat ve 23.09.2003 kaza tarihinden 10.10.2012 dava tarihine kadar 6.334,66 TL işlemiş faizi ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay'ın emsal içtihatları ile haksız fiil nedeniyle açılan kısmi davada davacının yaralanması sonucu gelişen durumu söz konusu olduğunda sürekli iş gücü kaybına ilişkin rapor ile oluşmuş zararın miktarını kesinleştiren aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor tarihinden itibaren 1 yıl içinde ıslah hakkının mağdura tanındığını ve ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından kaza sebebi ile uğranılan fiziksel zarar ve bu zararın neticelerinin 14.04.2004 tarihli beyan dilekçesinde de açıklandığı üzere bilindiğini ve bilinen bu tıbbi durumda daha sonra bir değişme veya gelişme olmadığını, davacının zararının gelişen bir durumda seyretmediğini, tedavisi tamamlanmış ve neticeleri gerçekleşmiş bir zararın davaya konu olduğunu, bu nedenle verilen kararın hatalı olduğunu, davacı talepleri aşılarak ve faizler açısından mürekkep faiz uygulamaları ile farklı bir uygulama yapılmaya çalışıldığını, taleple bağlılık ilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini, herhangi bir belge ile desteklenmeyen adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kazaya ilişkin davalıların kusurunun bulunmadığını, davacının tedavi masraflarının karşılandığını, temyize konu kararda bu hususlara yer verilmediğini ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B.Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat, birleşen davada davacı ... yönünden ek maddi tazminat ve tüm davacılar yönünden manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalılar vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre asıl davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 22.000,00 TL olup Bölge Adli Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Açıklanan nedenle davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davalılar vekilinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nın değişik 72. maddesinde) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine 2 yıl olarak öngörülmesidir (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır). Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. Somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı ... yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 5 yıldır. Davaya konu trafik kazası 23.09.2003 tarihinde meydana gelmiş, birleşen dava ise 10.10.2012 tarihinde açılmıştır. Davalılar vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş, bölge adliye mahkemesince; davacının zararının kapsamını 12.10.2015 tarihli maluliyet raporu ile 17.03.2016 tarihinde öğrendiği ve birleşen dava tarihi olan 10.10.2012 tarihi itibariyle maluliyet raporu alınmadığı ve maluliyet oranı belirlenemediği, bu nedenle birleşen davanın zamanaşımı süresinde açıldığı gerekçesiyle davalılar vekilinin anılan yöne ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde birleşen davanın açılmadığı; dosya kapsamında mevcut olan ve hükme esas alınan 12.10.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının tedavisinin devam ettiği ya da gelişen durum olduğuna dair bir tespitin yer almadığı, artan maluliyete dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 3.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacılar vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazları ile davalılar vekilinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Bozma nedenine göre davacılar vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazları ile davalılar vekilinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.