Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3090 E. 2023/12443 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3090
- Karar No
- 2023/12443
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/493 E., 2021/830 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya direnilmesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde; davalı ... şirketine zorunlu trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın sürücüsü ve işleteni olan davacıların desteğinin 24.07.2008 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini ileri sürerek asıl dava için toplam 7.000,00 TL, birleşen dava için ise toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 05.08.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini davacı ... için 91.163,98 TL'ye, davacı için 6.125,01 TL'ye, için 2.160,06 TL'ye, için 6.819,69 TL'ye, için 18.731,26 TL'ye olmak üzere toplam 125.000,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; maddi zararın tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını, somut olayda cezayı gerektiren bir fiil olmadığından ceza zamanaşımının uygulanamayacağını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.05.2014 tarihli ve 2013/333 Esas, 2014/152 Karar sayılı kararıyla; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.03.2015 tarihli ve 2014/20360 Esas, 2015/4910 Karar sayılı kararıyla; " kaza sonucu davacıların murisi vefat etmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nun 66 ncı maddesine göre zamanaşımı süresi 15 yıldır. Davaya konu trafik kazası 24.07.2008 tarihinde meydana gelmiş, davacılar vekili tarafından ceza zamanaşımı süresi içinde 19.11.2013 tarihinde iş bu dava açılmıştır. Bu durumda mahkemece, davada uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması ve davanın süresi içinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Direnme Kararı Mahkemenin 21.12.2015 tarihli ve 2015/906 Esas, 2015/930 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı yasanın ikinci maddesi hükmüne göre, tazminat alacaklısı (davacı)nın, eşinin ölümü nedeniyle tazminat talep etmesinde suçun faili de mağduru da aynı kişi olduğundan, desteğin eylemi suç teşkil etmediğinden uyuşmazlıkta 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesinde düzenlenen uzatılmış zamanaşımının uygulanması mümkün olmadığından bozma ilamına direnilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan incelemede Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2019 tarihli, 2017/17-1508 Esas ve 2019/422 Karar sayılı kararıyla "TCK 89. madde kapsamında taksirle yaralama suçunun varlığı sabit olduğundan, 2918 sayılı KTK’nın 109. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Kazaya neden olan kişi hakkında ölümü nedeniyle bir ceza davasının açılmamış olması, yukarıda açıklanan ilkelere göre ceza zamanaşımının uygulanmasına engel değildir. Buna göre davacının desteğinin tam kusurlu şekilde neden olduğu ve kendisinin ölümü, yolcuların da yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda TCK’nın 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçuyla ilgili ceza davasının TCK’nın 66. maddesinin birinci paragrafının (e) bendi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK’nın 109 maddesinin ikinci paragrafı uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden 19.11.2013 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır. Hâl böyle olunca yerel mahkemece 2918 sayılı KTK’nın 109. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." şeklindeki değişik gerekçe ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2020 tarihli ve 2019/17-698 Esas, 2020/277 Karar sayılı ilamı ile; davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2019 tarihli ve 2019/17-1508 E., 2019/422 K. sayılı bozmaya ilişkin kararın gerekçesinde yer alan “Buna göre davacının desteğinin tam kusurlu şekilde neden olduğu ve kendisinin ölümü, yolcuların da yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda TCK’nın 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçuyla ilgili ceza davasının TCK’nın 66. maddesinin birinci paragrafının (e) bendi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK’nın 109 maddesinin ikinci paragrafı uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden 19.11.2013 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır.” ibarelerinin Hukuk Genel Kurulu Kararından çıkarılarak yerine “Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 Sayılı TCK'nun 66. maddesine göre zamanaşımı süresi 15 yıldır. Davaya konu trafik kazası 24.07.2008 tarihinde meydana gelmiş, davacılar vekili tarafından ceza zamanaşımı süresi içinde 19.11.2013 tarihinde iş bu dava açılmıştır.” ibarelerinin eklenerek direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların desteğinin meydana gelen kaza nedeni ile hayatını kaybettiği, kaza sonucu gerçekleşen ölüm nedeni ile davacıların destekten yoksun kaldığı, davalı ... şirketinin kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi uyarınca poliçe limiti tutarında sorumlu olduğu gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların kabulü ile davacı eş ... için 91.163,98 TL, davacı oğul için 6.125,01 TL, davacı oğul için 2.160,06 TL, davacı anne için 6.819,69 TL, davacı baba için 18.731,26 TL destekten yoksun kalma tazminatının 25.07.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sürücünün kendi kusuruyla ölümünden doğan zararlardan sorumlu olmadıklarını, meydana gelen kaza nedeni ile ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını, hesaplamaların TRH 2010 Yaşam Tablosu ile 1,8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadığının gözetilmemesinin hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınan desteğin gelirinin somut ve net şekilde ispatı gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı ve 24.07.2008 tarihli trafik kazası sonucu hayatını kaybeden sürücünün yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddesi), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85, 86, 88, 89, 90, 99 ve 109 uncu maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2918 sayılı Kanun'un 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.2.1 maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Sigorta şirketine yapılmış bir başvurunun bulunmadığı durumda ise davanın açılmasıyla temerrüde düşen sigortacının dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulması gerekir.
Somut olayda ise; davacı tarafından dava öncesinde sigorta şirketine başvuruda bulunulmamış ve davalı ... temerrüde düşürülmemiştir. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın dava konusu alacaklara kaza tarihinden itibaren faiz işletildiği anlaşılmakla; Mahkemesince alacaklara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1), (2), (3) numaralı bentlerinde yer alan "25.07.2008" ibarelerinin çıkartılarak yerine "19.11.2013" ibaresinin, (4) ve (5) numaralı bentlerinde yer alan "25.07.2008" ibarelerinin çıkartılarak yerine "28.12.2020" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
2021/24069 E. sayılı dosyadaki karşı oy gerekçesinde belirttiğim sebepler ile desteğin kusuru ile gerçekleşen trafik kazasında vefatından dolayı mirasçıların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) poliçesi kapsamında davalı ... şirketinden isteyebileceği bir tazminat bulunmadığı ve bu nedenle davanın tümden reddinin gerektiği, kararın da bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun düzeltilerek onama kararına ve gerekçelerine katılamıyorum.