Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/17075 E. 2025/13775 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/17075
Karar No
2025/13775
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2208 E., 2022/2289 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/441 E., 2022/222 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.02.2017 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki tescilsiz ve plakasız aracın el freninin çekilmemesi nedeni ile kayması sonucu meydana gelen kazada ...'un vefat ettiğini, vefat edenin mirasçılarının tescilsiz plakasız aracın kaza tarihi itibariyle geçerli bir trafik sigortası bulunmadığından Güvence Hesabına başvurduğunu, başvuru neticesinde ...'un mirasçılarına toplam 137.880,00 TL tazminat ödenmesine karar verildiğini, ödenen tazminat nedeniyle tescilsiz ve plakasız iş makinesi için araç sürücüsü olan davalı ... ile araç sahibi ... Ltd. Şti.'ye rücu edilmek zorunda kalındığını, ödenen tazminat nedeni ile Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü 2018/746 takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz etmiş olmasına rağmen borcun itfa veya imhal edildiğine dair herhangi bir belgeyi itirazları ile birlikte icra dairesine sunmadığını, davalı borçlunun takibe yaptığı itirazın yerinde olmadığını, itirazın kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konu edilen bedelin likit bir alacak olduğunu, bu nedenle haksız ve kötüniyetli olarak takibi durdurmak kastı ile borca itiraz eden davalı borçlunun %20 inkâr tazminatı ile cezalandırılması gerektiğini,açıklanan nedenlerle; davalı borçlunun haksız itirazlarının iptali ile takibin devamı ve % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/162 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası açıldığını, mahkemede görülmekte olan iki dava arasında bağlantı bulunduğunu, zira bu davaların ikisinde de tarafların ve davaya konu olayların aynı olduğunu, her ne kadar icra takipleri farklı olsa da aynı olay nedeni ile farklı tarihlerde ödenen tazminatlara ilişkin itirazların söz konusu olduğunu, bu nedenlerle davalarının kabulü ile davalı borçlunun haksız ve yersiz itirazlarının iptaline, % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ; davacının 14.02.2017 tarihinde müvekkilinin sevk ve iradesinde iken el freninin çekilmemesi sebebi ile kaydığı ve ...’un vefat ettiğinin beyan edildiğini, öncelikle kazaya karışan aracın müvekkilinin sevk ve iradesinde olmadığını,yine kazaya karışan aracında el freni de bulunmadığını, kusuru kabul etmediklerini, müvekkili hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline yöneltilen bu davayı kabul etmediklerini, olaya karışan iş makinesi kepçenin trafikte kullanılan ve zorunlu tıafık sigortası olması gereken bir araç olmadığını, bu nedenle davacı şirketin müteveffanın hak sahiplerine sorumluluğu dışında ödeme yaptığını, sorumluluğu dışında yapılan ödemenin davalılara rücu edilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu alacağın likit olmadığını, uyuşmazlık konusu yargılamayı gerektirdiğinden icra takibine itirazda kötü niyet aranamayacağını, icra inkar tazminat talebinin reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Hafriyat Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; Afyonkarahisar İcra Müdürlüğünün 2018/746 sayılı takip dosyasında alacak iddiasına dayanak olarak gösterilen olayın yargılamaya açık ve muhtaç olması, henüz müvekkili şirketin hukuki sorumluluğu konusunda bir yargı kararı bulunmaması nedeni ile borca itiraz edildiğini, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/268 Sor. sayılı soruşturma dosyasında müvekkili ... Hafriyat Ltd. Şti 'nin isminin hiç geçmediğini, yine olaya ilişkin yargılamanın yapıldığı Afyonkarahisar 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/257 E. sayılı dosyasında da müvekkili şirketin adına rastlanılamadığnı, ödemeyi yapan Güvence Hesabının itirazı üzerine olayı inceleyip karar veren Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/60632 K. sayılı kararında da müvekkili şirketten söz edilmediğini, söz konusu Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/60632 K. sayılı kararında Cumhuriyet Savcılığının dosyasındaki bilirkişi raporuna göre ... isimli şahsın asli kusurlu, ölen ... isimli şahsın ise kusursuz olduğundan söz edilmekte ise de bu husus yargılamayı gerektirdiğinden alacak miktarı ve bu miktardan müvekkili şirketin ne oranda sorumlu olacağı hususlarının kesinlik kazanmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun saptandığı bir karar, ilam vb. mevcut olmadığını, tüm bunlar yargılamayı gerektirir bir husus olduğundan inkar tazminatı talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, kazadan sorumlu ...'ın, iş makinesini müvekkilinin rızası dışında kullandığını, bu konuda müvekkilinin bir talimatı veya rızası olmadığını, buna rağmen davacı ... Hesabının kendi sorumluluğu kapsamında olmayan bir borcu ödediğini, haksız, usul ve yasaya aykırı davanın, inkar tazminatının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana geldiği yerin karayolu kapsamında kalmadığı anlaşılmakla 2918 sayılı Yasa ve ... Yönetmeliği'ne göre ödeme yapılmasının mkümkün olmadığı, somut olayda yapılan ödeme nedeni ile rücu şartları oluşmadığından asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine somut olayda; mahallinde keşif yapıldığı ancak alınan her iki raporda kazanın meydana geldiği yerin karayolu olup olmadığı hususunda çelişkili raporlar verildiği, kaldırma kararı doğrultusunda İTÜ Karayolları Kürsüsünden rapor alındığı, kazanın meydana geldiği yerin karayolu olmadığının rapor edildiği, rücu şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla itirazın reddi gerektiği, davalı vekilinin vekalet ücreti itirazının incelenmesinde; karar tarihi itibariyle birleşen dosya yönünden maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrası çelişkilerin giderilmesi amacıyla alınan bilirkişi raporunun daha önceki bilirkişi raporlarındaki çelişkileri gerekçeli olarak giderici nitelikte olmadığını, olay sonrasında savcılık tarafından yapılan keşif ve bilirkişi incelemelerinde kazanın olduğu yer için duraksamaya yer vermeyecek şekilde yol tespitinin yapıldığını, davalının kendisinin de kazanın olduğu yere gübre döküldüğü ve yoldan erişilebildiği yönünde beyanı olduğunu, yine davalının ikrarı gereğince duvarın da sonradan örüldüğü ve kamunun kullanımının sonradan engellendiğinin açık olduğunu, etrafta bulunan tavuk çifliklerinin gübre döktüğü alan olarak kullanılan bölgede yol üstünde gerçekleşen kazanın meydana geldiği noktanın kaza tarihinde karayolu vasfında olduğunu, tüm bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını, yeniden istinaf mahkemesince karar verilmesi halinde davanın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ... tarafından açılan rücuen tazminat istemine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir 1-Birleşen dosya yönünden; Miktar ve değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde, anılan Kanunu'nun 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz delikçesinin reddine karar vermek gerekir. HMK'nın 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen ek 1 inci maddesinde öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2022 yılı için 107.090,00 TL’dir. Anılan kural gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 107.090,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir. Somut olayda birleşen dava yönünden reddedilen miktar 13.699,78 TL olup yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-(a) maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. 2 - Asıl dava yönünden; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 2 nci maddesinde bu Kanun'un, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. (H.G.K'nın 28.09.2011 tarihli, 2011/17-499-2011/557 sayılı kararı da bu yöndedir.) Somut olayda; dosyada mevcut fotoğraflar ve bilirkişi raporları incelendiğinde kazanın meydana geldiği yerin karayolu ile bağlantısı bulunmakta olup geçişin özel mülk içerisinden olması sonucu değiştirmez Buna göre, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin 2918 sayılı KTK'nın 2 nci maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan karayolu sayılan yerlerden olduğu ve rizikonun teminat kapsamında olduğu kabul edilerek, tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin ZMSS Genel Şartları A 3-1 hükmü gereği zararın teminat dışı olduğu ve davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin 2918 sayılı KTK'nın 2 nci maddesi gereğince karayolu bağlantısı bulunmadığından kazanın meydana geldiği yerin karayolu sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin birleşen dava yönünden miktardan REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/17075, K. 2025/13775, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-17075-e-2025-13775-k-36de4de3317a