Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4375 E. 2024/1177 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4375
Karar No
2024/1177
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/441 E., 2021/781 K. İLGİLİ KİŞİ : ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 11.12.2012 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın İlişkili kişi (davalı iken iradi taraf değişikliğiyle sonradan davalı olmaktan çıkan) ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.10.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle... plakalı Karayolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan otomobilde yolcu konumundaki müvekkilinin kaza sonucunda daimi sakat kaldığını, müvekkilinin %8 oranında çalışma gücünü kaybettiğini, davalı ... Hesabına teminat limitleri dahilinde ödeme yapması için başvuru yapıldığını ancak 8 iş günlük yasal süre içerisinde gereken ödemenin yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 10.07.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle davadaki talebini 59.473,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP İlişkili kişi (davalı iken iradi taraf değişikliğiyle sonradan davalı olmaktan çıkan) ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davanın kazaya sebebiyet verdiği açıklanan... plakalı araç malikine ihbar edilmesinin gerektiğini, davacı tarafından dava öncesinde kuruma başvurulduğunu, ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını, davacı tarafın varsa aşan zararını ispat etmesi gerektiğini belirterek, haksız ve mesnetsiz açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iradi taraf değişikliği talebinin muvafakatleri alınmaksızın kabul edilmesinin yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, söz konusu karardan rücu edilmesi gerektiğini, davanın 2012 yılında açıldığını, bu tarihe kadar müvekkili şirketin yokluğunda yargılama yapıldığını, hüküm kurulduğunu, hükmün Yargıtay ilamı ile bozulduğunu, bu aşamaya kadar gelmiş bir dosyada taraf yanılgısının kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile karşı tarafın muvafakati alınmaksızın davaya dahil edilmesinin hiçbir şekilde kabul edilebilir bir uygulama olmadığını, açıkça taraflardan birinin savunma ve adil yargılanma hakkının da ihlaline yol açtığını, dava konusu kaza tarihinin 06.10.2020 olduğunu, davanın taraflarına yöneltildiği tarih itibariyle zamanaşımı süresinin geçmiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapmadığını, dava öncesi dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını, bu nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, dosya kapsamında alınan kusur, maluliyet ve tazminat raporlarının yokluklarında, savunma ve itirazları gözetilmeksizin alındığından söz konusu raporların kabulünün mümkün olmadığını, itiraz ve savunmaları gözetilerek kusur, maluliyet ve tazminat hususunda yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının yaşı gözetilerek Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik veya Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun maluliyet raporu alınması gerektiğini, kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi raporuyla tespiti gerektiğini, zira müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davayı kabul manasında olmamak üzere geçici iş göremezlik tazminatından müvekkilinin sorumlu olmadığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafça gelire ilişkin belge sunulmaması halinde tazminatın asgari ücret üzerinden hesap edilmesinin gerektiğini, tazminat hesaplamasının ZMSS Genel Şartlara göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz hesabıyla yapılması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlarının mahsubunun gerektiğini, araçta yolcu konumunda bulunan davacının müterafik kusuru ve hatır taşıması nedeniyle hesaplanan tazminattan toplamda %40 oranında indirim yapılması gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin söz konusu zarardan ancak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, müvekkili şirketin temerrüt tarihinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) hükümleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR Mahkemenin 15.12.2014 tarih ve 2014/891E-2014/346K sayılı kararı ile zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olarak bulunan davacının meydana gelen kazada yaralandığı, geçici olarak çalışamayacağı süre için kaybının 7.566,14 TL, sürekli maluliyetinden dolayı zararının ise 57.971,51 TL olmak üzere toplam zararının 65.537,65 TL olduğu ancak kaza öncesinde davacının aralarında araç sürücüsünün de bulunduğu arkadaşları ile birlikte içki içtikten sonra araca bindiği, herhangi bir bedel ödemediği, taşımanın hatır taşıması niteliğinde olduğu, davacının alkollü sürücünün aracına binmek suretiyle ortak kusurunun bulunduğu, bu nedenle tazminattan hatır taşıması nedeniyle taşımanın gerçekleştiği koşullar nazara alınarak %10 oranında, alkollü sürücünün aracına binmesinden dolayı olayın gelişim şekli ve sürücünün aldığı alkol düzeyi dikkate alınarak %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği sonucu ile davanın kısmen kabulü ile 45.876,35 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 20.02.2012 tarihinden itibaren değişen oranda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi'nin 08.02.2018 tarih ve 2015/7294E-2018/752K sayılı ilamı ile "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsam dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir. Cismani zarara dayalı tazminat davalarında, aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınacak raporda, eğer davacı davadan önce bir ödeme almış iseler, sigorta şirketi veya ... tarafından yapılan ödemeyi iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmadan önce alan davacı, hesap tarihine kadar geçen süre nedeni ile aldığı paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmiş olacağından, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacıya yapılan sigorta ödemesinin, ödeme günü ile iş göremezlik tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan iş göremezlik tazminatından indirilmesi gerekir. Bütün bu hesaplamadan sonra eğer somut olayda BK 43'te düzenlenen hatır taşıması, BK 44. maddede düzenelenen müterafik kusurun varlığı söz konusu ise hesaplanan tazminatlardan en son müterafik kusur ve/veya hatır taşıması indiriminin yapılması gerekir. Somut olayda, davacı, araçta yolcu iken yaralanmış olup; davacıya davadan önce davalı tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut aktüer raporunda davacının iş göremezlik zararı 65.537,65 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece, hesaplanan 65.537,65 TL tazminat üzerinden, araçta yolcu olarak bulunan davacının alkolü sürücünün aracına binmesi nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle %20 müterafik kusur indirimi ve %10 hatır taşıması indirimi yapılmış; bakiye zararın 45.876,35 TL olduğu belirtilerek, davacıya davadan önce davalı tarafından yapılan toplam 4.996,00 TL ödemenin güncellenmiş değeri olarak toplam 6.064,05 TL tenzil edilmeden davanın kabulü ile 45.876,35 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.Ancak mahkemenin yaptığı bu hesaplama yöntem ve sırası, yukarıda açıklandığı üzere Dairemizin yerleşik içtihatlarına uygun değildir. Bu halde Mahkemece öncelikle hesaplanan 65.537,65 TL tazminatın, davacıya davadan önce davalı tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş hali ile ulaşılan 6.064,05 TL'nin düşülmesi, bundan sonra bulunan rakam üzerinden müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken, hesaplamaya ilişkin sıralama hatası yapılarak ve yapılan ödeme indirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır.Kabule göre de; davacının kazaya karışan araç içinde hatır için taşındığı sabittir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece Yargıtayca da benimsenen oranlara göre az olacak şekilde %10 oranında indirim uygulanmıştır. Mahkemece Yargıtay İçtihatlarına uygun oranda indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir."gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, "Dava konusu trafik kazasına karışan... plakalı aracın kaza öncesi pek çok plaka ve malik değişikliği bulunduğu, aynı zamanda bu plakanın pek çok farklı araçta kullanılmış olduğu, davacının önce kaza tutanağında yazılı olan ZMSS poliçesini yapan Sompo Japan Sig.ya (o tarihteki unvanı bu şekildedir) yazılı başvuru yapmasına rağmen talebinin kabul edilmediği, kendisine açık ve net bir cevap da verilmemiş olduğu, aracın kazadan 11 gün önce satılmış olduğunu öğrenen davacının ZMSS Genel Şartlar C.4'te yer alan hüküm nedeniyle aracın kaza tarihinde geçerli poliçesi olmadığını düşünerek bu sefer Güvence Hesabına başvurduğu, Güvence Hesabının ise ne davacının başvurusu sırasında ne de ... husumetiyle mahkememizde yapılan yargılama sırasında aracın kaza tarihinde sorumluluğu devam eden bir ZMSS poliçesi olduğunu ileri sürmediği, aksine dava öncesi davacının başvurusunu doğru kabul ederek kısmi ödeme yapmış olduğu, kendi aleyhine dava açılmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle mahkemece 2014/891 E yargılaması sırasında bu hususun araştırılmamış olduğu anlaşılmakla, davayı Güvence Hesabına karşı açmakta davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, nitekim bu hususun mahkememizce bile (Yargıtay bozma ilamı sonrası) 2019/441 E'tan yapılan yargılama sırasında uzun süre yapılan araştırma ve yazışmalar sonucu ortaya çıkarılabildiği, bu nedenlerle tarafta kabul edilebilir yanılgı durumu olduğu, davacının taraf değişikliği talebinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı kanaatiyle, husumet konusu emsal Yargıtay içtihatları uyarınca usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı ve mahkememizce de yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gereken husus olduğundan, davacı vekilinin HMK md 124 kapsamında iradi taraf değişikliği talebi, karşı tarafın (Güvence Hesabının veya Sompo Sigorta'nın) rızası aranmaksızın mahkememizce kabul edilmiştir. Karşı tarafın rızası olmaksızın davacının iradi taraf değişikliği talebinin kabul edilmesinin usul ve hukuka uygun olmadığına dair (iradi taraf değişikliği sonrası davalı konumuna gelen) Sompo Sig. vekilinin itirazlarının ise dosya kapsamına göre yerinde olmadığı, kaldı ki HMK md 124'ün açık hükmü uyarınca iradi taraf değişikliğinde rızası alınması gereken tarafın sonradan davalı olan Sompo Sig. değil, önceki davalı olan ... olduğu, bu nedenle Sompo Sig. vekilinin bu yöndeki itirazının dikkate alınamayacağı açıktır. Önceki davalı ... vekilince ise davacının iradi taraf değişikliği talebine rızaları olmadığına dair bir beyanda bulunulmadığı gibi, rızaları olmadığı kabul edilse bile yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının hatalı husumetle dava açmasına neden olanlar önceki ve sonraki davalılar olduğundan, kabul edilebilir yanılgı nedeniyle mahkememizce karşı taraf rızasının alınmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Bu aşamadan sonra ... davalı konumundan çıkarılarak, Sompo Sig.AŞ davalı olarak Uyap kaydına eklenmek suretiyle yargılamaya Sompo husumetiyle devam edilmiş, dava dilekçesi ve ekleri anılan sigorta şirketine tebliğ edilerek dilekçe teatisi, ön inceleme aşamaları usule uygun gerçekleştirilmiş, davalı haline gelen Sompo vekilinin usuli itirazlarıyla ilgili ara kararlar kurulduktan sonra, dosyada daha önce (2014/891 E yargılama sırasında) alınan ve esasen Yargıtay temyiz incelemesinden de geçerek eleştiri-bozma konusu yapılmamış durumda olan maluliyet ve aktüer bilirkişi raporları ile davacı vekilinin ıslah dilekçesi davalı ... Sig.'ya usule uygun tebliğ edilip yasal beyan süreleri tanınmış, böylelikle davalının savunma hakkı da kısıtlanmamıştır.Yargıtay 17.HD'nin istikrar kazanmış içtihatlarıyla kabul edildiği ve mahkememizin 2014/891 E yargılama sonucu verilen kararı Yargıtay'ın bozma ilamında da vurgulandığı üzere, bu hususta istikrar kazanmış durumda olan Yargıtay ve BAM içtihat ile uygulaması gereği, 818 sayılı BK md 43 (TBK md 51) gereği %20 oranında hatır taşıması indirimi, ayrıca 818 sayılı BK md 44 (TBK md 52) uyarınca %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davada avans faizi talep edilmişse de sigortalı aracın kullanım amacı ticari değil hususi olduğundan, kabul olunan tazminata yasal faiz işletilmiştir. mahkememizce kısa karar hazırlanırken sonuç tazminat hesabı sırasında, yıl sonundaki iş, karar, duruşma yoğunluğu sebebiyle hesaba esas alınan rakamın birinde maddi hata yapılarak (iki rakamın yeri farklı yazılarak) hesap yapıldığı, bu nedenle sonuç tazminatın kısa karar hazırlanırken hatalı şekilde 35.701,62 TL olarak hesaplandığı, bu nedenle kısa kararda hatalı olarak doğru sonuç tazminat olan 35.684,16 TL yerine 35.701,62 TL üzerinden davanın kabulü şeklinde hüküm kurulduğu tespit edilmiş, taraflara tefhim edilen kısa kararda değişiklik yapılamayacağından, bu maddi hatanın gerekçede belirtilmesiyle yetinilmiştir.Buna göre; davanın kısmen kabulü ile,35.701,62-TL maddi tazminatın 12.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (poliçe teminat limitini aşmamak şartıyla) davalı ...Ş.'den tahsiliyle davacıya verilmesine, fazla istemin reddine" gerekçeleriyle karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. B.Temyiz Sebebleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın iradi taraf değişikliği talebinin haksız olduğunu, müvekkil şirketin muvafakatinin alınmadığını, dava 2012 yılında ... aleyhine açılmış olup taraflarına 30.11.2020 tarihinde tebliğ edilen taraf değişikliği talebinin kabulüne ilişkin karara kadar müvekkili şirketin yokluğunda yargılama yapıldığını, hüküm kurulduğunu ve bozma ile de bazı hususların kesinleştiğini bu aşamaya kadar gelmiş bir dosyada, taraf yanılgısının kötüniyetli olmadığından söz edilemeyeceğini, kaldı ki davacı tarafın herhangi bir yanılgı içinde olmaksızın tercihen ... aleyhine dava açtığını, zira yine kararda da açıklandığı üzere konu kazaya ilişkin olarak tutulan kaza tespit tutanağında aracın sigortacısı olarak müvekkili şirketin gösterildiğini, nitekim davacının dava öncesinde 29.11.2011 tarihinde müvekkil şirkete başvuru dahi yaptığını, talebi reddedilmeden Karayolları Trafik Kanunu madde 94'ün açık hükmün göz ardı edilerek ... aleyhine dava açmayı tercih ettiiğini, bu nedenle davacının ... aleyhine dava açmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığını söylemenin mümkün olmadığını, davanın şirkete yöneltildiği 2020 tarihi itibariyle dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresi sona erdiğinden ve taraf değişikliği kararı ile dava dilekçesinin tebliğinden itibaren süresi içinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduklarını, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin de dolduğunu,davanın şirkete yöneltildiği 2020 tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvurusu yapılması zorunluluğu bulunduğundan davanın bu sebeple de reddi gerektiğini, kusur raporunun tebliğ edilmediğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğunu kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ...Ş. tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın tek taraflı kazası nedeniyle araçta yolcu olan davacının yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1-Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Mahkemece kısa kararda maddi hata yapılarak, kabul edilen tazminat miktarının 35.701,62 TL olarak belirtildiği, gerekçeli karar yazımında durumun farkedilerek, tazminat miktarının 35.684,16 TL olduğu ancak hüküm ile kısa karar arasında çelişki oluşturmamak adına hükümde 35.701,62 TL maddi tazminatın kabulüne karar verildiği açıklanmışsa da esasen hükmedilen tazminat miktarının 35.684,16 TL olduğu anlaşılmakla, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, Dairece hükmün bu kısmının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm kısmının 1. bendinde yer alan "35.701,62 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "35.684,16 TL." ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'ün karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Dosya kapsamından, davaya konu trafik kazasına karışan aracın ZMSS poliçesi bulunmaması nedeniyle Güvence Hesabına karşı 11.12.2012 tarihinde işbu davanın açıldığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek ödeme sırası bakımından hükmün bozulmasına karar verildiği, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği, mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edildiği, ... vekilinin 08.11.2019 tarihli dilekçesinde aracın kaza tarihinde geçerli ZMSS poliçesi bulunduğunun ileri sürüldüğü, mahkemece davacı vekilinin iradi taraf değişikliği talebinin kabulü ile Sompo Japan Sigorta A.Ş'nin UYAP'a davalı olarak kaydının yapılmasına karar verildiği ve Sompo Japan Sigorta A.Ş'ye dava dilekçesinin 17.11.2020 tarihinde tebliğe çıkarıldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 124. maddesi "(1)Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." hükmünü haizdir. Davaya konu kazaya karışan aracın ZMSS poliçesinin bulunup bulunmadığı Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden öğrenilebileceğinden HMK'nın 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmayıp yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun (1) numaralı bentteki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyoruz. ...

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4375, K. 2024/1177, T. 06.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-4375-e-2024-1177-k-19d801402717