Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4502 E. 2023/3964 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4502
- Karar No
- 2023/3964
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/156 E., 2022/144 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen 2018/403 Esas sayılı davada alacak, birleşen 2019/34 Esas sayılı davada tapu iptali ve tescil davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen 2018/403 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2019/34 Esas sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15.03.2004 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2. maddesi gereğince yüklenici kendi payına düşen bağımsız bölümlere yapmış olduğu malzeme standardı ve kalite artışını vakıflara ait bağımsız bölümler için de yapmayı kabul ettiğini, ancak davalı firmanın farklı standartlarda malzeme kullandığını, inşaatı süresinde teslim etmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere yüklenicinin sözleşmesinin 2. maddesine aykırı hareket etmesi sebebi ile oluşan malzeme standardı ve kalite artışı farkından dolayı 29.000,00 TL, farklı imalatlar sonucu davacı idareye düşen bağımsız bölümlerinin mülk değerlerinin düşük kalması neden ile her bir daire başına 1.000,00 TL'den 29.000,00 TL, inşaatın geç teslimi nedeniyle her bir daire başına 1.000,00 TL'den 29.000,00 TL'nin tespit tarihi olan 07.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen 2018/403 Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü nedenleri ileri sürerek şimdilik 29 dairenin mülk değerinin düşük kalması nedeniyle 2.901.722,00 TL’nin, kira kaybı nedeniyle de 126.350,00 TL’nin tahsilini istemiştir.
3.Birleşen 2019/34 Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme ve inşaatın geldiği aşama gereğince müvekkiline verilmesi gereken bağımsız bölümlerin verilmediğini ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümlerin tapu iptal ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili yüklenicinin sözleşme uyarınca yaptığı blokların iskan ruhsatını 09.04.2009 tarihinde alarak kullanıma hazır hale getirdiğini, proje ve mahal listesinde belirlenen standartlara göre malzeme kullandığını, davacının sözleşmenin 2. maddesini yanlış yorumladığını, maddenin proje tadilatı ile ilgili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen 2018/403 Esas sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen 2019/34 Esas sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; eser sözleşmesinden kaynaklı açılan davanın derdest olup, kurum zararı giderilmeden verilmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2012/4 Esas, 2015/307 Karar sayılı kararıyla; davalının sözleşme hükümleri ve mahal listesine uygun olarak davacı idareye düşen binaları inşa ettiği ve teslim ettiği Sözleşmenin 2. maddesinin proje tadilatında usul başlığında düzenlendiği bu hükmün projede bir tadilat yapılmış olması halinde uygulanacağı, davacı tarafın tacir olduğu sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdikten sonra daha fazla kâr elde etmek amacıyla kendi hissesine düşen kısımlarda yüksek standartta malzeme kullanması ticari hayata uygun olduğu, kira kaybı bakımından sözleşme hükümlerine göre inşaatın teslim tarihinin 04.03.2009 olması gerekirken, 09.04.2009 tarihinde yapı kullanım izin belgesi alındığı, 30.450,00 TL gecikme sebebiyle kira bedelinin istenebileceği, talebin 29.000,00 TL olduğu bu nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 29.000,00 TL kira kaybına ilişkin alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Dairemiz (kapatılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi) 06.02.2017 tarihli ve 2015/9969 Esas 2017/3608 Karar sayılı ilamıyla davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediği, davacı vekilinin temyizi yönünden ise davalı yüklenicinin kendi dairelerine yaptığı imalatları, sözleşmeden eşit faydalanma ilkesi gereği davacı arsa sahibine ait dairelere de yapması gerektiği, ancak yüklenicinin 3. kişilere sattığı bağımsız bölümlere 3. kişilerin talepleri doğrultusunda yaptığı imalatların nitelik ve nicelik farkının bu kapsamda olmadığı, bu durumda mahkemece yükleniciye ait tüm bağımsız bölümlerde keşif yapılarak yapılan fazla imalatın kendisine düşen tüm bağımsız bölümlerinde yapılmış olması halinde, davacının talepleri de değerlendirilerek aradaki farkın davacı lehine verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında, yüklenicinin kendi dairelerine fazla imalat yapması durumunda bu imalat farkını davacı arsa sahibinin talep edebileceği vurgulandığından, sadece fazla imalat olup olmadığı, varsa fazla imalat bedelinin belirlenmesi gerektiği, ayrıca fazla imalat nedeniyle yükleniciye düşen daireler ile arsa sahibine düşen daireler arasındaki değer farkı yönünden araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle bozma ilamı doğrultusunda hazırlanan bilirkişi heyet raporuna göre yükleniciye düşen dairelerde yapılan fazla imalat bedelinin 514.600,00 TL olduğu, yine bozma ilamından önce verilen kararda davacının toplamda isteyebileceği gecikme tazminatının 30.450,00 TL olduğunun belirlendiği, gecikme tazminatına ilişkin verilen kararın bozma kapsamı dışında tutulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, birleşen Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/34 Esas sayılı dosyası yönünde ise dava taraflarca yenilenmediğinden ve eksik harç da tamamlanmadığından HMK'nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen 2018/40 Esas sayılı davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen 2018/40 Esas sayılı davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde;değer kaybının mülk değerleri üzerinden hesaplanması gerektiğini, 2018 yılında ek dava açıldığından 2018 yılı itibariyle daire bedeli üzerinden hesap yapılması gerektiğini, delil tespit ve ilk rapordaki imalatlar dahil edilmeden hesap yapıldığını, heyette inşaat bilirkişi olmadığını, zararın imalat bedelleri üzerinden hesaplanmasına itiraz ettiklerini, imalat farklarıyla ilgili yükleniciye ait olan kısımdaki malzeme nitelik ve özelliklerinin düşülerek daha az bedel belirlendiğini, ek davada değer kaybı hesabında 2018 yılının esas alınması gerektiğini, raporda kiraya ilişkin hiçbir hesaplama yapılmadığını, ilk rapordaki hesabında yanlış olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen 2018/403 Esas sayılı davada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı imalat farkı, mülk değer düşüklüğüne dayalı tazminat ile kira alacağı, birleşen 2019/34 Esas sayılı davada tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri, TBK’nın 470 vd. maddeleri 3.Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davacının kira tazminatına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 2014 yılı bilirkişi raporunda imalat farklılığı olarak değerlendirilen kalemlerden bir kısmı, satın alan üçüncü kişilerin isteği doğrultusunda yapıldığından hesaplamaya dahil edilmediği belirtilmiştir. Yüklenicinin, üçüncü kişilerin talepleri doğrultusunda farklı imalat yaptığına ilişkin tespit denetime açık değildir. Davalı tarafından sunulan fotokopi belgeler söz konusu imalatların satın alan üçüncü kişilerin talebi üzerine yapıldığını destekler nitelikte olmadığı gibi satın alan üçüncü kişilerin hepsinin aynı imalat farklılığını istemesi de olağan değildir. Bu durumda mahkemece, uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla rapor alınarak davalıya düşen bağımsız bölümlerde yapılan farklı imalatların tespiti ile davacı tarafa ve davalı tarafa düşen bağımsız bölümler piyasa rayiç değerleri de dikkat alınarak rapor alınması ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3.Birleşen 2018/403 Esas sayılı davada davacı vekili temyiz istemi yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 373/4. maddesinde Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir hükmü mevcuttur. Aynı Yasa'nın geçici 3/2 maddesi ise, bölge adliye mahkemelerinin görevi başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam olunur hükmünü içermektedir. Buna göre, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlara karşı ilk olarak başvurulacak kanun yolu istinaf kanun yoludur. Bu kuralın istisnaları HMK 373/4 maddesinde belirtildiği gibi Yargıtay bozması üzerine İlk Derece Mahkemesince nihai karar verilmiş olması ve Yargıtay bozması olmamakla birlikte ek 3/2. maddede de belirtildiği gibi istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce nihai nitelikte bir karar verilmiş olmasıdır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı vekilince 07.11.2018 tarihinde birleşen 2018/403 Esas sayılı dosyada tazminat istemli ek dava açılmıştır. İlk Derece Mahkeme nihai kararı 19.04.2022 tarihli olup, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonradır. Kanun yoluna başvurulan karar da daha önceden nihai karar verilerek temyizen bozulan ve İlk Derece Mahkemesince bozmadan sonra verilen bir karar değildir. Bu durumda, eldeki davada HMK'nın 373/4 ile geçici 3/2 maddesinin uygulaması mümkün olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesinin faaliyete geçmesinden sonra verilen karara karşı yapılan kanun yolu başvurusunu inceleme görevi Yargıtaya değil, ilgili Bölge Adliye Mahkemesince ait olduğundan dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere temyiz incelemesi yapılmaksızın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.(1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin kira tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2. (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle birleşen 2018/403 Esas sayılı dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesi için İlk Derece MAHKEMESİNE İADESİNE,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan asıl davada davacı yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.