Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2347 E. 2024/689 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2347
Karar No
2024/689
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/39 - 2022/515 DAVACILAR : ... (ölü) mirasçıları 1.... 2.... 3.... 4.... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1. ... (ölü) mirasçıları:... ve ... vekilleri Avukat ... 2.... DAVA TARİHİ : 08.04.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının aracını şahitler huzurunda 30.01.2014 tarihli yazılı sözleşme ile davalı ...'e satıp teslim ettiğini, ancak aracın resmi satışının yapılamadığını, davalı ...’un aracı sürücü belgesi olmayan davalı ...'ye kullandırdığı sırada trafik kazasının meydana geldiğini, kaza nedeniyle dava dışı...'ın yaralanıp maluliyetin oluştuğunu, sigorta şirketi tarafından dava dışı Bekir’e yapılan ödemenin davacıdan rücu edilerek alındığını belirterek davacı tarafından ödenen 42.500,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduğunu, kaza tarihinde aracın davacı üzerinde kayıtlı olduğunu, bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.04.2016 tarihli ve 2016/188 Esas, 2016/182 Karar sayılı kararıyla; noter haricinde yapılan yazılı sözleşmeler ile araç devrinin mümkün olmadığı, dosya kapsamına göre noterde yapılmış bir devir sözleşmesi olmadığı için davacının işleten sıfatının devam ettiği, bu nedenle davalı ... yönünden ve davacının, sürücü ile birlikte işleten olarak kusursuz sorumluluğu bulunduğundan davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarihli ve 2018/1232 Esas, 2019/5509 Karar sayılı ilamı ile "...Dosyanın incelenmesinde; yargılamanın HMK'nın 137 ve devamı maddelerine aykırı olarak mahkemece usulüne uygun şekilde tarafların ön inceleme duruşmasına davet sağlanmadan, iddia ve savunmaları kapsamında uyuşmazlık konuları hakkında belirleme yapılmadan, tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarına geçilmeden ve HMK'da öngörülen yargılama aşamaları usulüne uygun tamamlanmadan hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı ... arasında haricen araç satış sözleşmesi yapıldığı, tanık beyanları ve dosya kapsamında bulunan sözleşme başlıklı 30.04.2014 tarihli belge ile davalı ...'un haricen satış tarihinden sonra araçta meydana gelebilecek zararlardan sorumlu olduğunun düzenlendiği, sözleşmede imzası bulunan tanıkların mahkemede dinlendiği ve kısmen sözleşme içeriğini doğruladıkları, bu halde davalılardan ...'ün kaza meydana geldiği sırada aracın işleteni sıfatıyla maliki olduğu, davalı ...'nin kaza anında dava konusu aracın sürücüsü olup kusuru oranında meydana gelen zararın giderilmesinden sorumlu bulunduğu, davacının dosya kapsamında bulunan ödeme belgelerine göre ödemiş olduğu 42.500,00 TL'nin gerçek zarar olduğu, davalıların icra takibi ve ceza dosyasında taraf oldukları ve ödenen bedelin tümünden sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile 42.500,00 TL’nin dava tarihinden (... için temerrüt tarihi olan 16.03.2016 tarihinden) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselisen tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ve davalı ... arasındaki araç satış sözleşmesinin noter huzurunda resmi şekilde yapılmadığı, davacının araç işleten sıfatını haiz olduğu, bu nedenle rücu koşullarının oluşmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle davacı tarafından ödenen tazminatın davalı araç işleteni ve davalı sürücüden rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türk Ticaret Kanunu'nun 1281 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48 inci maddesi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılardan ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalılardan ... ve ... vekilinin diğer temyiz sebepleri incelendiğinde; Dava, trafik kazası sonucu davacı tarafından ödenen tazminatın davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olup zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen davalılardan her biri, yalnızca kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumludur. Rücuda teselsül olmaz ilkesi uyarınca, her bir davalının somut olayın meydana gelmesindeki kusur oranı tespit edilerek tazminat miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece hatalı değerlendirme ile davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olmaları doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılardan ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılardan ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2347, K. 2024/689, T. 18.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-2347-e-2024-689-k-19958b47692f