Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9356 E. 2024/12261 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9356
- Karar No
- 2024/12261
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/816 E., 2024/1041 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/655 E., 2023/25 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.03.1988 tarihi ile 31.08.1989 tarihleri arasında davalı şirkette işçi sıfatıyla çalıştığını, müvekkilinin bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortalı yapıldığını ve primlerinin ödendiğini bildiğini, aradan yıllar geçtikten sonra emeklilik işlemleri evrak takibi yaparken davalı işveren tarafından sigorta primlerinin eksik yattığını tespit ettiğini, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine neden olduğunu, ileri sürülen iddiaların tanık beyanları ile de sabit olacağını, SGK Samsun Bölge Müdürlüğü tarafından müvekkilinin tam çalıştığı halde eksik ödenen günlerinin sigortalılık hizmetlerinden sayılabilmesi ve eksik ödenen primlerinin tamamlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, esasa girilmeden tüm taleplerin reddi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının, davacının 01.03.1988-31.10.1988 de işten çıktığını, 15.04.1989 tarihinde çalışmaya başlayıp 31.08.1989 tarihinde işten ayrıldığını, 1989 tarihinde 1. dönem 15 gün. 2 dönem 30 gün çalışması olduğunu, 1988 ve 1989 yıllarında ait çalışmalara ilişkin davanın arada 30 yıl geçtikten sonra açılmasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu belirtmiş davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesinin 4 üncü fırkası, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalar dava Kuruma resen ihbar edilir, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurum yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum yargılama sonucu verilecek karar kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlük mezkur amir hüküm uyarınca davaya ancak fer'i müdahili olarak katılmakta hukuki yararları bulunduğununu, bu itibarla davacının müvekkili Kurum aleyhine açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının eksik bildirildiğini iddia ettiği çalışmalarının resmi belgeler ile ispatı gerektiğini, davacının davalı iş yerinde geçen sigortalı günlerinin tespitine ilişkin tespit taleplerinin hak düşürücü sürelerin geçmesi nedeni ile reddi gerektiğini, zira davacının davalı iş yerinde çalıştığının tespitini talep ettiğini, iş yerine müzekkere yazılarak şahsi dosya ve mevcut ise belgeler istenmesi gerektiğini, bordrodaki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakatlarının olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; "...davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesinde ise talep genişletilmiş ve 1988 ila 1994 yılları arasında davacının çalıştığı belirtilmiştir. Davacının hizmet dökümü incelendiğinde dava dilekçesinde belirtilen 1988-1989 yıllarında kısmen bildirim yapıldığı görülmektedir. Ancak ıslah ile genişletilen 1989-1994 yılları arasında davacıya ait Kuruma herhangi bir bildirim yapılmadığı görülmektedir. 1988 ve 1989 yılları için kısmi bildirim yapan iş yerinin, 1989-1994 yılları için hiç bildirim yapmaması hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur. 1989-1994 yılları muhtemel çalışmanın ispatı için Mahkememizce tanıklar dinlenilmişlerse de; bu dönem yönünden Mahkememizce tanık beyanları yeterli görülmemiştir. Bu dönem yönünden davacı davasını ispat edememiştir..." gerekçesi ile "Davanın kısmen kabulü ile Davacının, davalı işyerinde 01.03.1988-31.08.1989 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarına ilişkin 263 gün daha çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine..." karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı "...Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle Dairemizin kaldırma ilamı sonrası dinlenen dönem bordrolarında ismi bulunan bir kısım tanıkların davacıya hatırlamadıkları, tanıklar ...’ın, ...’ın, ... ve ...’in ise uyuşmazlık konusu dönem olan 1989-1994 tarihleri arasında tam hizmet bildirimleri bulunmayıp bu dönem için beyanlarının ispata elverişli olmadığının kabulü ile bu dönem davanın reddine karar verilmesinde, yine uyuşmazlık konusu 01.03.1988-31.08.1989 tarihleri arasında ki dönem için davalı işyerinden hizmetleri bildirilen tanıkların beyanları dikkate alınarak kış aylarında kısmi ... ve yaz aylarında ise tam süreli çalışmanın kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekili, davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine.." karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenen tanıklardan ..., ..., ... ve ...’in beyanları ile davanın ispatlandığının davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddi gerektiğini, tanık beyanları ile davacının sigortasız çalışmasının olmadığının açık olduğunu davanın reddi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Fer’i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı iş yerinde 01.03.1988-30.10.1994 tarihleri atasındaki hizmet tespiti talebine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.