Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/19131 E. 2023/11472 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/19131
- Karar No
- 2023/11472
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/538 E., 2021/751 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/784 E., 2021/59 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.09.2016 tarihinde davacıların yaya konumunda olan desteğine davalı ...’un idaresindeki davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi olan aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında desteğin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 20.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken müteselsilen, Hava için 50.000,00 TL, ..., ... ve ... için 15.000,00'er TL manevi tazminatın davalı sürücüden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı HDI Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sürücünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenle kazaya karışan araç sürücüsünün kusur oranının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...'a dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen, davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmış, davalı vekili duruşmalarda alınan beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkememiz dosyası ve ekleri İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek dava konusu kazada tarafların oransal olarak kusur oranlarının tespiti istenilmiş,Trafik İhtisas Dairesi 11/05/2018 tarihli raporda davalı sürücü ...'un meskun dışı mahalde seyri sırasında sevk ve idaresindeki otomobilin yeterli kontrolü yapmadan taşıt yoluna girmiş olan yayaya çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığı, mütevveffa yaya Yusuf Yolcu'nun meskun dışı mahalde gece vakti yol üzerindeki araçlarn hız ve yakınlık durumlarını dikkate almayıp araçlara ilk geçiş hakkını vermeden girmiş olduğu taşıt yolu üzerinde seyreden otomobilin kendisine çarptığı olayda asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. 28/07/2018 havale tarihli raporda; davalı sürücü Harun Kurunç'un meydana gelen olayda kusursuz olduğu, muris ...'nun ise olayda %100 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür...Dosyamız arasına celbi sağlanan Tokat 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/589 Esas sayılı dosyasının incelemesinde; 11/06/2019 tarih ve 2018/589 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararı ile;"Her ne kadar sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan TCK.nun 85/1. md.si gereğince cezalandırılması istenilmiş ise de, sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle müsnet suçtan CMK.nun 223/2-c md.si uyarınca beraatine," karar verildiği,kararın 28/01/2020 tarihinde kesinleştiği,dosya kapsamında kusur tespitine ilişkin aldırılan 11/05/2018 tarihli ATK ve 20/07/2018 tarihli üç kişilik bilirkişi kurulu raporlarında davcılar murisi ...’nun %100 kusurlu,davalı ...’un kusursuz olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporlarının hukuka uygun olduğu anlaşılarak hükme esas alınmış,davacılar murisinin gerçekleşen kazada %100 kusurlu,davalının ise kusursuz olması olması karşısında 14/05/2015 tarihli Genel Şartlar İle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Teminat Dışında Kalan Hallere ilişkin A.6 başlığının d bendinde yapılan değişiklik ile “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat dışında kaldığı anlaşıldığından davacıların maddi tazminat taleplerinin her iki davalı yönünden Reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Somut olayda davacılar murisinin %100 kusurlu olduğu bu itibarla manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, davacıların desteği ...’nun kusurunun bulunmadığını, manevi tazminat davasının reddine karar verilmesine rağmen nispi avukatlık ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkemece, yargılama sırasında davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde taraflara yüklenebilecek oransal kusurun tespitine yönelik bilirkişi raporu alındığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 11.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...’un meskun dışı mahalde seyri esnasında, taşıt yoluna girmiş olan yaya çarpması nedeni ile olayda atfı kabil kusurunun bulunmadığı, müteveffa yaya ...’nun meskun dışı mahalde, gece vakti yol üzerindeki araçların hız ve yakınlık durumlarını dikkate almayıp, araçlara ilk geçiş hakkını vermeden girmiş olduğu taşıt yolu üzerinde seyreden aracın kendisine çarpması şeklinde gerçekleşen olayda %100 kusurlu olduğunun bildirildiği, davacı vekilinin rapora itiraz ederek, Karayolları Fen heyetinden rapor alınmasını talep etmesi üzerine mahkemece bu kez talimat yolu ile Karayolları fen heyetinden 28.07.2018 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, raporda davalı sürücünün kusursuz olduğu, müteveffa yaya ...’nun kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, her iki bilirkişi raporunun sonucu itibariyle birbirini desteklediği anlaşılmıştır. İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 92 ve 99 uncu maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen miktar davacılardan ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin davacılardan ... yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) 10 uncu maddesi "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmünü haizdir. İlk Derece Mahkemesince, manevi tazminat davasının tümden reddine karar verildiğine göre AAÜT gereğince davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacılardan ..., ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacılardan ... yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin davacılardan ... yönünden temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4-b) numaralı bendinin sonuna "(Davacı ...'nun bu miktarın 4.080,00 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına)" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek halinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.