Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3282 E. 2023/7863 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3282
- Karar No
- 2023/7863
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/1013 E., 2021/1144 K. SAYISI : 2021/İHK-41898 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü/İtirazın Kısmen Kabulü ile Başvurunun Kısmen Kabulü SAYISI : K-2021/138329 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı kazadan dolayı yolcu konumundaki müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15.09.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 240.765,56 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, ödeme yapıldığını, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini ve davacının şikayetçi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyet'inin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğu, sigortasız araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu, taşımanın kimin yararına yapıldığına dair yeterli delil bulunmadığından hatır taşıması indirimi yapılamayacağı, müterafik kusura dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda başvurunun kabulü ile 240.775,56 TL’nin 04.05.2021 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek başvurana ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, ödeme yapıldığını, davacının şikayetçi olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, SGK'ca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, avans faizine hükmedilemeyeceğini ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ödemeye dair yazılan yazının ibraname niteliğinde olmadığı, yazıda davacının imzası olmadığı, hak ve alacaklarını açıkça ibra ettiğine dair beyan bulunmadığı, maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğu, kusur raporunun denetime elverişli olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olduğu, davacı ile sürücü arkadaş olduğundan hatır ilişkisinden bahsedilemeyeceği, istihap haddi nedeniyle % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, SGK'ca yapılan ödeme var ise araştırılarak sunulması mümkün iken yapılmadığı, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğu, araç traktör olup ticari amaçla kullanıldığından avans faizine hükmedilmesi gerektiği ve vekalet ücretinin tam ve nispi olması gerektiği gerekçesiyle itirazın kısmen kabulüne, başvurunun kısmen kabulü ile 192.620,44 TL’nin 04.05.2021 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek başvurana ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, ödeme yapıldığını, davacının şikayetçi olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, SGK'ca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, avans faizine hükmedilemeyeceğini ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı 19.05.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51, 52 ve 54 üncü maddelersi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 21 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hatır definin cevap dilekçesinde ileri sürülmemiş olmasına, başvurunun usule uygun olmasına, ödemenin yetersiz olmasına, şikayetten vazgeçmenin tazminat hakkından feragat anlamına gelmemesine, kusur raporunun denetime elverişli olmasına, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olmasına, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen Dokuz Eylül Üniversitesinden alınan 12.03.2021 tarihli raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ve % 16 oranında maluliyet belirlendiği, Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesinden alınan 16.02.2021 tarihli raporun da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ve % 4 oranında maluliyet belirlendiği, bu haliyle aynı mevzuata göre hazırlanan yakın tarihli maluliyet raporları arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davaya konu kazanın meydana geldiği 19.05.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan davacının maluliyet oranının tespiti için mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderici rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK'nın 51 ve 52 nci maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nın 51 inci maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Bu madde uyarınca hâkim, öncelikle zarar gören kişinin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit etmeli, zarar görenin kusuruna isabet eden kısmı bu miktardan çıkarmalı, bulunan tutardan koşulları varsa KTK'nın 87 nci maddesi gereğince hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle gerekli indirimleri yapmalı, son olarak da zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK’nın 52 nci maddesine göre tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/03/2012 tarihli ve 2011/4-824 Esas, 2012/134 Karar sayılı, 16/03/2016 tarihli ve 2014/4-1018 Esas, 2016/326 Karar sayılı ilâmları). TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerine göre nihai tazminatı belirlerken sırasıyla; trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılmalı, koşulları varsa TBK’nın 51 ve KTK’nın 87 nci maddeleri uyarınca hatır taşıması indirimi yapılmalı, zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasındaki müterafik kusuru varsa bu sebeple indirim yapılmalı, en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarı belirlenmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında İtiraz Hakem Heyetince yukarıda belirlenen sıralamaya uygun bir biçimde ve en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarı belirlenmesi için esas hesap raporunu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 4. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; davacının yevmiyeli işçi olarak çalışmakta olduğu, tarlaya giderken kazanın meydana geldiği ve davacının yaralandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava konusu olay aynı zamanda iş kazası niteliğindedir. Davalı tarafça davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyetince bu hususta bir araştırma yapılmamıştır. Şu durumda, davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. 5. İtiraz Hakem Heyetince avans faizine hükmedilmiş ise de davacı ile davalı arasında ticari işletmelerini ilgilendiren ticari bir iş neticesinde eldeki olayın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Şu halde; uyuşmazlığa yasal faiz uygulanması gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır. 6. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 13.06.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (T.B.K. 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50. md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken birtakım veriler kullanılacaktır (Türüne göre zararın kapsamı- gelir -kusur ödeme varsa vs). Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) H.M.K. 266 md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. TBK 51. md. başlığı "tazminat ve belirlenmesi" 52. maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında T.B.K.-51-52 (43-44) maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuk eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. B.K 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra B.K. 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. H.D. önceki içtihatları bu yöndedir. Somut olayda İtiraz Hakem Heyetince tazminat hesabında önce davalı tarafça yapılan ödeme tenzil edilip daha sonra müterafik kusur indirimi yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma ilamının (3) numaralı bendindeki bozma gerekçesine katılmıyorum.