Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5075 E. 2023/10740 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5075
- Karar No
- 2023/10740
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/278 D.İş - 2022/278 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-13199 HÜKÜM/KARAR : Davalının itirazının kısmen kabulü ile karar kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulüne SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/192060 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile karar kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.09.2015 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın, yaya olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralanarak %10 oranında malul kaldığını, aracın kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek açılan belirsiz alacak davasında 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03.03.2021 temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; bedel artırım dilekçesi talebini 96.158,87 TL'ye artırmış; 12.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 143.015,23 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsü kusursuz olup başvurunun reddi gerektiğini, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlendiğini, rapora tamamen itiraz ettiklerini, davalının temerrüte düşmemesi nedeniyle faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, araç özel otomobil olup avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan 03.12.2021 tarihli kusur raporunda davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün %25, davacı yayanın %75 oranında kusurlu bulunduğu, 22.12.2021 tarihli hesap raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacının hesap raporuna itiraz ettiği ve bedel artırım talebinde bulunduğu, bedel artırım dilekçesi tebliğ edilen davalının dilekçeye cevap vermediği, davacının itirazları nedeniyle 06.01.2022 tarihli ek hesap raporunun alındığı, ek raporun taraflara iletildiği, davacının 12.01.2022 tarihli ıslah dilekçesini sunduğu, davalıya yapılan başvuruya verilen ret cevabı tarihi olan 09.07.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletildiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 143.015,23 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karar tarihinden sonra ek rapor alındığı ve davacının talebini ıslah ettiği, karar tarihinden sonra yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olduğu, kusur raporunun çelişkili olduğu, soruşturma dosyasında alınan raporda davacıya tam kusur verildiği, tek taraflı alınan maluliyet raporu denetlenmeden karar verildiği, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği, yapılan ikinci ıslah talebinin kabul edilemeyeceği gözetilerek ilk ıslah dilekçesinde talep edilen 96.158,87 TL üzerinden hüküm kurulması gerektiği, davalının itirazının bu yönden kabul edildiği, uyuşmazlık yargılamasında alınan kusur raporunda davalıya %25 oranında kusur izafe edildiği, rapor gerekçeli ve denetime elverişli olup hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, kaldı ki davalının kusur raporuna karşı beyanda bulunmadığı, itiraz ileri sürmediği ve diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, bu nedenle davalının kusur raporunun hatalı olduğuna ilişkin itirazını itiraz aşamasında ileri süremeyeceği, kaza tarihi dikkate alındığında maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınması gerektiği kabul edilse de davalının bu yönden itirazının bulunmadığı, bu nedenle davalının maluliyet raporuna yönelik itirazının reddine karar verildiği, zira hükme esas alınan maluliyet raporunun üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından hazırlandığı, davacıya ait tüm tıbbi evrakları incelenerek ve muayene sonucu hazırlandığı, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının itirazının kısmen kabulü ile karar kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 96.158,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olduğunu, ilk hesap raporuna yaptıkları itiraza 30.12.2021 tarihine kadar dönüş yapılmaması nedeniyle hak kaybı olmaması için bedel artırımı talebinde bulunduklarını, daha sonra alınan ek rapor doğrultusunda talebi ıslah ettiklerini, bu nedenle ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporunun çelişkili olduğunu, soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda davacıya tam kusur verildiğini, tek taraflı olarak adli kurul tarafından verilen rapor denetlenmeden müvekkili aleyhine kullanılmasının yerinde olmadığını, kaza tarihi itibariyle PMF Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini, hesap yönteminin hatalı olduğunu, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya 15.09.2015 tarihinde çarpıp davacının yaralanması sonucu uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 107, 176 ve 177 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Davacı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Kanun'un belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci maddesinde “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını anılan Kanun'un 176 ncı ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir. Somut olayda dava, 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine dayanılarak belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı dosya kapsamında 22.12.2021 tarihli kök aktüer raporu alındıktan sonra hesaplanan miktara göre bedel artırım dilekçesi ile talebini 96.158,87 TL'ye artırmış, 06.01.2022 tarihli ek aktüer raporunda hesaplanan miktar daha fazla çıkınca 12.01.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 143.015,23 TL'ye yükseltmiştir. İtiraz Hakem Heyetince davanın belirsiz alacak davası olduğu göz ardı edilerek, aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği yönündeki yanılgılı değerlendirmeyle davacının 12.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede; a) Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle itiraz aşamasında ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmamasına, davalının hesap raporlarına ve hesap yöntemine, kusur raporuna karşı da itirazda bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirleme için ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 15.09.2015 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı üzere yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. c) 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve AAÜT’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (2-a) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin, (2-b) ve (2-c) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.