Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2541 E. 2023/13306 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2541
Karar No
2023/13306
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi DAVA TARİHİ : 06.03.2009 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının trafik sigortacısı olduğu araçların sebep olduğu muhtelif kazalarda, davacının can sağlığı sigortalısı olan 3. kişilerin yaralandığını, davalının ödemediği bir kısım tedavi giderlerinin davacı tarafından ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının ödediği 42.308,02 TL'nin ödeme tarihlerinden işleyecek avans faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen zarar bedelleri için, davacının rücu başvurusu üzerine, Sağlık Bakanlığı Genelgesi doğrultusunda davacıya ödemelerin yapıldığını, davacının ödenen bedelleri ihtirazi kayıt koymadan tahsil ettiğini, ticari faiz isteminin yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Dahili davalı ... cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davadan önce kuruma başvuru yapılmadığını, dahili davalı yoluyla husumet yöneltilemeyeceğini, davacı şirketin rücu talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.10.2010 tarihli, 2009/170 esas ve 2010/482 karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 41.199,34 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.05.2012 tarihli 2011/2193 esas 2012/9008 sayılı ilamı ile; ''Dava, sağlık sigorta poliçesine dayalı olarak, davacının sigortalısına ödediği tedavi giderinin rücuen tahsili istemine ilişkin olup, karar tarihinden sonra temyiz aşamasında yürürlüğe giren 25.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Yasa'nın 59 ncu maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 nci maddesini başlığı ile birlikte değiştirmiş ve trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen tüm sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince belirlenen primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarından belirli bir oranın Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağını, yine aynı Yasa'nın geçici 1 nci maddesi ile de bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını düzenlemiştir. İlke olarak, herhangi bir yasa veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, yasaları geçmişe etkili sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Bunlardan ayrı devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, derhal yürürlüğe girme niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuç doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların korunmasının ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesi hükmünde yer alan Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir ilkesinin sonucudur. Tüm bu açıklamalar ışığında, 6111 sayılı Yasa'nın 59 ve geçici 1 nci maddesinin somut olaya uygulama olanağının olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan mahkemece verilen davanın pasif husumet yokluğundan reddi karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.05.2017 tarihli, 2014/7699 esas 2017/5436 sayılı karar ile; '' 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu, trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi giderlerine ilişkin istemler yönünden SGK Başkanlığı'nın yasal hasım haline geldiği, kanun değişikliğinden kaynaklanan hasım değişikliği bakımından davacıya yüklenecek bir kusur bulunmadığı gözetilerek, SGK Başkanlığı'nın davaya dahil edilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmesi; 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında kalan tedavi gideri bedelleri ile bu kanun kapsamında kalmayan tedavi gideri bedelleri konusunda adli tıp uzmanı bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak, davaya konu edilen tedavi bedelleri yönünden SGK ile davalının sorumlu olduğu kısımların belirlenmesi suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre ise; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/1. maddesi gereği, davanın husumetten reddi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken; reddolunan alacak miktarı üzerinden davalı taraf yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır. '' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. C. Üçüncü Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen davanın reddi kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.11.2020 tarihli, 2019/4837 Esas 2020/7047 sayılı karar ile;''Dairemizin önceki bozma ilamının içeriği ve 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gereği; SGK Başkanlığı'na gerekli tebligatlar yapılıp sorumluluğu hakkında değerlendirme yapılması, bozma ilamı içeriğindeki biçimde araştırmaların tamamlanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamına da açıkça aykırı bir gerekçeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. '' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. C. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değiştirilerek, trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu kılındığı, zarara neden olan aracın trafik sigortacısına düşen sorumluluğun kaldırıldığı, 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş, geçici 1. maddesi ile de Kanun'un yürürlüğünden önceki kazalardan doğan tedavi giderlerinden de SGK'nın sorumlu olacağının hüküm altına alındığı, davalı trafik sigortacısının sorumluluğunu kaldıran ve dava dışı SGK Başkanlığı'nın sorumluluğunu doğuran kanun değişikliği, temyize konu davanın yargılaması devam ederken yapılmış olup davada SGK'nın yasal hasım haline geldiği, 29.06.2010 tarihli raporun 3 sayfasında açıkça belilenen ve toplam 41.199,34 TL yapılması gerektiği şeklindeki rapora mahkemece aldırılan 19.11.2018 tarihli 2 sayfadan ibaret rapor ile ödenmesi gereken miktar olarak kabul edildiğinden davanın bu miktar üzerinden SGK yönünden kabulüne, asıl davalı Groupama Sigorta A.Ş. yönünden reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı SGK'dan 41.199,34 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile alınıp davacıya verilmesine, davalı Groupama Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının tebliğ edilmediğini, iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuru yapılması gerektiğini, 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının sigortalıları kaza sonrasında acil müdahalesi devlet hastanesinde yapıldıktan sonra kendi istekleriye SGK ile sözleşmesi olmayan hastanelere gitmiş olmaları halinde, dosyada SGK'dan sevk istendiğine dair bir belge ve kayıt olmadığını, kazalıların sözleşmesiz sağlık kuruluşundaki tedavisinin niteliği, acil olup olmadığı araştırılmadığını, bu nedenle sözleşmesiz sağlık kuruluşunda yapılan giderlerin SGK tarafından karşılanmasının mümkün olmadığını, kurumun sorumluluğu SUT tutarının ödenmesi ile sınırlı olup bu da yerine getirildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... tarafından sağlık sigorta poliçesine dayalı olarak trafik kazasında yaralanan sigortalısı olan dava dışı üçüncü şahıslara ödenen tedavi giderinin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1472 inci (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301 inci) maddesi, Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi ile 109 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; dahili davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. 2918 Sayılı KTK.’nun 109/4. maddesinde motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 155. maddesi hükmü, "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. (818 sayılı BK. Mad.134) Somut olayda; dava 06.03.2009 yılında açılırken kazaya karışan araçların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenleyen Güven (yeni unvan; Groupama) Sigorta A.Ş. aleyhine açılmış, yukarıda belirtilen bozma ilamları gereği Sosyal Güvenlik Kurumu 6111 sayılı yasa uyarınca davaya dahil edilmiş olup, dahili davalı ... tarafından süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davaya dahil edilmesi yargılama sırasında yasal değişiklik gereği olduğundan, ileri sürülen zamanaşımı defi dava tarihi olan 06.03.2009 tarihi itibariyle değerlendirilecektir. Davacı ... tarafından sigortalıları dava dışı şahıslar olane son yapılan ödeme 07.06.2005 tarihinde, 'a son yapılan ödeme 06.03.2007 tarihinde, 'ya son yapılan ödeme 10.04.2006 tarihinde, 'ye son yapılan ödeme 19.07.2007 tarihinde, ... ye son yapılan ödeme 19.07.2007 tarihinde, 'a son yapılan ödeme 22.03.2007 tarihinde, a son yapılan ödeme 13.07.2007 tarihinde, 'a son yapılan ödeme 17.10.2008 tarihinde, e son yapılan ödeme 16.07.2006 tarihinde yapılmış olup; bu kişilerden son yapılan ödeme 07.06.2005 tarihinde, 'ya son yapılan ödeme 10.04.2006 tarihinde, 'e son yapılan ödeme 16.07.2006 tarihinde yapılmış olup, bu ödemeler yönünden ödeme tarihlerinden itibaren dava tarihi itibariyle yukarıda açıklanan iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir. VII. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, sağlık sigortası poliçeleri uyarınca sigortalılarının, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerini ödeyen davacının ödediği bedellerin, zarardan sorumlu olanların trafik sigortacısı olan davalı ... ve yargılama sırasında davaya dahil edilen dahili davalı SGK'dan 6102 sayılı TTK'nın 1472 nci (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, dahili davalı SGK vekilince temyiz edilmiştir. Esasen bir borçlar hukuku kurumu olan halefiyet, TBK m. 127 ile genel olarak düzenlenmiş olup her zaman üçlü hukuki ilişkinin var olduğu durumlarda gündeme gelen bir hukuki kurumdur. Borçlunun borcunu sözleşmeden veya kanundan kaynaklanan sebeplerle ifa etmek durumunda kalan üçüncü kişi ilke olarak, o oranda alacaklının yerine ikame olur ve bundan böyle onun haklarına sahiptir. Sigorta sözleşmelerine dayanan taleplere ilişkin olan zamanaşımı süresi TTK m. 1420 ile genel olarak düzenlenmiş; ancak, TTK m. 1420/1 ile sorumluluk sigortalarına ilişkin olarak zamanaşımını düzenleyen TTK m. 1482 hükmü, TTK m. 1420/2 ile de diğer kanunlardaki hükümler (örneğin KTK m. 109) saklı tutulmuştur. TTK m. 1420'de öngörülen ve sigorta sözleşmesinin taraflarını ilgilendiren iki yıllık sürenin, halefiyete dayanan rücu davalarında uygulanması mümkün değildir. Sorumluluk sigortalarına ilişkin sigorta sözleşmelerinde zamanaşımı ise TTK m. 1482'de düzenlenmiş olup sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. Bu maddede sigorta sözleşmesinden söz edilmemiş olup zarar görenin uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla doğrudan sigortacıdan isteyebilmesine olanak tanıyan TTK m. 1478 ile TTK m. 1482 birlikte değerlendirildiğinde, bu hükümlerin sadece zarar gören üçüncü kişinin sigortacıya yönelik istemleriyle ilgili olduğu, sigorta ettirenin sigortacıya karşı ileri sürebileceği istemlerin ise genel hükümler arasında yer alan TTK m. 1420 hükmüne (iki senelik zamanaşımına) tabi olacağı sonucu çıkmaktadır. TTK m. 1420/2'de diğer kanunlardaki hükümler saklı tutularak, zamanaşımı süreleriyle ilgili olarak başka kanunlarda farklı bir düzenleme yapılabileceği öngörülmüştür. 2918 sayılı KTK m. 109 ile de farklı bir düzenleme yapılmıştır. KTK m. 109'da yer alan düzenleme, TTK'da yer alan zamanaşımına ilişkin düzenlemelere kıyasla daha özel nitelikte bir düzenlemedir. Trafik sigortası da denilen ve KTK'da "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" adıyla anılan başvuru ve açılacak davalarda zamanaşımı süreleri ise KTK m. 109'da düzenlendiği gibidir. KTK da yer alan iki yıllık zamanaşımı süresi TTK m. 1420'de öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinden farklı olarak alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren değil, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır. KTK m. 109/2'de davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve ceza kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. Halefiyete dayalı rücu davalarında sigortacı, sigortalısının dava hakkını devraldığından, sigortalının sahip olduğu ceza zamanaşımından da yararlanacaktır. Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer. Yani, sigorta ettiren kişinin sahip olduğu hak aynen sigortacıya intikal eder. İlgili hak için başlamış olan zamanaşımı süresi de sanki hak sahibi hiç değişmemiş gibi devam eder. Özel sigorta hukukunda zarar sigortaları kapsamında halefiyete ilişkin TTK'nın 1472 nci maddesinde yer alan özel düzenleme şu şekildedir: "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." Bu konuyla ilgili olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 Esas, 1972/1 Karar sayılı kararında; sigorta bedelini ödeyen sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde ve sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı davanın zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı kişiye karşı açabileceği davanın zamanaşımına tabi olacağı ve aynı tarihte başlayacağına karar verilmiştir. Böylece ilgili hak için başlamış olan zamanaşımı süresi de sanki hak sahibi hiç değişmemiş gibi işlemeye devam edecektir. KTK'nın 109/4 maddesinde yer alan düzenleme ise, motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarına ilişkindir. Bu maddeye göre tazminat sorumlusunun diğer müteselsil tazminat sorumlularına karşı kendi kusurunu aşan miktarda yapmış olduğu ödemeyi rücu edebilmesi için öncelikle zarar görenin zararını tam olarak karşılaması, rücu edeceği müteselsil sorumlunun kusurlu olması gerekir. Tazminat sorumluları arasındaki rücuda, müteselsil sorumluluk ilkesi değil kusur esası uygulanır. KTK m. 111 uyarınca ise KTK'da öngörülen zamanaşımı sürelerinin kısaltılmasına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. KTK m. 109'da yer alan özel düzenlemeler dışındaki diğer hususlarda TBK m. 149 ve devamındaki genel hükümlerin uygulanması gerekir. Bununla ilgili KTK m.109/5 maddesinde yer alan düzenleme, diğer hususlarda genel hükümler uygulanır şeklindedir. Bu nedenle TBK'nın zamanaşımının kesilmesine ilişkin 154 üncü maddesinin yanında, kesilen zamanaşımı süresinin yeniden başlamasına ilişkin 156 ve 157 nci maddelerin de dikkate alınması gereklidir. Halefiyet davası, aslında bir tazminat davasıdır. Halefiyette zamanaşımı süresi ve bu sürenin başlangıç tarihi açısından, sigorta ettiren ile zarara sebebiyet veren kişi arasındaki ilişki önem taşımaktadır. Sigortacı sigortalısının yerine geçmekte, sigortalı ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkiye göre dava sürdürülmektedir. Bu nedenle görülecek davada yetkili mahkeme, zamanaşımı ve ispata dair kurallar, sigortalı ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenir. Bu hukuki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresi, halefiyet davasında da geçerlidir. Zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler, sigorta şirketi için de uygulanır. Zarara sebebiyet veren aleyhinde aynı olay sebebiyle zarar gören ile onun halefi yönünden, başlangıç ve sona erme tarihleri farklı iki tür zamanaşımı kabul edilemez. Somut olayda davacı ..., davalı Güven Sigorta A.Ş nezdinde trafik sigortalı araçların sebep olduğu trafik kazaları sonucu yaralanan sigortalılarına sağlık sigorta poliçeleri uyarınca ödediği tedavi giderlerini sigortalılarının haklarına halef olarak talep etmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle halefiyete dayalı davada sigortacı, halefi olduğu kişilerin zamanaşımı sürelerinden yararlanacaktır. Davacının sigortalılarının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazalarının cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması ve kaza tarihleri itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bir kısım ödeme yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2541, K. 2023/13306, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-2541-e-2023-13306-k-a2081e61bf8a