Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16926 E. 2023/6763 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/16926
Karar No
2023/6763
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1666 E., 2022/1556 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Esastan reddine-Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2015/171 E., 2019/108 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri ve davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin davacılar Hatice ve ... yönünden kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 23.10.2014 tarihinde davalı sigorta şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan, davalı ...’un sürücüsü olduğu aracını davacı ...’in eşi, davacılar... ve ...’nin babası olan destek yayaya çarpması sonucu vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarını ve manevi olarak da büyük bir zarara uğradıklarını belirterek bu zararların tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Hatice ve... için 1.000,00’er TL, davacı ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 2.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, sigorta şirketi sigorta limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacak şekilde müşterek müteselsil tahsilini, her bir davacı için 10.000,00’er TL toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsilini talep etmiş, 07.02.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı ... yönünden herhangi bir artış yapmadıklarını belirterek davacı ... için maddi tazminat talebini 5.744,14 TL'ye, davacı ... için 207.615,40 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, manevi tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatına dahil olmadığından müvekkili şirket yönünden hüküm kurulmaması gerektiğini, tazminat hesaplamasının vefat edenin tüm geliri üzerinden değil sadece bedeni çalışmasının karşılığı olan ücreti üzerinden hesaplama yapılmasına karar verilmesini, müvekkili şirketin dava açılmasına keyfi ve haksız olarak sebep olmadığından yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının herhangi bir kusuru olmadığını, olay tarihinde gece vakti müteveffanın alkollü vaziyette devlet ana karayolunda araçlara geçiş için öncelik hakkı vermeksizin aniden karşıya geçmek istediği sırada trafik kazası meydana geldiğini, mevcut kazada davacıların murisinin aslen ve tamamen kusurlu olduğunu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatına dayalı maddi tazminat taleplerinin hukuksal dayanağı olmadığını, davacılardan ...'ün yaşı, ekonomik ve sosyal durumu, kurumca bağlanan maaş miktarı ve erken intikal eden miras gelirleri nedeniyle, diğer davacılar olan ... ve ...' ün reşit olmaları sebebiyle müteveffanın desteğinin yoksun kalmalarının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hatice ve...’ın maddi tazminat taleplerinin kabulüne, Hatice için 207.615,40 TL, ... için 5.744,14 TL olmak üzere toplam 213.359,54 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...’dan kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan sigorta şirketinden sigorta limiti ile sınırlı olarak müşterek müteselsil alınarak davacılara verilmesine, davacı ...’ün destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; reddolunan asıl alacak miktarı 100,00 TL olmasına karşın davalılar lehine 2.725,00'er TL avukatlık ücretine hükmolunmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müteveffa ...' ün alkollü bir vaziyette Devlet Ana Karayolunda aniden karşıdan karşıya geçmeye çalışması ve ne trafik lambası ne de yaya geçidi bulunmayan yolda araçlara geçiş için öncelik hakkı vermeden hatalı bir şekilde hareket etmesi neticesinde kazanın meydana geldiğini, müteveffanın aslen ve tamamen kusurlu olduğunu, davalı sürücünün ise olayın meydanın gelişinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca aktüer hesabı uzmanı tarafından tanzim edilen raporların da eksik ve hatalı olduğunu, Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde kayıtlı bulunan 2014/643 E. sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerekirken bu dosya kesinleşmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müteveffanın kaza tarihinde ek gelir elde ettiğinin tespit edilebilmesi için öncelikle müteveffanın bu yerlerde çalıştığına ilişkin kesin belgelerin bulunmasının ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gelirin belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı Sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde; kazanılmış haklar gözetilerek hüküm kurulması gerektiğini, 02.01.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı ve davalıların tüm itirazlarının reddedildiğini, bu duruma göre yeniden hesaplama yapılmayıp 24.09.2018 tarihli hesap bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarı üzerinden (180.980,97 TL) dosyanın karara çıkartılmış olması gerekirken, buna dikkat edilmediğini, yeniden hesaplama yapılarak usuli kazanılmış haklar korunmayarak dosyanın karara çıkartıldığını, bilirkişi tarafından düzenlenen 24.09.2018 tarihli kök rapora ve 02.01.2019 tarihli ek rapora itiraz edildiğini, itirazları doğrultusunda yeniden hesaplama yapılmasına karar verilmesi gerekirken itirazları dikkate alınmadan dosyanın karara çıkartılmış olması sebebiyle haksız zenginleşmeye yol açılmış olmasının istinaf sebebi olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... vekilinin kusura ilişkin itirazlarının kabul edilmediği, zira kaza tespit tutanağında davalı sürücüye kusur izafe edilmiş olduğu gibi, ceza dosyasında keşfen alınan bilirkişi raporunda da İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da davalı sürücünün kazada asli ve tam kusurlu olduğunun belirtilmiş olduğu, mahkemece alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunun da aynı yönde olduğu, dosyada bu hususta bir çelişki bulunmadığı, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından (yalnızca ehliyete elkoyma yönü bakımından düzeltilerek) onanmış olduğunun UYAP sorgusunda anlaşıldığı, tüm dosya kapsamına göre mahkemece davalının %100 kusurlu olduğunun kabulü ile hüküm tesisinde usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, yine ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğine dair itirazı; eldeki davanın niteliği ve delil durumuna göre böyle bir zorunluluk bulunmadığından yerinde görülmemekle birlikte, kaldı ki Uyap sorgusunda ceza davasındaki mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olduğu davalılardan ... vekili tarafından müteveffanın gelir durumuna ilişkin olarak yapılan itirazın değerlendirilmesinde; vefat ettiğinde 52 yaşında olan müteveffanın emekli olduğu, ancak ek gelir elde etmeye devam ettiğine yönelik iddialar bakımından mahkemece araştırma yapıldığı, bu kapsamda müteveffanın arazisi ve hayvanları olduğunun tespit edildiği, bununla birlikte gelir miktarına ilişkin belge bulunmadığından hükme esas alınan aktüer raporunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış olduğu buna göre, vefattan sonra arazi ve hayvanlarıyla ilgilenmek üzere bir işçi tutulması halinde de asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekeceği ve verilen kararda da asgari ücretin üzerinde bir tutara göre hesap yapılmamış olduğu, kaldı ki herhangi bir işte çalışılmasa dahi salt yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin ekonomik bir değer taşıması ve bundan yoksun kalan hak sahipleri bakımından zarar oluşacağı dikkate alınarak hesaplamada usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazları yönünden ise, hükme esas alınan aktüer raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınmakla birlikte, yaşam süreleri bakımından davalı taraf lehine daha kısa süreler benimsenmiş olmasına ve davacı tarafın bu yönde bir istinafı da olmamasına göre bu husus karar kaldırma nedeni yapılmadığı, alınan kök raporda müteveffanın 65 yaşına kadar hesaplanan aktif döneminin ek raporda 60 yaş olarak düzeltilmiş olduğu, hesaplanan bakiye ömür miktarında davalı sigorta şirketi iddiasının aksine matematiksel bir hata bulunmadığı, müteveffanın anne-babası çok önceden vefat ettiğinden tazminatta hesaba katılmadığı, ek raporda davalı sigorta şirketi itirazının aksine kazanılmış haklara aykırı nitelikte bir tazminat artışı sözkonusu olmayıp, aksine 65 yaş yerine 60 yaşın aktif dönem üst sınırı alındığı, ancak ek rapor itibariyle 2019 yılı asgari ücreti de belirlenmiş olduğundan -hüküm tarihine en yakın güncel tazminat hesabı yapılması gerekliliğinden hareketle-2019 yılı asgari ücret tutarı dikkate alınarak güncelleme yapıldığı, davacılardan... bakımından yüksek öğrenim başlama ve terk tarihlerine göre hesap yapılmasında da bir hata bulunmadığı, davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı bakımından ise “taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceğine dair mahkemenin tavzih talep reddine dair ek kararında usul yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmamakta olup bu yanlışlığın istinaf incelemesi sonucunda düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf itirazının yerinde görüldüğü, şöyle ki, davacılardan ... bakımından dava dilekçesi ile yalnızca 100,00 TL maddi tazminat istendiği, ıslah ile de arttırılmadığı dikkate alındığında reddedilen tutar 100,00 TL olduğu halde, mahkemece reddedilen maddi tazminat tutarını geçecek şekilde davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, bu red sebebi tüm davalılar bakımından ortak olduğundan tüm davalılar yararına yalnızca bir defa 100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, yine hükümde bu kısımda; "davacılardan alınarak davacı tarafa verilmesine" şeklinde yazım hatasına dayalı kısma yönelik davalı ... vekilinin maddi hata düzeltim talepli dilekçesi ile iki defa yazılan "davacılara" kısmında düzeltme yapıldığı, ancak davacı tarafça bu hususun da istinafa getirildiği anlaşılmakla, karar kaldırılıp yeniden hüküm kurulacağından, yapılacak düzeltmede miktar ve kelime grubundaki tüm hataların giderilmesi gerektiği bu yönlerden davacıların vekalet ücretine yönelik itirazının kabul edildiği gerekçesiyle; davalı ... vekili ve davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı ... ve ... bakımından maddi tazminat taleplerinin kabulü ile ... için 207.615,40 TL ve davacı ... için 5.744,14 TL destekten yoksun kalmak tazminatı olmak üzere toplam 213.359,54 TL'nin davalı ...'tan kaza tarihi olan 23.10.2014 tarihinden itibaren, davalı Hür Sigorta A.Ş.'den 16.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hür Sigorta Şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı yana ödenmesine, davacı ... bakımından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacı yana ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın asli kusurlu olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, müteveffanın emekli aylığı dışında ek geliri olduğunun kabulü ile hesaplama yapılmış ise de müteveffanın buralarda çalıştığının ispat edilmesi gerektiğini, hayvancılık ve tarım işi yapıyorsa da bunun mirasçılara kaldığını aynı şekilde gelir elde ettiklerini bu gelirler ile hesap yapılmaması gerektiğini, mirasçıların bu yönden gelir kaybı yaşamadıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; asıl rapora yapılan davalı ve davacı itirazlarının yerinde olmadığı belirlendikten sonra güncel veriler ile hesap yapılmasının hatalı olduğunu, davalı yönünden usuli kazanılmış hak ihlali olduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadan karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan, davalılardan ...’ un kullandığı aracın karıştığı trafik kazası sonucu vefat eden yayanın desteğinden yoksun kalan eş ve çocukların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin davacılardan ... hakkında kurulan hükmü yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, davalılar vekillerinin temyizi yönünden, temyiz sınırı, her bir dava arkadaşının davası için kabul edilen miktarlar bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. Davacılardan ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalılar vekillerinin bu davacıya yönelik temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin diğer davacılar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Sigorta Şirketi vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR 1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta Şirketi AŞ vekili ile davalı ... vekilinin davacı ...'e yönelik temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Tasfiye Halinde Hür Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin, davacılar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve Hür Sigorta A.Ş (sigorta sorumlusu)'ne iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16926, K. 2023/6763, T. 22.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-16926-e-2023-6763-k-dc26ddab15bf